Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Suriye konusunda DEM Parti yönetimi tarafından yapılan açıklamalara tepki gösterdi.
Devlet Bahçeli "DEM Parti'nin Türkiye partisi olma yönündeki demokratik ve dengeli mücadelesini görmekle beraber, eski hastalıkların tekrar ve zaman zaman bir kez daha nüksetmesinin sorumluluk ahlakıyla çatışacağını düşünüyorum. Hatırlatmam maruz görülsün, fakat bu parti Türkiye'nin partisidir ve bu haliyle Türkiye'ye parmak sallaması asla ve kata meşru, masum ve makul görülemeyecektir" dedi.
DEM Parti yetkililerinin "Türkiye'yi uyarıyoruz" diyerek başlayan söz ve açıklamaları, SDG/YPG'yi aklama ve arkalama niyetlerinin çok üzücü ve sorunlu bir dil olduğunu ifade eden MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli şunları söyledi:
"Bakınız, Suriye'nin orasına burasına yuvalanan Siyonist alçaklık suyu bulandırmak, iç bütünlüğü yıkmak, iç bölünmeleri kışkırtmak için her yola tevessül ve teşebbüs halindedir.
Halep'in Eşrefiye ile Şeyh Maksut mahallerini içine alan çatışmalar her açıdan düşündürücüdür.
SDG/YPG yanlış üstüne yanlış yapmıştır.
Halep oradaysa arşının Şam'da olduğu netleşmiştir.
Trump ise ayaküstü bunları satmıştır.
Şu gerçeği tekrar vurgulamakta yarar olacaktır:

PKK'nın örgütsel varlığı feshedilmiş, silahlar bırakılmıştır.
Bu terör örgütünün uzantısı olan SDG/YPG'nin de akıbeti aynı olmalıdır.
Bizim için yegane geçerli olan İmralı'nın 27 Şubat çağrısı barışa ve kucaklaşmaya davettir, üstelik bölücü terör örgütünün bütün yapılarını bağlamaktadır.
SDG/YPG bundan bağımsız değildir, olması da mümkün değildir.
Görünen gerçek aynısıyla şöyledir:
Özellikle Mazlum Abdi isimli terörist Siyonizm'in yandaşıdır, İsrail'in kuklasıdır, PKK'nın kurucu önderliğine saygısız ve sadakatsizdir.
Hiç kimse, bilhassa DEM Parti Halep'te Kürt kardeşlerimize saldırıldığını, kanlarının döküldüğünü söyleyemez, söylese bile bunun inandırıcılığından bahsedilemez.
Kürt kardeşlerimizin kanı bizim kanımızdır, acısı bizim acımızdır.
Halep'te sivilleri canlı kalkan yapan, masumların arkasına saklanan, onları ölüme sürükleyen SDG/YPG'dir.
Çok şükür Suriye ordusu sivilleri sabırla ve tam tekmil halinde tahliye etmeyi başarmış, onların kılına bile dokunmamıştır.
DEM Parti yetkililerinin "Türkiye'yi uyarıyoruz" diyerek başlayan söz ve açıklamaları, SDG/YPG'yi aklama ve arkalama niyetleri hakikaten çok üzücü ve sorunlu bir dildir.
Terörsüz Türkiye'nin adım adım gerçekleştidiği bir süreçte her türlü fedakarlık yapılıyorken birden bire Halep gerekçesiyle sokaklara dökülmek, sivri dile saplanıp kalmak, Diyarbakır'dan İstanbul'a kadar meseleyi bağlamından koparıp istismar etmek hiç kimseye bir şey kazandırmayacaktır.
Bilinmelidir ki, Türk'ün kanı Kürt'e, Kürt'ün kanı da Türk'e haramdır.
Çünkü biz kardeşiz, biz kader ve keder ortağıyız.
SDG/YPG'nin Ankara'ya davet edilip müzakere edilmesini istemek ya aceleye getirilmiş bir açıklama veya meseleyi kavrayamayan ve gerçekleri göz ardı eden bir akıl tutulmasıdır.
İsrail'in güdümündeki terör örgütüyle pazarlık nasıl olacaktır?
Türkiye Cumhuriyeti böylesi bir zillete nasıl onay verecektir?
Muhatap bellidir, PKK'nın kurucu önderinden başkası asla değildir.
DEM Parti'nin Türkiye partisi olma yönündeki demokratik ve dengeli mücadelesini görmekle beraber, eski hastalıkların tekrar ve zaman zaman bir kez daha nüksetmesinin sorumluluk ahlakıyla çatışacağını düşünüyorum.
Hatırlatmam maruz görülsün, fakat bu parti Türkiye'nin partisidir ve bu haliyle Türkiye'ye parmak sallaması asla ve kata meşru, masum ve makul görülemeyecektir."