Menü MİLLİ SES | ÜÇÜNCÜ SAYFA HABER | UCUNCUSAYFAHABER.COM.TR
Tarih: 28.03.2026 16:51
Yaşar Yıldırım'dan Özgür Özel'e: "Sen kime çalışıyorsun?"

Yaşar Yıldırım'dan Özgür Özel'e: "Sen kime çalışıyorsun?"

Facebook Twitter Linked-in

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan yardımcısı ve Ankara Milletvekili Yaşar Yıldırım, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel'in İstanbul'da yapılan Sosyalist Enternasyonal Gençlik Örgütü Dünya Kongresi'nde Türkiye'yi kötülemesine tepki göstererek "Sen kime çalışıyorsun?" dedi.

Türkiye Kamu-Sen konfederasyonu'nun bugün yapılan olagan genel kuruluna katılarak bir konuşma yapan Yaşar Yıldırım, siyasi partilerin iç siyasette birbiriyle mücadele edebileceğini ancak dış siyasette birlik olmaları gerektiğine dikkat çekti..

İktidara talip olan siyasi partilerin özellikle Cumhuriyet Halk Partisi'nin yönetim kadrosunda böyle bir düşünce olmamasından üzüntü ve endişe duyduğunu ifade eden MHP Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım, şöyle konuştu:

"Sayın Özgür Özel, daha dün İstanbul'da yapılan Sosyalist Enternasyonal Gençlik Örgütü Dünya Kongresi'nde Türkiye'yi kötülüyor, 'gidin memleketinize bunu anlatın' diyor. Türkiye'nin aleyhinde konuşuyor. Türkiye'nin aleyhinde kampanya yapıyor. Sen kime çalışıyorsun? Ateş çemberinin içerisinde olan bir ülkenin ana muhalefet liderinin Türkiye'ye bakışı bu, bütün dünyaya şikayet ediyor."

 

 

Türkiye'nin çevresinin ateş çemberi olduğunu belirten Yıldırım, "İnşallah bu ateş, bu ülkeye sirayet etmez. Bu noktada Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a, Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli'ye, Cumhur İttifakı'nın liderlerine güveniyoruz." dedi.

Yıldırım, bugüne kadar yürütülen dış politika sayesinde Türkiye'nin bir maceraya sürüklenmediğini ifade ederek "Türkiye hep arabulucu oldu, güçlü oldu ve alanda hakim bir ülke oldu. İnşallah bu savaş bir an evvel biter. Bir an evvel ateşkes uygulanır. Hep beraber şunu da görüyoruz, akan Müslümanın kanı. Kan, bizim kanımız. Onun için bir an evvel bu savaşın durması lazım. Temennimiz budur. Biz bu savaşa inşallah dahil olmayız. Dahil olmamayla ilgili de devletin kesin bir kararı var." diye konuştu.

Yaşar Yıldırım, Cumhur İttifakı'nın yaptıklarının doğruluğunun yaşanan hadiselerle tescil edildiğini belirterek "Bu ülkenin selameti için, Türk dünyasının geleceği için, ümmet-i Muhammed'in geleceği için bu ittifakın ve Sayın Cumhurbaşkanımızın Cumhurbaşkanlığının devam etmesi gerekir. Bize yakışan da bunların yanında, arkasında durmaktır" açıklamasını yaptı.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Yıldırım, programın açılışındaki konuşmasında, Türkiye Kamu-Sen'e son genel ve yerel seçimlerde Cumhur İttifakı'na verdikleri destekten dolayı teşekkür ederek başladı.

MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekilimiz Yaşar Yıldırım: şunları söyledi:

"Sayın Cumhurbaşkanım, kıymetli misafirler, değerli hazirun, öncelikle Cumartesi günü sabahını bize ayırıp buraya kadar teşrif edip bizi şereflendirdiğiniz için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Allah'ın selamı, rahmeti, lütfu, keremi, ihsanı hepinizin ve hepimizin üzerine olsun.

Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli'nin hepinize ayrı ayrı selamları var. Hoş geldiniz, sefa geldiniz.

Kıymetli hazirun, değerli Kamu-Sen'liler konuşmamın hemen başında sizlere bir teşekkür borcumuz var. Kamusenin bundan 4 yıl evvel de bu salonlarda beraber genel kurulunu yaptık. Ondan sonra da biz 2 tane seçime girdik. Yani Cumhurbaşkanlığı seçimi, parlamento seçimi ikisi bir arada. Daha sonra da yere seçimler oldu.

Biz kamusene Cumhur İttifakı'nda seçimlerde Cumhur İttifakı'na ve Sayın Cumhurbaşkanımıza gösterdiğiniz destekten dolayı meydanlarda verdiğiniz mücadeleden dolayı hepinize çok çok teşekkür ediyoruz. Allah hepinizden razı olsun.

Şimdi iş başka söz başkadır. Söz söylenir, iş sahada olur. Biz sizi sahada gördük. Buna şahidiz.

Siz Sayın Cumhurbaşkanımız da Cumhur İttifakı'nı da her zemin ve zamanda seçimde destek ediniz, yanımızda oldunuz, varınızı yoğunuzu sahaya yansıttınız. Bundan sonra da bunların olacağına inanıyoruz ve şimdiden gelecekteki desteklerinizden dolayı hepinize teşekkür ediyoruz. Allah hepinizden razı olsun. Çok çok teşekkür ederiz.

Kamu-Sen gittikçe büyüyen üye sayısı da şube sayısı da artan Türkiye'nin en özgül ağırlığı ağır olan bir sendikadır. Kendi kriterleri bellidir. Yani biraz evvel Sayın Genel Başkanlar da anlattı. Kriterleriniz belli. Yani önce bizim kendimiz değil önce ülkemiz diyorsunuz. Devleti ebed müddet diyorsunuz. Her şeye rağmen biz isteriz istediğimizden vazgeçeriz diye bir iddianız yok. Kırarak, dökerek, yıkarak herhangi bir hak arama usulünüz de yok.

Geçmişte biz şunu gördük. Yani sendikaların birçoğu greve gitti. Eğitimde Talip başkan burada. Öğretmenlik meslek kanununda sınıflara girmedi kimse. Sadece Türk Eğitim-Sen hariç. Türk eğitimsen haricinde kimse sınıflara girmedi. Öyle mi Sayın Başkan? Yine demir yollarında ve hava yollarında her yeri kitleyelim diye bir karar alındı. Yine Türk Ulaşımsen'in haricinde hiçbir sendika işe gitmedi. Türk Ulaşımsen uçağı da indirdi, treni de çalıştırdı.

Bu devlete olan sadakat ve bağlılık devlete olan inançtır. Biz sizin bu inancınızla devam edeceğinize bu sendikal anlayışıyla hareket edeceğinize inanıyoruz. Bu yönden de her yönüyle sizlere çok çok teşekkür ederiz.

Kıymetli hazirun. Değerli delegasyon,

Türkiye şu anda ateş çemberinde. Dünya diken üstünde. Biz de ateş çemberinin içerisindeyiz. İnşallah bu ateş bu ülkeye sirayetmez.

Bu manada liderlerimize güveniyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Sayın Genel Başkanımıza güveniyoruz. Yani Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a. Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli'ye, Cumhur İttifakı'nın liderlerine güveniyoruz.

Son on yılda yapılan işlere bakıldığında uygulanan dış politikada ve güvenlikle ilgili yapılan yatırımlarda ne kadar haklı olduklarını hep beraber gördük. Ve bugüne kadar Türkiye'yi bir maceraya sürüklemediler. Türkiye hep arabulucu oldu, güçlü oldu ve alanına hakim bir ülke oldu.

Bundan sonra da inşallah bu savaş bir an evvel biter. Bir an evvel ateş kes uygulanır. Bir an evvel bu savaş biter. Ama hep beraber de şunu görüyoruz. Akan Müslüman'ın kanı. Akan Müslüman'ın kanı. Kan bizim kanımız. Onun için bir an evvel bu savaşın durması lazım. Temennimiz budur. Biz bu savaşı dahil olmayalım. Inşallah. Olmayız. Olmamayla ilgili de kesin devletin bir kararı var ve hareketi var.

Tabii ateş çemberinin içerisinde durmak da zor. Bu coğrafyada yaşamak zor. Bu coğrafyada siyaset yapmak zor. Bu coğrafyada ülke idare etmek daha zor.

Her zaman bunu söyledik. Dedik ki önce güvenlik. Bu coğrafyada yaşayan devletin önce kendi güvenliğini alması lazım.

Yani ekonomiden, sağlıktan, eğitimden her şeyden önce güvenliğinizi alacaksınız. Ve güvenliğinizi kesinlikle hiç kimsenin insafına bırakmayacaksınız. Başkasına ihale etmeyeceksiniz.

Gördük dünyanın en zengin yeri körfez. Dünyanın şu anda herkesin kaçtığı yer de körfez. Para bol. Dolar bol. Ama herkes oradan kaçacağız diye uğraşıyor. Niye? Can güvenliğiniz kalmamış.

Can güvenliğinizi, sınır güvenliğinizi, devlet güvenliğinizi kime ihale etmişsiniz? Amerika'ya ihale etmişsiniz. O da canının istediği kadar sizi koruyor veya korumuyor. Elindeki teknolojiyi kullanıyor veya kullanmıyor.

Onun için bir devletin, bir milletin, bir ülkenin egemen olması için kendi güvenliğini kendi sağlaması lazım. Önce güvenliğini sağlaması lazım ki özellikle bu coğrafyada vatandaşı rahat nefes alsın. Kafasını yastığa koyduğu zaman uyuyabilsin.

Alman şansöylesinin dediği gibi Putin'den korkumuza sabaha kadar uyuyamıyoruz demesin. O yönden Cumhur İttifakı'na ve Sayın Cumhurbaşkanımıza, Sayın Liderlerimize çok çok teşekkür ediyoruz. Sayın Genel Başkanımıza da.

Bugüne kadar güvenlikle ilgili alınan tedbirler savunma sanayiyle yapılan yatırımlar Türkiye'yi üst segmetlere ulaştırmıştır. Şimdi tabii burada en önemlisi de güvenliğinizi alacaksınız, silahınızı kendiniz üreteceksiniz, hiç kimseye ihtiyacınız olmayacak. Ordunuz güçlü olacak ve içeride birlik ve beraberliğinizi sağlayacaksınız.

Şu andaki savaşta gördüğümüz ve çıkaracağımız dersler bunlar. Önce silahını kendin yapacaksın, en güçlü silaha sahip olacaksın, en iyi şekilde kullanacaksın. Kimseden bir şey beklemeyeceksin.

İki, milli beraberliğini iç bünyede sağlayacaksın. Bunu da İran'da görüyoruz. İran'a saldırının nedeni birinci derecede rejim değişikliğiydi. Niye? Altı ay evvel İran'da İran halkı hükümet binalarına saldırıyordu. Güvenlik güçleriyle çatışıyordu. Dolar yükseldi efendim dövizde şu vardı, bu vardı diye.

Buna aldanan veya buna güvenen Amerika İsrail, İran'da rejim değişikliği yapmak üzere savaş başlattı. Ama İran halkı kenetlendi. Bu çok önemli bir hadise. Biz yıllarca şunu anlatmaya çalışıyoruz. Içeride mücadele edelim, yarışalım. Ama dışarıya geldin mi bir olalım. Yani ülkenin içerisinde siyasi partiler olarak yarışırız. Biz otoyol yaparız, sen tren yolu yaparsın. Biz baraj yaparız, sen gölet yaparsın. Ayrı bir iş. Ekonomide de ayrı ayrı kanaatlerimiz olabilir. Ama dışarı geldiğimiz zaman birleşelim, bir olalım.

Maalesef bugünkü iktidara talip olan siyasi partilerin özellikle Cumhuriyet Halk Partisi'nin yönetim kadrosunda böyle bir kanaat ve böyle bir düşünce yok. Üzüntüm ve endişem buradadır. Niye endişem buradadır?

Daha dün Sayın Özgür Özel, sosyalist enternasyolun gençlik kolları başkanlarının İstanbul'da yaptığı toplantıda diyor ki Türkiye'yi kötülüyor. Gidin memleketinizde de bunu anlatın diyor. Kötülemek de bir tarafa. Gidin ülkenize bunları anlatın diyor. Türkiye'nin aleyhinde konuşun. Türkiye'nin aleyhinde kampanya yapın.

Ha kime çalışıyorsun sen? Ateş çemberinin içerisinde olan bir ülkenin ana muhalefet liderinin Türkiye'ye bakışı bu. Bütün dünyaya şikayet ediyor.

Ne olmuş? Marmaris'teki belediye başkan yardımcısı yakalanmış. Nerede yakalanmış? Suç üstü yakalanmış. Rüşvet alırken yakalamışlar. Ne yapacak yakalanıcı camiye mi götürecek? Nereye götürsün? Yani sen kendi belediyelerini kontrol edemiyorsan, sen kendi insanlarını kontrol edemiyorsan sende bir zaafiyet varsa bunda Türkiye'nin suçu ne? Iktidarın suçu ne? Hükümetin, devletin suçu ne?

Şimdi bundan bir yıl evvel bir yıl evvel Sinop'ta toplantı yapıyor. Hepiniz biliyorsunuz. Diyor ki efendim balıklar rahatsız oluyor. Neden? Buradaki füze denemesinden. Füze denemeleri Sinop'da oluyor. Efendim Tayfun füzesi deneniyormuş balık rahatsız oluyormuş. Diğer füzeler deneniyor balıklar rahatsız oluyor. Niye rahatsız oluyor? İşte sesten rahatsız oluyor.

Ha tercihin nedir? Yani biz füzemizi, tankımızı, topumuzu, uçağımızı kendimiz mi yapalım? Yoksa yapmayalım. Yapmayalım diyor. Lazım değil diyor. Balıklar rahatsız olmasın diyor. Bu yarın Cumhurbaşkanı adayı olacak sizden oy isteyecek. Yanına da sizin eski arkadaşlarınızı alacak. Bunu da unutmayın. Bu tezgaha düşmeyeceksiniz. Bunu unutmayın.

Şimdi orada orada milli güvenliğimizle ilgili yerli füzelerle ilgili yapılan araştırmaya ve uygulamaya karşı çıkıyor. Engel olmaya çalışıyor. Orayı anladık. Bir sene sonra Ankara'da Tandoğan'da miting yapıyor. Savaş başlamış. Orta Doğu'da savaş başlamış. İran'a saldırı var. Kan oluk gibi akıyor. Diyor ki bizim uçağımız yok. Füzemiz yok. Ordumuz geri. Hep beraber dinlediniz bunu.

Hep beraber diyor. Füze yapma diyor. Burada ağlıyor füzemiz yok diye. Uçak yapma diyor. Burada ağlıyor. Uçağımız yok diyor. Bir yere duyuruyor. Birilerine duyuruyor. Kime duyuruyor? Kime duyuruyorsun Özgür Özel? Savaş zamanı ateşin içerisindeyken Türkiye'nin ordusu yok. Türkiye'nin ordusu güçsüzdür. Silahı yok, füzesi yok diye kime mesaj veriyorsun? Kimlere duyuruyorsun? Maksadın ne? Niyetin ne? Kime çalışıyorsun?

Yarın kalkacaksın Cumhurbaşkanlığı'na aday olacaksın. Burası Orta Doğu. Burası ateş çemberinin içerisinde bu ülkeye nasıl hizmet edeceksin? Bu vatandaştan nasıl oy isteyeceksin? Kime duyuruyorsun? İsrail'e mi? Yunanistan'a mı? Amerika'ya mı? Türk ordusu güçsüz. Türkiye güçsüz. Buyurun kardeşim. Bu ülkeye de saldırın. Bu ülkeye de efendim tecavüz edin diye. Kime davetiye çıkarıyorsunuz? Işte sıkıntı burada.

İran'da bu yok. İran dün kavga etti, dövüş etti ama füze yiyince bir araya geldi. Bizim şanssızlığımız da Cumhuriyet Halk Partisi gibi Atatürk'ün kurduğu partisinin başına gelen yöneticilerde başına gelen yöneticilerde biz bu salonda da söylemiştik, Milli Eğitim Bakanı'na teşekkür etmiştik. Mavi Vatan'ın sınırlarından dolayı Yunanistan hariç bir de Cumhuriyet Halk Partisi hariç biz Mavi Vatan'ı herkese kabul ettirdik. Bir Cumhuriyet Halk Partisi'nin Namık Tan'ı ve diğer Büyükelçisi eski genel başkan yardımcısının haricinde herkese kabul ettik.

Mavi Vatan'ı kim kabul etmez? Cumhuriyet Halk Partisi yöneticeri bir de Yunanistan kabul etmez. Şimdi böyle bir muhalefetimiz böyle bir gelecekte seçime hazırlanan cumhurbaşkanlığını talep eden ve CHP iktidara geliyor diye kampanya yapan bir muhalefet liderimiz var.

Bunlara nasıl güvenelim? Bunlara bu ülke teslim edilir mi? Yarın da bizim karşımıza, sizin karşınıza, sizin eski arkadaşlarınızı, sizinle siyaset yapmış olan arkadaşlarınızla ittifak yaparak beraberlikler uğrarak, müttefiklik yaparak çıkaracaklar. Sizden de bu manada oy isteyecekler.

Ben bugünden uyarıyorum sizi. Ben sizi bugünden uyarıyorum. Buna ateş çemberidir.

Şu güne kadar Cumhur İttifakı'nın yaptığı her şeyin doğru olduğu bugün savaşlarla ve günümüz hadiselerinde tescil edilmiştir. Bunun devam etmesi gerekir. Bu ülkenin selameti için Türk dünyası için Türk dünyasının geleceği için ümmeti Muhammed'in geleceği için bu ittifakın ve sayın cumhurbaşkanlığımızın cumhurbaşkanlığının da devam etmesi gerekir.

Bize yakışan da bunların yanında durmak, bunların arkasında durmaktır. Lafa bakmayacağın icraata bakacağın şartlar bu tarafa doğru gidiyor. Inşallah bu savaş en kısa zamanda durur. Durur. Inşallah en kısa zamanda mehcidi Aksa'da ümmeti Muhammed yine namazını kılar, ibadetini yapar. Rabbim o günleri kavuşturur.

Her karanlığın bir şafağı vardır. Şafak da bize göre çökmek üzeredir. Ben çok daha fazla sözlerimi uzatmayacağım.

Sayın Cumhurbaşkanımız buradadır. Kendisi sizlere hitap edecek. Allah kendisinden razı olsun.

Allah'ın selamı, lütfu, keremi, rahmeti hepinizin ve hepimize üzerinde olsun. Allah'a emanet olun.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —