Türkiye'deki muhalefetin; çevremizde yaşanan gelişmeleri doğru okuyabilme, milli güvenlik stratejisini kavrayabilme ve emperyalizmin oyunlarına karşı net bir duruş sergileyebilme noktasında çok ciddi zafiyetleri bulunmaktadır. Ya da daha vahimi, teslim alınmış bir "görevli muhalefet" misyonu üstlenmiş durumdadırlar.
Komşu ülke Suriye'de ise emperyalizmin iki birleşik kolu olan ABD ve İsrail, terör örgütü PKK'ya yıllarca silah vermiş, eğitim ve lojistik destek sağlamıştır. ABD, bölgeye hâkim olma hedefi doğrultusunda; İsrail ise Irak–Suriye hattında kurmaya çalıştığı "Davut Koridoru" ile kendi güvenlik alanını genişletme amacıyla, terör örgütü YPG/SDG'yi uzun yıllar boyunca kullanmıştır. ABD ve İsrail'in emperyalist genetiği açısından bakıldığında, bu ilişkiler şaşırtıcı değildir.
Peki, bu emperyalist oyunu bozmak için kararlılıkla mücadele eden Türkiye'nin karşısında bizim muhalefetin duruşu nedir? Tam anlamıyla bir rezalet ve açık bir emperyalizm kuklalığıdır.
2018 yılında, PKK'nın işgali altındaki Afrin'i terörden temizlemek amacıyla Zeytin Dalı Harekâtı gerçekleştirildiğinde; Türkiye'de "6+1 masa" olarak anılan tüm siyasi yapılar bu operasyona şiddetle karşı çıkmıştır. CHP ve HDP'nin tavrı zaten malumdur. Sözde milliyetçi İYİ Parti, Kürtçü bir çizgide duran Gelecek ve DEVA Partileri ile Milli Görüş geleneğinin sıfatını taşıyan Saadet Partisi ise, Türk ordusunun operasyonunu engellemek için adeta canlı kalkan olmaya ramak kalacak bir tutum sergilemiştir.
Bu kez ise Suriye devleti, terör örgütü YPG/SDG'yi önüne katmış; temizleye temizleye ilerlemektedir. Hani bir Alman, bir İngiliz ve bir Fransız uçağa binmiş; Temel de kafasını kaldırıp "Ulan yine mi siz?" demiş ya… İşte yine aynı tabloyla karşı karşıyayız. CHP'nin başını çektiği partiler, Suriye'de yürütülen terörle mücadeleyi engellemek için bir kez daha yırtınmaya başlamıştır. DEM ve CHP bu konuda zaten tavizsiz bir çizgide dururken, İYİ Parti terörle mücadeleyi küçümsemeye çalışan bir dil kullanmakta; sanki bir düğmeye basılmış gibi Saadet Partisi de gençlik teşkilatlarıyla birlikte sahneye sürülmektedir.
Herhâlde Suriye'de tüm kartlarını YPG'den yana oynayan CHP, Saadet Partisi'ne de "Bir daha milletvekili kontenjanı alabilmek istiyorsanız, Suriye'deki gelişmelere bizim gözümüzle bakacaksınız" mesajını vermiş olmalı ki; önce AGD Anadolu Gençlik, "Suriye / Rojava'daki İnsani Krize Dair Basın Açıklaması" başlıklı bir metin yayımlamıştır.
Bu açıklamada, terör örgütü YPG/SDG'ye tek bir atıf dahi yapılmaması; söz konusu örgütün sivillere yönelik infazları, kadın–çocuk demeden insanları hapishanelere doldurması ve bölgeleri işgal etmesi gibi vahşetlerine hiç değinilmemesi son derece dikkat çekicidir. Metnin genelinde ise, adeta zulmü terör örgütleri değil de Suriye devleti yapıyormuş algısı oluşturulmaya çalışılmıştır.
Bu açıklamadan bir-iki gün sonra ise Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Suriye konusundaki değerlendirmelerinde CHP'ye şirin görünme çabası içeren ifadeler kullanmış; terör örgütü YPG'ye destek amacıyla başlatılan eylemleri, "Eylemler insanların en doğal hakkıdır. Saç örme eylemine saygıyla yaklaşmak gerekir" sözleriyle meşrulaştırmaya çalışmıştır.
Hacılar, hocalar; size ne oluyor yahu?
"Bir tek sivile zarar vermeden Suriye'de terör örgütünün kökünü kazıyın" demek bu kadar mı zor?
Suriye'de cami hoparlörlerinden bölücü marşlar çalınırken, "Biz Allah'tan büyüğüz" diyen alçak söylemler ortadayken; İslam ile alay eden kitapçıklar dağıtılırken, ezanla ve namazla dalga geçen sayısız video bu süreçte herkesin gözü önündeyken, teröristleri perdelemek sizin işiniz midir?
Ne diyorsunuz, İsrail "Davut Koridoru" için YPG/SDG'yi kullanmaya devam mı etsin?
Daha önce de eski Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, CHP'ye şirin görünmek adına; "Diyelim Afrin'e girdik, çıktık; bu Suriye problemini çözecek mi?", "Afrin'de katliam yapmamalıyız", "Trakya diye bir bölge varsa neden Kürdistan diye bir bölge olmasın?" gibi sakat düşüncelerini açıkça dile getirmişti.
Peki soralım:
Milli Görüş, sadece adıyla mı millidir?
Bu görüşün, Türkiye'den yana olan ve teröre karşı tutarlı bir eylem ve söylem birlikteliği gerçekten var mıdır?
Ne diyelim… CHP'ye bulaşan iflah olmuyor.