Menü MİLLİ SES | ÜÇÜNCÜ SAYFA HABER | UCUNCUSAYFAHABER.COM.TR
Tarih: 09.03.2026 22:48
KURTULMUŞ, PARLAMENTO MUHABİRLERİYLE İFTARDA BİR ARAYA GELDİ

KURTULMUŞ, PARLAMENTO MUHABİRLERİYLE İFTARDA BİR ARAYA GELDİ

Facebook Twitter Linked-in

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ardından yaşananlara ilişkin, "Bölgeyi çekmeye çalıştıkları bu türbülansın içine Türkiye, asla çekilemeyecek, asla sokulamayacaktır. Türkiye hem insanlık cephesinin soylu bir sözcüsü olarak her türlü haksızlığa karşı sözünü söyleyecek hem de kendi iç cephesini tahkim ederek kendi ülkesini güçlü bir şekilde ayakta tutacaktır." dedi.

Kurtulmuş, TBMM Tören Salonu'nda parlamento muhabirleriyle bir araya geldiği iftar programında yaptığı konuşmada, TBMM çatısı altında uzun yıllar teşrikimesai yaptıkları gazetecilerle bir iftar sofrasında bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Demokrasinin merkezi olan bu güzel mekanda Türkiye siyasetiyle, ülke gündemiyle ilgili gelişmeleri yakinen takip edip bunu da halkımızla paylaştığınız çabalarınız ve emeklerinizden dolayı her birinize ayrı ayrı teşekkür ederim." ifadesini kullandı.  

 

 

Parlamento muhabirlerinin Meclis'teki çalışmaları ve gelişmeleri aktarmak için gece gündüz büyük bir gayret gösterdiğini belirten Kurtulmuş, özellikle Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun çalışmalarında parlamento muhabirlerinin fevkalade büyük emeğinin bulunduğunu kaydetti.

Kurtulmuş, parlamento muhabirlerinin, komisyonun çalışmalarının eksiksiz bir şekilde Türk kamuoyuna duyurulması bakımından çok yoğun çaba harcadığını da ifade ederek, "Dikkatli bir şekilde komisyon çalışmalarını takip eden arkadaşlarımız oldu. Hem çalışmalarda olan biteni kamuoyuyla paylaşmak hem de komisyon çalışmalarıyla ilgili bilgilerin önceden verilmesiyle ilgili çok yoğun emeğiniz oldu. Bundan dolayı çok teşekkür ediyorum." dedi.

Komisyon çalışmalarının 21 toplantı sürdüğünü, 137 kişi ve kurumun dinlendiğini dile getiren Kurtulmuş, zor ve çetin müzakere sonrasında 50 milletvekilinin 47'sinin oyuyla komisyon raporunun kabul edildiğini belirtti.

Bunun, Türkiye'nin siyasi tarihi bakımından önemli bir eşik olduğunun altını çizen Kurtulmuş, 103 yıllık Cumhuriyetin yaklaşık 50 yılının terörle geçtiğini ifade etti. Terörün ülkeye ve millete maliyetini aktaran Kurtulmuş, "Çok şükür Türkiye, bir siyasi kararlılıkla 'Artık bu meseleden kurtulmamız gerekir. Türkiye'de terörün, tarihin o kirli tozlu raflarında kalması gerekir' diyerek bir irade ortaya koymuş ve Terörsüz Türkiye dediğimiz süreç böylece başlamıştır." dedi.

Daha önceki dönemlerde de bu süreçle ilgili çalışmalar gerçekleştirilmiş olmasına rağmen sonucun bu noktaya kadar hiç ulaşamadığını ifade eden Kurtulmuş, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

"Siyasetin vaziyet ettiği, parlamentonun sahiplendiği ve parlamentonun bir mesele olarak bunu ele alarak çözüm için odaklandığı, çalıştığı bir sürece ne yazık ki geçilememişti. İlk sefer bu tecrübelerin hepsinden istifade ederek, ilk sefer parlamento burada inisiyatif aldı ve bu tarihi eşikte siyasi partilerimizin hemen hemen tamamının katıldığı bir komisyon çalışması sonucunda da belli bir noktaya gelindi.

Bu rapor tabi ki her şey değildir, her zaman söylüyorum. Ama bu rapor bir yol haritasıdır, bir başlangıçtır. Türkiye'de hem terörün geride bırakılması hem de demokratik standartların yükseltilebilmesi için ortak bir metindir, ortak bir yöneliştir. Ümit ediyorum ki çok kısa bir süre içerisinde Türkiye'de bu raporun, özellikle 6 ve 7. bölümlerinde ortaya koymuş olduğu teklifler, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde siyasi partilerimizin yine ümit ederim ki tamamının katılımıyla ortak teklifler olarak Meclis Genel Kuruluna gelir ve süratle yasalaşması temin edilerek bu sürecin bir önemli eşiği daha aşılmış olur."

Bölgedeki her bir gelişmenin, Türkiye'nin kendi iç kalesini tahkim etmesinin ne kadar zaruri olduğunu bir kere daha ortaya koyduğunu vurgulayan Kurtulmuş, "Türkiye'nin artık terörle, siyasi ihtilaflarla, siyasi çatışmalarla zaman kaybedecek hali yoktur. Türkiye, etnik farklılıkları, mezhebi farklılıkları, siyasi farklılıkları bir zenginlik vesilesi olarak kabul ederek birlik ve beraberlik içerisinde ortak milli hedeflere doğru yürümek mecburiyetindedir." diye konuştu.

Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye süreciyle birlikte kamuoyunda da oluşan fevkalade olumlu tablonun siyasi partilerin yakın takibiyle birlikte belli bir noktaya geleceğini, sonuç alınacağını ve Türkiye'nin bu önemli tarihi eşiği geride bırakacağını belirtti.

 

"Türkiye olarak içinde bulunduğumuz coğrafyada çok güçlü olmamız lazım"

Dünyanın yeni bir döneme girdiğine de dikkati çeken Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bir zamanlar tek kutuplu dünya sistemi, çift kutuplu dünya sistemi, çok kutupluluk vesaire gibi hususlardan bahsediliyordu. Ama artık dünyada küresel sistemin eğer bir tarifi gerekirse tam manasıyla bir sistemsizliğin ve düzensizliğin hakim olduğu bir döneme girmiş bulunuyoruz. Kuralın artık ortada olmadığı, hiçbir şekilde, herkes tarafından kabul edilen ortak kuralların uygulanmadığı, kurumların da bu kuralları uygulayabilecek güç ve takatinin kalmadığı, küresel kurumların hak ile yeksan olduğu bir dönemdeyiz. Üzülerek söylüyorum ama bir kez daha söylemek durumundayım. Eğer bu dönemi tarif etmek gerekirse güçlünün, gücünü istediği şekilde tatbik ettiği, orman kanunlarının geçerli olduğu bir dönem demek mümkündür.

İşte böylesine bir dönemde özellikle Türkiye olarak içinde bulunduğumuz coğrafyada çok güçlü olmamız lazım. Bu güçten kastımız da sadece askeri güç, sadece savunma sanayindeki güç değil, ekonomide, siyasette, toplumsal yapıda, dayanışmada ve bu anlamda da milli olarak ortak noktalara yönelebilmede Türkiye'nin çok güçlü olması lazım. Bunun için mesleğimiz ne olursa olsun, hepimize ayrı ayrı sorumluluklar düşüyor. Fikirler farklı olmakla birlikte hedef bir olmalı, yolumuz bir olmalı ve Türkiye'nin güçlü bir şekilde bu coğrafyada daha da ileriye gitmesini temin etmek için gayret sarf etmeliyiz."

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına da dikkati çeken Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Amerika ve İsrail ekseninin, biraz da İsrail'in zorlamasıyla Amerikan hükümetinin işin içerisinde girdiği bir savaş, maalesef öyle görünüyor ki bir müddet daha devam edecektir. Hiç şüphesiz bu savaş beraberinde sadece şehirlerin, tesislerin yıkılması, okulların, hastanelerin vurulması, gençlerin, kadınların öldürülmesi gibi çok acı tabloları bırakmayacak, aynı zamanda bu savaş devam ederse büyük bir istikrarsızlığı, büyük bir türbülansı ve yeni altüst oluşları da dünyanın gündemine taşıyacaktır. Onun için biz Türkiye olarak başından itibaren diyoruz ki diğer bütün bölgesel savaşlarda ve çatışmalarda olduğu gibi bu meselenin de çözümü için bir tek yol vardı, o da diplomasi masasıydı, müzakere masasıydı. Zaten tarafların arasında fikirlerin farklı olması müzakere edilebilecek bir konunun varlığını gösterir.

Savaş, asla bu bölgedeki sorunların hatta dünyanın birçok yerindeki sorunların çözüm yolu olamaz. Hele hele Cenevre'de müzakere masası açılmışken İsrail hükümetinin zorlamasıyla birlikte böylesine sonu belli olmayan, nerede duracağı, nasıl duracağı, nasıl durdurulacağı belli olmayan bir çok yönlü savaşın başlatılmış olması sadece bölge için değil dünyanın tamamı için büyük felaketleri de getirecek potansiyele sahiptir. Onun için diyoruz ki çok gecikmeden bu savaşın durdurulması için kim ne yapabiliyorsa ortaya koysun. Bu ateşe kimse benzinle gitmesin, bu ateşi söndürmek için herkes elindeki imkanları seferber etsin."

 

"Bu bölgedeki yangının bir an evvel söndürülmesi lazım"

İsrail'in, "büyük İsrail"i gerçekleştirmek için ramak kaldığını düşündüğü bir zaman dilimine girdiğini dile getiren Kurtulmuş, "Şartlar bu kadar elverişliyken bölge ülkeleri bu kadar darmadağınık vaziyetteyken ve dünyanın en gelişmiş ordusunu yanı başında bu bölgeye getirmeye muktedir olmuşken kendisince son vuruşu yapmak istiyor. İsrail'in, 7 Ekim'den bu yana bölge ülkelerine sürekli saldırmasının başka bir izahı yoktur." ifadesini kullandı.

Kurtulmuş, 7 Ekim'den bu yana İsrail'in İran'a, Katar'a, Lübnan'a, Suriye'ye, Yemen'e ve bölge ülkelerine hiçbir gerekçe göstermeksizin saldırdığını kaydetti.

Bu saldırıların hangisinde bir meşru gerekçenin bulunduğunu soran Kurtulmuş, İsrail'in, bunların hepsini, kendi nihai planını gerçekleştirmek için bir adım olarak gördüğünü söyledi.

İsrail'in, kendisince kutsal gördüğü bu savaşı yaygınlaştırmak için başka yerlerde, bölgelerde de istikrarsızlaştırıcı faaliyetlerine alabildiğince devam ettiğini anımsatan Kurtulmuş, şöyle konuştu:

"Türkiye olarak bütün bunları biliyor ve bu bölgedeki bütün halkların çıkarının birlikten, beraberlikten ve birlikte hareket etmekten geçtiğini biliyoruz. İsrail'de bir ülkenin büyükelçisi kalkıyor ve diyor ki, bu topraklar, Orta Doğu'yu kastediyor, Yahudilere vadedilmiş, Tanrı tarafından vadedilmiş topraklardır diyor. Tanrı hiçbir toprağı, hiçbir din mensubuna vadetmedi. Eğer Filistin topraklarını kastediyorsanız, Filistin topraklarının tamamı, bu ülke halklarının helal kanlarıyla mücadele ederek kazandıkları kendi vatan topraklarıdır.

Yine aynı şekilde görüyorsunuz bir önemli kişi, kalkıyor diyor ki bu bölgede bir din savaşı için hazırlık yapıldığını çok açık bir şekilde ifade ediyor. Bunlara karşı uyanık olmak mecburiyetindeyiz. Bu bölgedeki yangının bir an evvel söndürülmesi lazım. Bu bölgede hem de hiçbir şekilde kuralın ötesinde en ufak bir insani değer taşımayan bu saldırıların sona erdirilmesi için de gayret etmemiz lazım."

"Savaşta zaten kaybedenler hep kadınlar, yaşlılar ve çocuklar oluyor"

İran'da, değer tanımaz, insani değerlerden uzak bir saldırının sürdürüldüğünü, 165 ilkokul öğrencisinin öldürüldüğünü dile getiren Kurtulmuş, "Bunların Amerikan füzeleriyle vurulduğu tespit ediliyor ve buna karşı maalesef dünyanın birçok yerinden ses dahi çıkmıyor. Bu kabul edilemez. Savaşta zaten kaybedenler hep kadınlar, yaşlılar ve çocuklar oluyor. Savaşlarda hep kaybedenler masum milletler oluyor. Savaşlarda kazananlar ise savaş baronları, silah tüccarları ve savaş endüstrisinden kazandıkları paralarla dünyayı boğmaya çalışan, inanın ki bir elin avuçlarını geçmeyen zadegân kazanıyor." dedi.

Bu savaşın bölgeye çok ağır bedeller ödettireceğinden emin olduklarını ve bundan endişe duyduklarını söyleyen Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Türkiye olarak hem bölgenin selametini düşünmek hem de kendi huzur ve istikrarımızı öncelikli olarak temin etmek mecburiyetindeyiz. Devlet olarak bütün birimlerimizle birlikte bu süreçte Türkiye'nin korunması, Türkiye'nin istikrarının muhafaza edilmesi ve Türkiye'nin bölgesinde bir istikrar adası olarak yoluna devam etmesi için bütün kurumlarımız gayretle mücadele ediyor. Ümit ediyoruz ki bölgeyi çekmeye çalıştıkları bu türbülansın içine Türkiye asla çekilemeyecek, asla sokulamayacaktır. Türkiye hem insanlık cephesinin soylu bir sözcüsü olarak her türlü haksızlığa karşı sözünü söyleyecek hem de kendi iç cephesini tahkim ederek kendi ülkesini güçlü bir şekilde ayakta tutacaktır."




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —