Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay "Türk'ün nizam kurma kudretinin stratejik aklı, bilge liderimiz Devlet Bahçeli'de temsil edilmektedir. O'nun bütün açıklamaları, çağrıları, siyasi hamleleri, millî tarih şuuruyla Türkiye'nin jeopolitik konumunu dikkate alan, keskin ve isabetli öngörüleri içeren stratejik bir aklın ve samimi bir düşüncenin neticesidir" dedi
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay bugün Manisa İl Başkanlığı tarafından düzenlenen Genişletilmiş İl İstişare Toplantısına katıldı.

Toplantıya Manisa İl Başkanı Cüneyt Tosuner, Manisa Ülkü Ocakları İl Başkanı Emirhan Sallıtepe, Şehzadeler İlçe Başkanı Şener Özten, Yunusemre İlçe Başkanı Bülent Kovancıoğlu, il yönetim kurulu üyeleri, Türkiye Kamu-Sen İl Temsilcisi ve Türk Sağlık-Sen Manisa Şube Başkanı Aydın Akagündüz, Türk Eğitim-Sen 1 No'lu Şube Başkanı Koray Özgürler, Türk Eğitim-Sen 2 No'lu Şube Başkanı Ceyhun Karabacak, Türk Büro-Sen 1 No'lu Şube Başkanı Ahmet Ağır, Türk Büro-Sen 2 No'lu Şube Başkanı Ahmet Atmaca, Türk Yerel Hizmet-sen Manisa Şube Başkanı Hakan Göktaş, Türk Haber-Sen Manisa İl Temsilcisi Serkan Bezciler, Türk Ulaşım-Sen Manisa İl Temsilcisi Salim Baykal katıldı.
Toplantıda gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay şunları söyledi:

MHP sorumluluk ve inisiyatif alan bir parti
Milliyetçi Hareket Partisi, Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli'nin liderliğinde; ilkeli, sorumlu, sorun çözen, çözüm üreten, sorumluluk ve inisiyatif alan bir partidir.
Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli'nin hafızalarımıza kazıdığı "önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben" anlayışını rehber edinmiştir.
Milliyetçi Hareket Partisi'nin siyaset anlayışının merkezinde ülkemizin birlik ve bekası, milletimizin huzuru, kardeşliği, refahı, güvenliği ve milli çıkarları her şeyden önce gelmektedir.
Milliyetçi Hareket Partisi, Türk siyasi tarihindeki kriz anlarında "düğümü gören ve çözen", "ülkeyi krizden kurtaran" bir mihenk taşı parti olarak yerini almıştır.
Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli, ülke gündemindeki olaylara günübirlik kısır siyasi hesaplar üzerinden değil, millet ve devlet merkezli bakmakta, ülkede yaşanan sorunları kaşıyıp siyasi rant hesabı yapmak yerine, ülke menfaatine sorunların giderilmesine öncülük yapmaktadır
Türk'ün nizam kurma kudretinin stratejik aklı, bilge liderimiz Devlet Bahçeli'de temsil edilmektedir. O'nun bütün açıklamaları, çağrıları, siyasi hamleleri, millî tarih şuuruyla Türkiye'nin jeopolitik konumunu dikkate alan, keskin ve isabetli öngörüleri içeren stratejik bir aklın ve samimi bir düşüncenin neticesidir. Öngörülerinin isabeti defalarca ispatlanmıştır. Bu öngörülerindeki kararlılığı her türlü takdirin üzerindedir.
1 Ekim 2024'te Sayın Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli barış, kardeşlik ve iç cephenin bütünlüğü için "millî birlik" davetini yenilemiştir. Bu davet 22 Ekim 2024'te "Terörsüz Türkiye" şeklinde stratejik bir çerçeveye kavuşmuştur.
"Terörsüz Türkiye" yalnız iç barışımız için değil, aynı zamanda Mavi Vatan'da, Kıbrıs'ta, Balkanlar'da, Kafkasya'da, Orta Asya'da, Afrika'da daha güçlü jeopolitik sağlam duruşun ve istikrarın da şartıdır.
Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli'nin 22 Ekim 2024'te de yaptığı Terörsüz Türkiye çağrısını tam olarak anlayabilmek için Türkiye'nin jeopolitik konumunu, etrafımızda yaşanan hadiseleri, küresel ve bölgesel oyunları iyi idrak etmemiz gerekir.

Etrafımızda son yıllarda savaşlar, iç karışıklıklar, vekâlet çatışmaları hiç eksik olmadı. Bilhassa son 35 yılda etrafımızda 15 büyük savaş, iç savaş ve çatışmalar yaşandı. Kaynakları hızla tükenen ve korkunç doğal afetlerle yüzleşmeye başlayan bir dünyada yaşadığımızı da unutmamalıyız. Zorlu şartlar insanlığı bekliyor. Bu sebeple içimizde ne kadar güçlü olursak zorluklara karşı da o denli başarıyla mücadele ederiz.
Türkiye'yi büyüteceğiz, iç cephemizi kuvvetlendireceğiz, kardeşliğimizi pekiştireceğiz. Bunu mutlaka başaracağız. Bu sürecin kazananı ülkemiz ve bölgemiz olacaktır, bu sürecin kazananı 86 milyon tüm milletimiz olacaktır, kazanan aydınlık yarınlarımızın teminatı evlatlarımız olacaktır.
Türkiye, Cumhur ittifakı ve Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi sayesinde başta milli savunmada olmak üzere terörle mücadelede, ekonomide, bilişimde, enerjide, teknolojide, sağlıkta, dış politikada ve daha birçok alanda büyük bir atağa geçmiştir. Bu istikrar içerisinde artık Türkiye dünyanın ufkunda parlayan bir yıldız haline gelmiştir. 21'inci yüzyıl Türk ve Türk yüzyılı hedeflerimize emin adımlarla yürüyoruz.

Gündemimizin ilk maddesi ekonomi
Türkiye Cumhuriyeti'nin sahip olduğu istikrarın ve gücün farkındayız. Şu anda gündemimizin ilk maddesi ekonomik istikrardır. Küresel bir dünyada yaşıyoruz. Dünya siyaseti ve ekonomisindeki her gelişmeden ülkemiz de etkilenmektedir. Milli çıkarlarımızı sahip çıktığımız için ülkemize uygulan ekonomik yaptırımlar, Dünya genelindeki ekonomik krizler ve durgunluklar, bölgemizdeki savaşlar, çatışmalar ve yüzyılın felaketi olarak nitelendirilen 6 Şubat Kahramanmaraş depremi ülkemizin ekonomisi üzerinde ciddi baskılar oluşturmuştur. Deprem felaketinin ülkemiz ekonomisine maliyeti 100 milyarı doları aşmıştır. Bütün bu olumsuzluklar ülkemiz ekonomisi üzerinde ciddi olumsuzluklara neden olmuştur. Bunları atlatmak kolay değildir. Cumhur İttifakı olarak büyük bir kararlılık ve aldığımız tedbirlerle bu sürecin sonuna gelmiş buluyoruz. Fahiş fiyat artışlarının frenlenmesiyle birlikte yakın gelecekte satın alma gücü artacak. Özellikle dar gelirli vatandaşlarımızın ve emeklilerimizin durumunu yakından takip ediyoruz. Emekli vatandaşlarımızın sorunlarını ve beklentilerini çok iyi biliyoruz; buna ilişkin çalışmalarımız aralıksız devam etmektedir. Ayrıca deprem bölgesindeki çalışmaların bitmesiyle birlikte önümüzdeki yıldan itibaren deprem bölgesinde ayrılan kaynaklar özellikle dar gelirli vatandaşlarımızın ve emeklilerimizin hayat standardının yükselmesi için kullanılacak.
"Çiftçilerimizin krediye ulaşımı kolaylaştırılmalıdır"
Tarımsal girdi maliyetleri düşürülmeli, çiftçilerimizin krediye ulaşımı kolaylaştırılmalıdır
Manisa tarım şehri olduğu kadar güçlü sanayi altyapısı, Organize Sanayi Bölgeleri ve buna bağlı olarak da yüksek üretim kapasitesi sanayi kentidir.
Milliyetçi Hareket Partisi olarak yüksek verimlilikte ve kaliteli ürün üreten, teknoloji kullanabilen, ülke insanını besleyebilen ve ihracat kapasitesi yüksek, büyümeye sürdürülebilir katkı sağlayan bir tarım politikası öngörüyoruz. Bu kapsamda çiftçinin vergi ve prim yükü hafifletilmelidir. Tarımsal destekler, üretici refahını artıran, girdi maliyetlerini azaltan, üretim maliyeti ve ürün fiyatı dengesini gözeten, üretimde verimliliği artıran bir anlayışla belirlenmeli ve uygulanmalıdır.
Yüksek girdi maliyetleri altında üretimini fedakârca sürdüren çiftçilerimiz ürettiği ürünlerden elde ettiği geliri artıracak ve daha fazla üretmesini sağlayacak köklü tedbirleri uygulamaya koymamız lazımdır.
"Damla sulama sistemine geçişle ilgili teşvikler artırılmalıdır"
Geçtiğimiz yüzyılda dünyada yer altı kaynakları için yürütülen mücadele artık tarım alanlarının ve su kaynaklarının kontrolü için verilmektedir. Küresel ısınma nedeniyle önümüzdeki yıllarda su sıkıntısı daha da artacaktır. Bu nedenle damla sulama sistemine geçişle ilgili teşvikler artırılmalıdır.
Tarım stratejik bir sektördür. Çiftçi üretirse Türkiye doyar, Türkiye büyür; üreten Türkiye güçlü Türkiye için tarımsal destekler arttırılmalı, çiftçilerimizin tarımsal krediye ulaşması kolaylaştırılmalıdır. Tarımsal kredi kullanacak olan çiftçilerimizden borcu yoktur yazısı istenmektedir. Kredi çekmek için borcu yoktur yazısı daha önceden de istenmekteydi. Ancak devletimiz çiftçimizin üretimi aksamasın, tarlası boş kalmasın diyerek bu konuda esnek davranıyordu. Sağlanan bu esneklik sayesinde çiftçimiz aldığı krediyle mazotunu, gübresini alıyor, tarlasını ekiyor, hasat yapınca da kredi borcunu ödüyor, evinin ihtiyacını gideriyor, çocuğunu askere gönderiyor, düğün yapıyor, çocuğunun okul harçlığını veriyordu. Ancak son zamanlarda bu esneklik kaldırılmış, çiftçilerimizin krediye ulaşımı zorlaştırılmıştır. Üretimin aksamaması için bu yapıcı esnekliği tekrar devreye alınmalıdır.
"Esnaf krediye ulaşamazsa, maliyetler artacak"
Esnaf ve sanatkarlarımızın krediye ulaşımı kolaylaştırılmalı, basit usuldeki esnaflarımızın gerçek usule geçirilmesine yönelik düzenleme gözden geçirilmelidir
Esnaf ve sanatkarlarımızın en önemli sorunlarından biri krediye ulaşma sıkıntısıdır. Vergi ve prim borçları nedeniyle kredi kullanamayan esnaf ve sanatkârların ciddi bir finansman sorunu yaşamaktadır. Esnaf krediye ulaşamazsa, maliyetler artacak, bu maliyetler ürün fiyatlarına yansıyacak; enflasyon daha da artacaktır. Bununla birlikte istihdam azalacak, esnaf evinin geçimini dahi yapamaz hale gelecektir. Bir an evvel borçların yapılandırılması, ardından da bu kredilere erişimin sağlanması gerekiyor.
Esnaf ve Sanatkarlarımızın en önemli beklentilerinden biri de basit usuldeki bazı esnaflarımızın gerçek usule geçirilmesine yönelik düzenlemenin iptal edilmesidir. Ahilik kültüründen gelen esnafımız sadece bir tüccar değil devlet-millet kaynaşmasının, mahallenin emini ve bekçisidir. Onlar defter, beyanname ve stopaj sarmalına muhatap edilmemelidir. Basit usulden gerçek usule geçişin bir esnafa yıllık maliyeti vergiler hariç 90 bin lirayı bulmaktadır. Ustaların dükkân kapatmasıyla, zaten kanayan yaramız olan çırak yetişmeme sorunu iyice çıkmaza girecektir. Bu düzenlemenin ilk aşamada ötelenmesi ve yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Konu sadece nüfus kriterine veya coğrafi sınıra hapsedilmemelidir. Yıllık cirosu ve kâr haddi belirli bir seviyenin, örneğin, asgari ücretin yıllık tutarının belli bir katının altında kalan esnaf basit usulde kalmaya devam etmelidir. Genç ve yeni esnafa destek verilmelidir. Mesleğe yeni başlayan çırak ve kalfalar için geçiş süreci iki veya üç yıl ertelenmelidir. Kademeli geçiş, 2026 yılında gerçek usule geçecek esnafa ilk yıl için beyanname başına damga vergisi muafiyeti ve muhasebe desteği sağlanmalıdır. Ayrıca istihdamı da artıracak kredi, vergi, prim ve benzeri yeni teşvikler uygulanmalı, bazı giderlere ilişkin olarak ayrı bir esnaf tarifesi tatbik edilmeli, esnaf ve sanatkârın faaliyet çerçevesine ilişkin yasal düzenlemeler yapılmalıdır."