Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Sadir Durmaz, Milliyetçi Hareket Partisi, yarım asrı geçen kurumsal yaşının çok ötesinde manevi kökleri binlerce yıllık Türk tarihine uzanan, Türk milliyetçiliği iradesinin bugünkü temsilcisi olduğunu söyledi.
Milliyetçi Hareket Partisi'nin, her zaman toplumsal kriz anlarında düğümü çözen parti olduğuna dikkat çeken Sadir Durmaz, "Biz çıkarlarımızın değil ülkülerimizin peşindeyiz. Biz ikbalimizin değil istikbalimizin derdindeyiz. Kimsenin senaryosunda figüran olmadık, olmayacağız. Küresel emperyalizmin planlarına teslim olmadık, olmayacağız" dedi.
"Derdin Derdimizdir" temalı sohbet toplantıları kapsamında Çubuk İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen "Hayırlı Günler Komşum" programına; Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Sadir Durmaz, MYK Üyesi Emine Güven, İl Başkanı Alparslan Doğan, İl Yönetim Kurulu Üyeleri, İlçe Başkanları, Çubuk Belediye Başkanı Baki Demirbaş ve Belediye Meclis Üyeleri katıldı.
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Sadir Durmaz, "Hayırlı Günler Komşum Ziyaretleri", "Derdin Derdimizdir Sohbet Toplantıları" kapsamında Çubuk'ta yapmış olduğu konuşmada şunları söyledi:

ÖZBEÖZ TÜRK YURDU ÇUBUK…
"Bugün; Anadolu'nun irfan merkezlerinden olan, özbeöz Türk yurdu, Ankara'nın özünü muhafaza eden ilçelerinden Çubuk'tayız.
Çubuk; üretimiyle, emeğiyle, çalışkanlığıyla birçok alanda katma değer üreten; vatanına ve devletine bağlı insanlarıyla milli birlik ruhunu koruyan, Anadolu'nun dayanışma kültürünü yaşatan örnek bir ilçemizdir. Burası aynı zamanda tarih boyunca Horasan Erenlerinin de uğrak noktası olmuştur.
İlhamını Pir-i Türkistan Ahmet Yesevi'den alan bu Allah dostları, Çubuk ve civarına gelerek bölgenin İslamlaşma ve Türkleşme sürecine büyük bir katkı sunmuştur. Bu bakımdan Çubuk, bir yanıyla da irfan merkezidir. Böyle bir irfan merkezinde yoğrulan, aynı sofrayı paylaşan, aynı sevinçte buluşan, aynı acıda kenetlenen aziz Türk milletin fertleri olarak Çubuklular çok iyi bilir ki; "ben" değil "biz" diyebildiğimiz sürece aşamayacağımız hiçbir engel, çözemeyeceğimiz hiçbir sorun yoktur.
Bu anlayışla, Milliyetçi Hareket Partisi olarak, Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli'nin Liderliğinde, her zaman ve her şartta aziz milletimizin yanında oluyoruz ve "derdiniz derdimizdir" diyoruz. Biz biliyor ve inanıyoruz ki; bir milletin asıl gücü, farklılıklarını ayrışma sebebi değil, birlik vesilesi haline getirebilmesidir. İşte bugün burada, sadece, sıradan bir programa katılmak için değil; saflarımızı sıkılaştırmak, kardeşliğimizi güçlendirmek ve millet olma şuurumuzu pekiştirmek için sizlerle birlikteyiz. İyi ki geldiniz, iyi ki bizimlesiniz.

SÖZDE DEĞİL ÖZDE DAYANIŞMA
Milliyetçi Hareket Partisi, yarım asrı geçen kurumsal yaşının çok ötesinde manevi kökleri binlerce yıllık Türk tarihine uzanan, Türk milliyetçiliği iradesinin bugünkü temsilcisidir. Milliyetçi Hareket Partisi, tarihimizden aldığı ilham ve taşıdığı misyonun gereği olarak, devletini ve milletini önceleyen sorumlu siyaset anlayışıyla her zaman toplumsal kriz anlarında düğümü çözen parti olmuştur. Biz çıkarlarımızın değil ülkülerimizin peşindeyiz. Biz ikbalimizin değil istikbalimizin derdindeyiz.
Bizim için; "Komşum Nasılsın" demek, sadece bir hal hatır sorma değildir; sözde değil, özde bir dayanışmanın; "Derdin Derdimizdir" demek ise, milletin derdini, kendi derdi bilmenin ifadesidir. Bu birlik ruhunun arkasında, ömrünü Türk milletine adamış bir liderin sarsılmaz iradesi vardır.
MİLLİ BİRLİK VE KARDEŞLİĞİN TEMİNATI
"Önce Ülkem ve Milletim" diyen Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli, ferasetiyle, devlet aklıyla ve vakur duruşuyla Türkiye'nin en zor dönemlerinde milletimize istikamet çizmiş; milli birlik ve kardeşliğin teminatı olmuştur.
Bugün Türkiye'nin ayakta durabilmesinde, iç cephemizin diri tutulmasında ve milli bekamızın korunmasında bu kararlı liderliğin payı çok büyüktür. Bilge Liderimizin ortaya koyduğu ve Cumhurbaşkanımızın da sahiplenmesiyle bir devlet projesine dönüşen Terörsüz Türkiye hedefi; sadece bir güvenlik politikası değil, milletimizin huzurunu, kardeşliğini ve geleceğini teminat altına alan, Türkiye Cumhuriyeti'nin vizyon projesidir.
Terörden arınmış bir Türkiye; çocuklarımızın korkusuzca büyüdüğü, yatırımların arttığı, kardeşliğin daha da kökleştiği bir Türkiye demektir. Terörsüz Türkiye; Türk'üyle, Kürdüyle, Alevi'siyle, Sünni'siyle herkesin kendini bu vatanın asli evladı olarak hissettiği güçlü bir yarın demektir. Çünkü biliyoruz ki; Türkiye'nin gücü birliğindedir, dirliği kardeşliğindedir.
Batı'nın, Ortadoğu olarak adlandırdığı, bizim için de gönül coğrafyamız olan bölge, geçmişten bugüne istikrarsızlık, vekâlet savaşları ve terör örgütleri üzerinden şekillendirilmeye çalışılan, karanlık senaryoların merkezinde olmuştur. Son 20 yılda, Suriye'de yaşanan gelişmeler, devlet otoritesinin zayıfladığı her alanda terör örgütlerinin nasıl palazlandığını, küresel güçlerin bu yapıları nasıl kullandığını açıkça göstermiştir.

DEVLET AKLINA DAYANAN STRATEJİK ZORUNLULUK
Jeostratejik konumu ve sorunlu coğrafyalarla olan komşuluk gerçeği nedeniyle Türkiye'nin güvenliği, sadece sınırlarımızın korunmasıyla mümkün değildir. Türkiye'nin asıl meselesi; terörün kaynağında kurutulması, içeride ve dışarıda aynı anda bertaraf edilmesi ve milletimizin geleceğini tehdit eden bu kirli yapıların kalıcı şekilde ortadan kaldırılmasıdır. İşte bu noktada, Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli tarafından ortaya konulan Terörsüz Türkiye vizyonu, günü kurtaran bir yaklaşım değil; devlet aklına dayanan stratejik bir zorunluluktur.
Terörsüz Türkiye hedefi; sadece bir iç güvenlik meselesi değil, Türkiye'nin bölgesel gücünü, diplomatik etkinliğini ve milli egemenliğini koruma meselesidir.
Ortadoğu ateş çemberindeyken, devletlerin parçalandığı, sınırların anlamsızlaştığı bir dönemde Türkiye'nin güçlü bir şekilde yoluna devam etmesinin yolu; iç cephenin sağlam tutulmasından geçmektedir.
Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli'nin ısrarla altını çizdiği bu gerçek, bugün özellikle Suriye'de yaşanan gelişmelerle daha da somutlaşmış ve daha iyi anlaşılmıştır. Bu gerçekliğe rağmen, ülkemizdeki muhalefetin gayrı milli siyaset anlayışı maalesef değişmemiştir.
"YPG'yi terör örgütü olarak görmediğini" açıkça beyan eden ve "YPG Suriye'de devlet kursun" anlayışını savunan zihniyet, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin sınır ötesi operasyonlarına her zaman karşı çıkmış, "Ne işimiz var Suriye'de?" fitnesiyle de Türkiye'yi dış politikada pasif ve edilgen bir konuma çekmeye çalışmıştır. Türkiye, dün olduğu gibi bugün de kendi göbeğini kendi kesen güçlü bir devlettir.

"KÜRESEL EMPERYALİZMİN PLANLARINA TESLİM OLMADIK, OLMAYACAĞIZ"
Kimsenin senaryosunda figüran olmadık, olmayacağız. Küresel emperyalizmin planlarına teslim olmadık, olmayacağız. Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli'nin veciz şekilde ifade ettikleri gibi; vakti geldiğinde, Türk milletinin yazılmamış destanını hep birlikte okuyacağız. Vakti geldiğinde, süper güç Türkiye'nin kale duvarlarından Türk-Cihan Hakimiyeti Mefkuresini haykıracağız.
Bu duygu ve düşüncelerle sözlerimi, ozanlar piri Dede Korkut'un yüzlerce yıl öncesinden verdiği, kutlu bir mesajla bitirmek istiyorum;
"Devletli oğul olsa ocağının korudur.
Oğul da neylesin, baba ölüp mal kalmasa.
Baba malından ne fayda, başta devlet olmasa."
Allah "DEVLET"imizi başımızdan eksik etmesin, Türk milleti ebediyyen var olsun. Cenab-ı Allah, birliğimizi dirliğimizi, kardeşliğimizi bozmasın; bozmak isteyenlere fırsat vermesin.
Toplantımızı organize eden, bizleri böylesi güzel bir ortamda buluşturan Çubuk İlçe Başkanlığımıza, bizleri yalnız bırakmayıp katılımlarıyla burayı şereflendiren çok muhterem Çubuklu hemşerilerime, Belediye Başkanımıza, Sivil Toplum Kuruluşlarımızın her bir temsilcisine, Oda Başkanlarımıza, Değerli Muhtarlarımıza, devletimizin ve milletimizin birliğinden, beraberliğinden yana saf tutan her bir kardeşime şükranlarımı sunuyorum. Sağ olun var olun, Cenabı Allah'a emanet olun."