Menü MİLLİ SES | ÜÇÜNCÜ SAYFA HABER | UCUNCUSAYFAHABER.COM.TR
Tarih: 23.03.2026 17:31
Doç. Dr. Nimet Harmancı: "Down sendromlu bireylerin ihtiyacı anlayış ve destek"

Doç. Dr. Nimet Harmancı: "Down sendromlu bireylerin ihtiyacı anlayış ve destek"

Facebook Twitter Linked-in

Akdeniz Karpaz Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nimet Harmancı, "21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü" ile ilgili olarak hayatın en güçlü dilinin sevgi ve samimiyet olduğunu ifade ederek "Toplumların gelişmişliği yalnızca teknolojileriyle ölçülmez. Bir toplumun gerçek değeri, en kırılgan bireylerine sunduğu yaşam alanıyla ölçülür" dedi.

Down sendromlu bireylerin sevgi, eğitim ve fırsat eşitliğiyle topluma büyük katkılar sağlayabilen, hayatın her alanında var olabildiğine dikkat çeken Doç. Dr. Nimet Harmancı "Onların ihtiyaç duyduğu en önemli şey ise toplumun anlayışı, desteği ve kapsayıcı yaklaşım ile eğitimde, istihdamda ve sosyal yaşamda eşit fırsatlar bulabilmektir" değerlendirmesinde bulundu.

Akdeniz Karpaz Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nimet Harmancı'nın, "Farklı Çoraplar, Ortak Vicdan / Bir Gün Değil, Bir Farkındalık" başlıklı değerlendirmesi şöyle: 

 

 

EN GÜÇLÜ DERSİNİ HATIRLATAN GÜN

21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü… Farklı çorapların giyildiği, Down sendromlu bireylerin genetik farklılığına dikkat çekmek, haklarını savunmak, toplumla bütünleşmelerini ve aslında hepimize insan olmanın en sade ama en güçlü dersini hatırlatan bir gün. Down sendromu, 21. kromozomun üç kopya bulunmasıyla ortaya çıkan genetik bir farklılıktır. İşte bu yüzden 3. ayın 21. günü, bu bireylerin hayatına dikkat çekmek için sembolik bir anlam taşımaktadır. Ama mesele yalnızca genetik bir farklılık değildir. Mesele, toplum olarak farklılıkları nasıl gördüğümüzdür.

Çünkü Down sendromlu bireyler, çoğu zaman bizlere unuttuğumuz bir şeyi hatırlatır:

Hayatın en güçlü dili sevgi ve samimiyettir.

Toplumların gelişmişliği yalnızca teknolojileriyle ölçülmez. Bir toplumun gerçek değeri, en kırılgan bireylerine sunduğu yaşam alanıyla ölçülür.

Down sendromlu bireyler sevgi, eğitim ve fırsat eşitliğiyle topluma büyük katkılar sağlayabilen, hayatın her alanında var olabilen bireylerdir. Onların ihtiyaç duyduğu en önemli şey ise toplumun anlayışı, desteği ve kapsayıcı yaklaşım ile eğitimde, istihdamda ve sosyal yaşamda eşit fırsatlar bulabilmektir.

GERÇEK GÜÇ…

Toplumlar çoğu zaman benzerlikler üzerinden kendilerini tanımlarlar. Oysa gerçek güç, farklılıkları kabul edebilmekten ve onları bir zenginlik olarak görebilmekten gelmektedir. Bazen büyük farkındalıklar küçük sembollerle başlar. "Çorabını Gey da Gel" etkinliği de farklılıkların aslında toplumun en büyük zenginliği olduğunu hatırlatan anlamlı bir çağrıdır. "Çorabını Gey da Gel" etkinliği tam da bu noktada güçlü bir sembole dönüşüyor. Farklı çoraplar, aslında hayatın içindeki farklılıkları simgeliyor. Biri kırmızı, biri mavi; biri çizgili, diğeri puantiyeli… Ama sonuçta hepsi aynı amaca hizmet ediyor: farkındalık yaratmak ve empatiyi artırmak. Aslında bu basit gibi görünen sembolün ardında oldukça güçlü bir mesaj yatmaktadır: "Farklılıklar bir eksiklik değil, hayatın doğal ve değerli bir parçasıdır".

UMUT VERİCİ ADIMLAR

Son yıllarda Kuzey Kıbrıs'ta bu konuda atılan bazı adımlar umut verici düzeye gelmekte, özellikle Lefkoşa'da gerçekleştirilen sosyal farkındalık etkinlikleri, toplumun bu konuda daha bilinçli hale gelmesine katkı sağlamaktadır.

Bazı günler vardır ki bir şehir yalnızca sokaklarıyla değil, kalbiyle konuşur. Lefkoşa Türk Belediyesi'nin katkılarıyla gerçekleştirilen "Çorabını Gey da Gel" etkinliği de işte tam olarak böyle bir günün hikâyesi olarak karşımıza çıkmakta ve farklı çorapların aslında bir mesaj taşıdığını hatırlatmaktadır: "Farklılıklarımız bizi ayırmaz, bizi zenginleştirir"…

Ve o gün Lefkoşa sokaklarında yürüyen insanlar bize şunu hatırlatır:

"Gerçek birliktelik, herkesin aynı olduğu yerde değil; herkesin farklılıklarıyla kabul edildiği yerde başlar".

Son söz

Belki de bazen dünyayı değiştirmek için büyük sözlere değil, sadece farklı iki çorap giymeye ihtiyaç vardır.

Farklılıklarımızla birlikte daha güçlü, daha renkli ve daha insani bir toplum mümkün. Yeter ki aynı yolda yürümeyi öğrenelim.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —