Menü MİLLİ SES | ÜÇÜNCÜ SAYFA HABER | UCUNCUSAYFAHABER.COM.TR
Tarih: 24.03.2026 20:42
Erdoğan: “Savaşın bedelini tüm dünya ödüyor”

Erdoğan: “Savaşın bedelini tüm dünya ödüyor”

Facebook Twitter Linked-in

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı'nın ardından yaptığı açıklamada, İran'a yönelik saldırılar hakkında, "Son 25 gün bize şunu göstermiştir: Savaş, İsrail'in savaşı olmakla birlikte bedelini tüm dünya ödüyor. Savaş, Netanyahu'nun ikbal savaşı ama ceremesini sekiz milyar çekiyor. Netanyahu'nun başında olduğu katliam şebekesi, bölge barışı adına, insanlık adına artık derhal durdurulmalı, her ülke bu konuda cesur ve ön alıcı bir tutum sergilemelidir" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı'nın ardından basın açıklaması yaptı.

 

Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: 

"81 vilayetimizin yanı sıra dünyanın farklı ülkelerinde bizleri takip eden tüm vatandaşlarıma buradan saygılarımı, sevgilerimi gönderiyorum.

Konuşmamın hemen başında sizlerle birlikte milletimizin ve tüm İslam âleminin geçmiş Ramazan Bayramını tebrik ediyorum.

Her sene olduğu gibi bu yıl da Ramazan-ı Şerif'i anlamına ve ruhuna uygun bir şekilde idrak etmeye çalıştık. Ramazan boyunca iyilik, paylaşma ve yardımlaşma duygularımızı en üst seviyede yaşamaya ihtimam gösterdik. Ramazan sevincimize gölge düşürmeye çalışanlara rağmen 86 milyon olarak hamdolsun birbirimizin derdine derman olmanın, birbirimize dost, kardeş, komşu ve arkadaş olmanın sıcaklığını kalplerimizde hissettik. Gençlerimizden eğitimcilerimize, emniyet güçlerimizden cemaat vakıflarının temsilcilerine, emekçilerimizden şehit yakınlarımıza kadar çok geniş bir yelpazeden vatandaşlarımızla aynı sofra etrafında buluştuk.

Bu sene ikincisini tertiplediğimiz Külliyede Ramazan programımız halkımızın çok büyük ilgisine mazhar oldu. Çoğu çocuk ve genç olmak üzere 592 bin vatandaşımız bu vesileyle Külliyemizi ziyaret etti. Özellikle çocuklarımız kendileri için hazırlanan 12 bin metrekarelik alanda Ramazan sevincini doyasıya yaşadılar, eğlendiler, öğrendiler. Konferanslar, konserle, söyleşiler, imza günleri dâhil 8 binin üzerinde etkinliğin düzenlendiği Külliyede Ramazan programının Ankara'da çok önemli bir ihtiyacı giderdiğini memnuniyetle müşahede ettik.

Milletle ve milletin değerleriyle kavgalı çevrelerin hedef aldığı Maarifin Kalbinde Ramazan programımızda benzer şekilde okullarımızda Ramazan'ın çok farklı bir atmosferde teneffüs edilmesine katkı sağladı. Okul bahçelerini neşeyle dolduran çocuklarımızın Ramazan coşkusunu görmekten büyük mutluluk duyduk. Ramazan'da bir kere daha tanık olduk ki, kim ne derse desin, milletçe etle tırnak gibiyiz, 86 milyon biriz, beraberiz, ezelden ebede kadar kardeşiz. İnşallah bu topraklarda yaşadığımız müddetçe, sıkılmış bir yumruk misali tek yürek, tek bilek olmaya devam edeceğiz.

