Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Başdanışmanı, 25-26. Dönem MHP Osmaniye Milletvekili ve Ahmet Cevat Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Ruhi Ersoy, "Kültürel kimlik, stratejik bir güç unsurudur" dedi.
Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı TÜRKSOY ev sahipliğinde düzenlenen "Afganistan (Güney Türkistan) Türkleri Kültür Günü"nde toruşan Prof. Dr. Ruhi Ersoy, Afganistan Türklerinin tarih boyunca farklı siyasi süreçlerden geçmesine rağmen kültürel kimliğini muhafaza etmeyi başardığını ifade etti.
Kültürün yalnızca geçmişe ait bir miras değil, aynı zamanda geleceği inşa eden stratejik bir güç unsuru olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ersoy, Türk Dünyası içerisinde ortak tarih bilincinin güçlendirilmesinin önemine işaret etti. Ersoy, akademik çalışmaların ve kültürel organizasyonların bu bilincin kurumsal zeminde pekiştirilmesine katkı sunduğunu belirtti.

MHP Genel Başkan Başdanışmanı, 25-26. Dönem MHP Osmaniye Milletvekili ve Ahmet Cevat Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Ruhi Ersoy, etkinlikle ilgili olarak sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede şunları kaydetti:
"Kimse Afganistan'daki Türk milletini sahipsiz zannetmemelidir"
Bugün Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) Genel Sekreterliği'nde düzenlenen ve açılış konuşmasını da gerçekleştirdiğimiz "Afganistan Türkleri Kültür Günü" programına katıldık.
Yaptığımız konuşmada; Afganistan'ın tarih boyunca nice fırtınalar yaşamış olmasına rağmen yeniden doğrulabilecek güçlü bir potansiyele sahip olduğunu ifade ettik. Bu potansiyelin en diri ve köklü unsurlarından birinin Afganistan Türklüğü olduğunu özellikle vurguladık. Özbek'iyle, Türkmen'iyle, Kırgız'ıyla ve diğer Türk topluluklarıyla Afganistan'daki Türk varlığının; tarihî hafızası, teşkilat kabiliyeti ve devlet geleneğiyle güçlü bir irade ortaya koyabilecek kudrete sahip olduğunu dile getirdik.
Altını çizerek ifade ettik ki; kimse Afganistan'daki Türk milletini sahipsiz zannetmemelidir. Türk devlet aklı, tarihsel sorumluluğunun bilincindedir. Türkiye Cumhuriyeti; maarif faaliyetlerinden kültürel iş birliklerine, insani yardımlardan diplomatik girişimlere kadar pek çok alanda Afganistan halkının yanında olmaya devam etmektedir. Bu çerçevede geçmişte ve bugün faaliyet gösteren Türkiye Maarif Vakfı, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ve Yunus Emre Enstitüsü gibi kurumlarımızın eğitimden kültüre uzanan çalışmalarıyla medeniyet bağlarımızın diri tutulduğunu ifade ettik.

"Öksüz ve yetim Türkmen evlatlarımızın asla yalnız olmadığını özellikle ifade ettik"
Ayrıca; tarihi sorumluluğumuzun ve kardeşlik hukukumuzun bir tezahürü olarak, Afganistan'ın Andhoy şehrinde, Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli'nin himayelerinde faaliyetlerini sürdüren Andhoy Türkmenevi Talebe Yurdu'nda eğitim gören öksüz ve yetim Türkmen evlatlarımızın asla yalnız olmadığını özellikle ifade ettik.
Afganistan ile Türkiye arasındaki bağın geleceğin inşası için de güçlü bir imkan olduğuna dikkat çektik. Ortak tarih, ortak inanç ve ortak medeniyet tasavvuru; iki ülke arasında yeniden güçlü bir iş birliği zeminini mümkün kılmaktadır. Afganistan Türklüğünün bu zeminin en sağlam taşı olduğunu ve gerekli irade gösterildiğinde bölgesel istikrarın anahtar unsurlarından biri olabilecek bir potansiyele sahip bulunduğunu vurguladık.

Diğer taraftan; Afganistan–Türkiye ilişkilerinin tarihsel derinliğine işaret ederek; özellikle Mustafa Kemal Atatürk ile Afganistan'ın kurucu lideri Amanullah Han arasında tesis edilen dostluk ve dayanışma hukukunun, sıradan bir diplomatik temas olmadığını, iki kadim millet arasında kurulan stratejik bir kader birliği olduğunu da ifade ettik. Cumhuriyetimizin ilk yıllarında Afganistan'a gönderilen askeri ve sivil heyetlerin, eğitimden devlet teşkilatlanmasına kadar pek çok alanda verdiği destekle bu ilişkinin sağlam bir zemine oturduğunu dile getirdik.
Son olarak; dostluğun, kardeşliğin ve tarihi sorumluluğun gereği olarak Afganistan'daki Türk varlığının yanında olduğumuzu; bu bağın dün olduğu gibi bugün de yarın da yaşayacağını güçlü bir şekilde ifade ettik."