Buradan Ramazan-ı Şerif'i ve Ramazan Bayramı'nı bir kardeşlik, muhabbet ve dayanışma seferberliğine dönüştüren tüm vatandaşlarıma, düzenledikleri etkinliklerle öğrencilerimize millî ve manevi değerlerimizi aşılayan tüm öğretmenlerimize, ülkemizdeki ihtiyaç sahipleriyle birlikte dünyadaki mazlum ve mağdurlara da el uzatan vakıf, dernek ve hayırseverlerimize bayram süresince vatandaşlarımızın güvenli bir şekilde seyahat etmelerini sağlayan emniyet güçlerimize teşekkür ediyorum.

Rabbimden niyazım, bizleri bölgemizde silah seslerinin duyulmadığı, bomba ve füze gürültülerinin yerini çocukların sevinç çığlıklarının aldığı, bayramların bayram gibi yaşandığı o muştulu günlere kavuşturmasıdır.

Bayramın üçüncü günü Katar'dan aldığımız acı haber maalesef hepimizin yüreğini dağlamıştır. Katar-Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı bünyesinde eğitim faaliyetleri icra eden bir helikopterin kaza kırıma uğraması sebebiyle dördü Katarlı olmak üzere yedi personel şehit oldu. Kazada şehit olan Hava Savunma Binbaşı Sinan Taştekin, ASELSAN teknisyenleri Süleyman Cemre Kahraman ve İsmail Enes Can ile Katar Silahlı Kuvvetleri mensuplarına Cenab-ı Allah'tan rahmet niyaz ediyorum.

Katarlı kardeşlerimizin acısını paylaşıyor, şehitlerimizin kederli ailelerine, yakınlarına, arkadaşlarına başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Rabbim şehitlerimizin ruhlarını şad, mekânlarını inşallah cennet eylesin.

 

 

"TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİMİZİ BALTALAMAYI AMAÇLAYAN TAHRİKLER BİZDEN GEREKEN CEVABI ALACAKTIR"

Malumunuz bu yıl Ramazan Bayramı'nın ikinci günü baharın müjdecisi tabiatın yeniden dirilişinin sembolü olan Nevruz gününe tekabül etti. Nevruz, Anadolu'dan Kafkaslara, Orta Asya'dan Ortadoğu'ya pek çok yerde kardeş halklar tarafından asırlardır bayram havasında kutlanıyor. Daha önceki yıllarda Nevruz'un ruhuna hiç yakışmayan tatsız hadiseler yaşanmakla birlikte, terörsüz Türkiye sürecimizin de etkisiyle son iki yıldır bu olayların ciddi şekilde azaldığını görüyoruz. Diyarbakır ve İstanbul'da olduğu gibi Nevruz'u bahane ederek milletimizin sinir uçlarıyla oynayan alçaklarla ilgili de gerekeni yapıyoruz. Nevruz'un temsil ettiği değerlere gölge düşünen hiçbir provokasyona izin vermeyiz.

Bugünlerde stratejik önemi daha iyi anlaşılan Terörsüz Türkiye sürecimizi baltalamayı amaçlayan bu tarz tahrikler bizden gereken cevabı alacaktır. Türkiye'yi girdiği bu hayırlı yoldan döndürmeye ne provokatörlerin ne de onların özellikle ipini ellerinde tutan ağababalarının gücü yetmeyecektir. Önümüze çıkan çeşitli engellere rağmen 17 aydır büyük bir sağduyu ile yürüttüğümüz süreci inşallah menziline ulaştıracağız. Yolumuz yokuş olabilir, ama ülkemizin önü açıktır, ufku açıktır, Allah'ın izniyle yarınları aydınlıktır.

Burada şunun da bilinmesini isterim: Terörsüz Türkiye sürecimiz nasıl yarım asırlık kanlı bir oyunu bozuyorsa, terörsüz bölge idealimiz de Türkler, Kürtler, Araplar ve Farslar arasına nifak duvarları örmek isteyenlerin planlarına set çekmektedir. Bunu önce Suriye'nin kuzeyindeki gelişmelerde gördük, son olarak bunu İran'a yönelik kotarılmak istenen kirli planda gördük. Sadece bu iki bölgesel gelişmeye bakmak bile bizim bir buçuk sene önce ortaya koyduğumuz vizyonun isabetini ve stratejik değerini anlamak için kâfidir. Birlik ve beraberliğimiz güçlendikçe, kardeşliğimiz pekiştikçe, silah ve şiddetin devri kapandıkça, bunu özellikle söylüyorum, kazananı hep söylediğimiz gibi ülkemiz olacak, milletimiz olacak, bölgemizdeki kardeş halklar olacaktır, bundan hiçbir vatandaşımızın şüphesi olmasın.

Bakınız, biz bu coğrafyada bin yıldır beraber yaşıyoruz, bölgenin kadim sakinleri olarak hüznümüz de, sevincimiz de hep bir oldu. Bugün de kalbimiz birlikte atıyor, gözyaşlarımız birlikte akıyor. Şiddetin, kinin, nefretin diline teslim olmayacak, bölgemizde sevginin, barışın, kardeşliğin evrensel dilini yüceltmeye inşallah devam edeceğiz.

Maalesef savaşların gölgesinde geçirdiğimiz Nevruz'un başta milletimiz olmak üzere bölge halklarına barış, huzur, bereket getirmesini diliyorum.

Milletimizin Nevruz Bayramı'nı bir kez daha tebrik ediyor, bu anlamlı günün aramızdaki muhabbet bağlarını güçlendirmesini temenni ediyorum.

Kabine olarak Ramazan boyunca ve bayram süresince çalışmalarımıza hız kesmeden devam ettik. Gerek halkımızla buluşma ve kucaklaşma, gerekse dış politik temaslar bağlamında oldukça yoğun geçen iki haftayı daha geride bıraktık.

12 Mart'ta Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın Antonio Guterres'i Külliyemizde ağırladık ve kendisine Atatürk Uluslararası Barış Ödülünü bizzat takdim ettik. Gazze'deki soykırım başta olmak üzere, insani krizlere karşı en başından beri ilkeli ve tutarlı bir tavır ortaya koyan Sayın Guterres'e bir kez daha şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum.

13 Mart'ta Cerrahpaşa Tıp Fakültemizin birinci etabının temelini attık ve yapımı tamamlanan 16 hizmet binamızın resmî açılışını gerçekleştirdik. Aynı akşam Millî İrade Platformu tarafından tertip edilen iftar programına iştirak ederek İstanbul'daki kardeşlerimizle bir araya geldik.

Tıp Bayramını kutladığımız 14 Mart'ta ise sağlık çalışanlarımızla aynı iftar sofrasını paylaştık.

Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesini idrak ettiğimiz 16 Mart'ta Kur'an-ı Kerim'i Güzel Okuma Yarışması Büyük Finaline katılarak hocalarımızla, karilerimizle, hafızlarımızla aynı manevi havayı soluduk. Tilavetleriyle gönlümüze ferahlık veren Kur'an bülbülü kardeşlerimi bir kez daha tebrik ediyor, bu güzel programı tam 10 yıldır başarıyla ekranlara taşıyan TRT ailemize ve Diyanet İşleri Başkanlığımıza şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum.

17 Mart'ta Ankara'da Hacı İbrahim Demir Camii'mizi ibadete açtık. Yıllarca yeraltı mescitlerine mahkûm ve mecbur edilen başkentimize hem Selçuklu, hem de Osmanlı mimarisinden izler taşıyan yeni bir camiyi daha böylelikle kazandırmış olduk, bayağı güzel oldu maşallah.

Aynı gün bu kez gazeteci ve yazarlarımızı milletin evinde misafir ettik.

Tarihimizin en şanlı zaferlerinden biri olan 18 Mart Çanakkale Destanı'nın 111. yıl dönümünde hem eğitim ailemizle buluştuk, hem de Külliyemizde sahnelenen Şüheda 1915 tiyatro oyununu izledik.

Ramazan Bayramı'nın ilk gününde Rize'de vatandaşlarımızla bir araya geldik. Devamında Güneysu Tenzili Erdoğan Devlet Hastanemizin resmî açılış törenini icra ettik. Hem Güneysu ilçemize, hem de Rize'mize sağlık alanında çok önemli bir değer katan hastanemizin hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum.

Küresel sistem 2008 krizinden bu yana sancılı ve sarsıntılı olduğu kadar köklü bir değişim ve dönüşüm geçirmektedir. Söz konusu değişim dört ana eksende aktörler arasındaki rekabeti ciddi manada kızıştırmaktadır.

Uluslararası sistem temelde şu soruların cevabını aramaktadır: Teknolojiye kim yön verecek? Veriyi ve yapay zekâyı kim yönetecek? Üretim, tedarik ve tüketim zincirlerini kim domine edecek? Enerji kaynaklarını ve ticaret yollarını kim kontrol edecek? Çok kutupluluğa doğru evrilen dünya düzeninde yeni kutup başları kimler ve hangi ülkeler olacak? Evet, can yakıcı sonuçlarıyla bir süredir yüzleştiğimiz meselelerin özü ve özeti bu sorulara verilecek cevaplarda mahfuzdur.

 

"TÜRKİYE'NİN ENERJİ ARZ GÜVENLİĞİNİ GÜÇLENDİRECEK ADIMLAR ATTIK"

Tıpkı bir asır önce olduğu gibi yeni dünya düzeninin mücadele sahası olarak bir kere daha bölgemiz belirlenmiştir. Klasik ittifaklar çözülürken benzer tehdit ve tehlikelerle karşı karşıya olan ülkeler arasında yeni ittifaklar kurulmaktadır. Yine bu süreçte bölgesel iş birliğinin daha önce hiç olmadığı kadar öne çıktığını görmekteyiz. Dünyanın bu yeni çatışma ve savaş konjonktürüne Türkiye olarak, iktidar olarak hamdolsun çok iyi hazırlandık. Türkiye'nin enerji arz güvenliğini güçlendirecek adımlar attık, hem kaynak çeşitlendirmesi, hem de kendi yeraltı kaynaklarımızı devreye alacak projeleri hayata geçirdik. Ulaştırma alanında zaten ülkemizin kısa sürede yazdığı destan ortadadır. Şayet Londra'dan Çin'e kadar kesintisiz demiryoluyla gidilebiliyorsa, bu ülkemizde inşa ettiğimiz demiryolları, köprüler, tüneller sayesindedir. Bakınız ana muhalefetin 'kuşların göç yolunu engelliyor' diyerek karşı çıktığı İstanbul Havalimanımız bayram boyunca 5 bin 871 uçuşla toplam 874 bin yolcuya hizmet verdi. Havalimanlarımızın tamamında 16 bin 851 uçak trafiğiyle 2 milyon 531 bin yolcuya hizmet sunuldu. Demiryollarımızı 2 milyon 490 bin kişi kullandı. Diğer taraftan bankacılık sistemimiz başta olmak üzere finansal yapımızı beklenmedik şoklara karşı dayanıklı hâle getirdik. Toplam 47 ülke ile yüksek düzeyli işbirliği konseyleri tesis ettik. Afrika ve Latin Amerika gibi ilişkilerimizin kısıtlı olduğu coğrafyalarla ticari ve beşeri münasebetlerimizi ilerlettik. Sanayi ve üretimde 182 yeni organize sanayi bölgesi, 85 yeni teknopark kurarak altyapımızı tahkim ettik. Savunma sanayinde kat ettiğimiz mesafe ise akademik çalışmalara konu olan büyük bir başarı hikâyesidir. Karşılaştığımız onca engele, gizli-açık ambargoya rağmen hamdolsun pek çok alanda kendi kendine yeten bir ülke konumuna geldik. İnsansız hava araçlarından füze ve roketlere, elektronik harp sistemlerinden hava savunma yeteneklerine, savaş gemilerinden top, tank, helikopter, zırhlı araç ve obüslere kadar çok geniş bir skalada yerli millî imkânlarla büyük işler başardık. Bir başka devrimi ülkemizin güvenlik paradigmasında gerçekleştirdik. Türkiye'nin güvenlik çemberini hudutlarımızın ötesine kadar genişlettik.

"TÜRKİYE; TÜM GÜCÜYLE; BARIŞIN, ADALETİN, İSTİKRARIN TESİSİ İÇİN ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEKTİR"

İlim ve hikmet pınarı, koca Yunus'un o güzel ifadesiyle eğer söyleyecek olursak; 'Dirildik, pınar olduk. İrkildik, ırmak olduk. Artık denize dolduk. Taştık, elhamdülillah.' Evet, biz de tam olarak bunu yaptık. Yolumuza konulan takozları tek tek kaldırarak, önümüze örülen duvarları bir bir yıkarak bu günlere geldik. Darbe girişiminden sokak olaylarına, terör saldırılarından salgına, depremden bölgesel çatışmalara kadar tek başına bir ülkeyi yere serecek badireleri biz olabilecek en az hasarla atlattık. Bugün kendi önceliklerimiz doğrultusunda kendi kararlarımızı veriyor ve bunları uygulayabiliyorsak gerisinde işte bu vizyoner hamleler bulunuyor. Türkiye, büyüklüğünün bilincinde bir ülke olarak bölgesinde ve dünyada duruşuyla, tutumuyla, söylem ve icraatlarıyla temayüz etmektedir. Türkiye, doğruya doğru, yanlışa yanlış diyebilme cesareti gösteren nadir ülkelerden biridir.

28 Şubat'ta komşumuz İran'a yönelik İsrail'in baskısıyla başlayan saldırılar sonrasında ülkemizin bu vasfı daha çok konuşulmaya başlandı. Türkiye, bölgemizi kan ve barut kokusuna boğan, bu süreci ilk günden itibaren doğru okuyan, doğru analiz eden, devlet aklının temsilcisi olarak adından övgüyle söz ettiren ülkelerin en başında yer alıyor. Hamdolsun ki tarihimizin hiçbir döneminde oyuna gelmedik. Bugün de birilerinin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmüyoruz. Tedbirli, temkinli ve soğukkanlı bir şekilde, sükûneti elden bırakmadan kardeşlik ve komşuluk hukukuna riayet ederek bu süreci yönetiyoruz. Tekrar ediyorum, ülkemizi bu ateş çemberinin dışında tutmakta kararlıyız. Savaşın bölge ülkeleri arasında bir yıpratma savaşına dönüşmesini asla istemiyoruz. Şurası bir gerçek ki, savaş sadece şehirlerde ve üretim tesislerinde değil, zihinlerde ve gönüllerde açtığı tahribatla da derin izler bırakmaktadır. Özellikle Körfezdeki ülkelere yönelik misillemelerin böyle bir riski vardır. Bunlar karşılıklı öfkeyi büyütecek, nefreti körükleyecek, kardeşler arasına yeni nifak tohumlarının ekilmesine zemin hazırlayacaktır. Buna fırsat verilmemelidir. Savaş uzadıkça maalesef başka komplikasyonlar da ortaya çıkıyor. Bilhassa dünya enerji ticaretinin yüzde 20'sinin geçtiği stratejik Hürmüz Boğazının kapanması küresel ekonomiyi ciddi bir türbülansa sokmuştur. 28 Şubat'tan bu yana Brent petrolün varil fiyatı yüzde 40 artmıştır. Bunun üzerine kimi ülkeler yakıt tüketimini düşürmek amacıyla depolara litre kısıtlaması getirmekten okulların tatil edilmesine kadar bir dizi tedbiri devreye almıştır. Günden güne kabaran ekonomik fatura karşısında savaşın bir an önce sona erdirilmesine yönelik çağrılar hız kazanmıştır. Son 25 gün bize şunu göstermiştir: Savaş, İsrail'in savaşı olmakla birlikte bedelini tüm dünya ödüyor. Savaş, Netanyahu'nun ikbal savaşı, ama ceremesini 8 milyar çekiyor. Netanyahu'nun başında olduğu katliam şebekesi bölge barışı adına, insanlık adına artık derhal durdurulmalı, her ülke bu konuda cesur ve ön alıcı bir tutum sergilemelidir. Daha fazla yıkım olmadan, daha fazla kan dökülmeden, araya daha fazla husumet girmeden, tüm bunların yanı sıra küresel ekonomide telafisi yıllar alacak tahribat oluşmadan bu anlamsız ve hukuksuz savaş bitmeli, diyalog kapısı açılmalı, sonuç alıcı müzakere sürecine süratle başlanmalıdır. İsrail'in uzlaşmaz, maksimalist, radikal tavrının diplomatik çözüm yollarını kundaklamasına müsaade edilmemelidir. Dünya barışı ve istikrarına önem veren hiçbir ülke bundan böyle İsrail'in haksız yere bölgemizde yaktığı ateşe odun taşımamalıdır. Türkiye; tüm gücüyle, tüm imkânlarıyla, uhdesinde bulunan tüm araçlarla barışın, adaletin, istikrarın tesisi için çalışmaya devam edecektir.

"TÜRKİYE EKONOMİSİNİN DİRENÇ EŞİĞİ ŞU AN TARİHİNİN EN YÜKSEK SEVİYESİNDEDİR"

Kabinemizin 60. toplantısında trafik güvenliğinden enerjiye, bölgesel gelişmelerden dış politikaya pek çok konuyu enine boyuna değerlendirdik. Bilhassa son günlerde araç sahiplerinin serzenişlerine sebep olan plaka, görüntü ve ses sistemleriyle ilgili uygulama sürecinin vatandaşlarımızda yeni mağduriyetlere yol açmadan çok dikkatli yönetilmesi noktasında İçişleri Bakanlığımızı talimatlandırdık. Öte yandan İran'daki savaşın piyasalarda sebep olduğu dalgalanmaları yakından takip ediyoruz. Petrol fiyatlarını aniden yükselten bu küresel şokun hiç kuşkusuz Türkiye ekonomisine de yansımaları olmaktadır. Tüm dünyayı olumsuz etkileyen bu süreçten vatandaşlarımızı korumak için eşelmobil gibi farklı tedbirleri devreye alıyoruz.

Şu gerçeği bugün bir kez daha tüm samimiyetimle ifade etmek isterim: Bu tür beklenmedik şoklar karşısında Türkiye ekonomisinin direnç eşiği şu an tarihinin en yüksek seviyesindedir. Bundan hiç kimsenin tereddüdü olmasın.

Milletin şu hususu da lütfen aklından çıkartmasın: Türkiye'nin bugünkü seviyelerine gelmesinin temelinde siyasette istikrar ve güven ortamının kökleşmesi vardır. Siyasette güveni ve istikrarı koruduğumuz sürece Allah'ın izniyle her türlü engeli aşar, her türlü sıkıntının üstesinden kolayca geliriz. Ancak burada bir zafiyet oluşursa bu sefer hep beraber zorluk çekeriz. Burada şunu da ifade etmekte fayda görüyorum: Biz asırlara sâri tarihinde feleğin çemberinden geçmiş, akrebin kıskacında yoğrulmuş bir milletiz. Merhum Alev Alatlı'nın şu tespitinin ne kadar önemli olduğunu anladığımız günlerden geçiyoruz: Türkiye'yi ille de bir şeye benzetecekseniz her budağından sürgün atan salkım saçak bir asmaya benzeteceksiniz. Bir sürgünü çiçeği dururken diğerinin kurumakta, ötekinin ise üzüm vermekte olduğunu göreceksiniz. Devlet ve millet olarak bu dönemden de güçlenerek çıkacağımızdan en küçük bir şüphe duymuyorum. Rabbim Türkiye'nin yolunu, bahtını, ufkunu açık etsin diyorum.

Bu düşüncelerle kabinemizde aldığımız kararların her bir vatandaşımıza hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum."




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —