TARİHTEN YAPRAKLAR
TARİHTEN YAPRAKLAR Haberleri
Ali KUZENCİK yazdı: Mehmet Akif, milli birlik ve beraberlik ruhudur!
M.Akif hayatı boyunca idealleri peşinden koşmuş ve milletinin iyiliği için çalışmış bir dava adamıdır..
“ALLAH…BU MİLLETE BİR DAHA İSTİKLAL MARŞI YAZDIRMASIN”
“Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim
Onu dindirmek için kamçı yerim çifte yerim
Adam aldırma da geç git diyemem aldırırım
Çiğnerim, çiğnenirim hakkı tutar kaldırırım.”
Ancak bu dizeleri yazan ruh, İSTİKLAL MARŞINI yazabilir.
O, vatanı için yorulmadan koşan ve
bundan hiçbir zaman pişman olmayan bir güzel insan.
Şiirlerini okuyanlar, orada adeta nadir açan bir çiceğe, çığlık-çığlık öten bülbüle, fakir semtler de bulunan mahzun bir ihtiyara rastlarlar.
Milli şairimiz M.Akif’in en çok önem verdiği, durmadan işlediği konulardan birisi de milli birlik ve beraberlik ruhudur.
Çünkü ona göre bir milleti bölmeden-parçalamadan yok etmek mümkün değildir.
Milli şairimiz M.Akif ERSOY yalnız şair değil, tefekkür sahibi, ehli gönül, çok yalın, sade yaşayan örnek bir insandı.
Zamanla başka şairlerinde büyük olduğunun farkına vardım. Ama benim için Mehmet Akif ERSOY halen bir numaradır.
Ömrüm oldukça gönül tahtıma keyfince kurulan M.Akif ERSOY der ki;
“Hayır, hayal ile yoktur benim alışverişim,
İnan ki her ne demişsem görüpte söylemişim.”
M.Akif’in kıymetli eseri SAFAHAT’ını okuduğunuzda onun ne kadar değerli bir eser olduğunu anlarsınız.
Çünkü Safahatın içinde her seviyeden insanın anlayacağı bölümler vardır. Okuduktan sonra siz de göreceksiniz ki onun şiirleri günümüz meselelerine de çareler sunuyor..
-Ebediyen unutulmaz şiir mirası bıraktı ve “MİLLİYET” duygusu...
Sırât-ı Müstakîm ve Sebilürreşâd dergilerinde Türk Dünyası aydınlarını buluşturarak ortak dil ve edebiyat fikrine hizmet etti:
“Toprakta gezen gölgeme toprak çekilince,
Günler şu heyulâyı da er geç silecektir,
Rahmetle anılmak, ebediyyet budur amma,
Sessiz yaşadım, kim beni nerden bilecektir?”
Mehmet Akif’in 4 mısralık vasiyeti.. Rahmetle anılmak.
M.Akif hayatı boyunca idealleri peşinden koşmuş ve milletinin iyiliği için çalışmış bir dava adamıdır.. Türk Milletinin gönlüne girmiş vatan şairi M.Akif, hayatın pek çok noktasında karşımıza çıkar.
-Halk ve aydın arasındaki kopukluğa üzülür,
-Medreselerin yozlaşmasından, -Bâtıla olan düşkünlüğün bu kadar artmasından dert yanar.
-Halkı eğitecek insan bulunmayışı ise onun büyük ıstıraplarındandır.
Ancak Akif karamsarlığın şairi değildir. Çalışmayı, ilmi almayı öğütler. Eğitim onun için vazgeçilmezidir..
Çünkü eğitimsizlik bütün sıkıntıların ve kötülüklerin kaynağı olan cahilliği doğurur.. ASIM dediği “nesle” bu konuda adeta kılavuzluk edecek şiirler yazmıştır..
“Değil mi ortada bir sine çarpıyor, yılmaz
Cihan yıkılsa emin ol bu cephe
sarsılmaz.!” mısralarıyla bütün
Garba kafa tutarken biliriz ki Akif’in bütün umudu gençlikteydi..
“Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz,
Gelmişiz dünyaya milliyet nedir öğretmişiz.”
“Zannetme ki ecdadın asırlarca uyudu, nereden bulacaktın o zaman eldeki yurdu!" dizelerinden de anlaşıldığı gibi TARİH duygusunu iliklerine kadar hisseden milli şairimiz geçmişin emanetinden de yararlanıp geleceğe ümitle bakar..
Çalışmakla herşeyin başarılacağını hemen her fırsatta dile getirir.
Mehmet Akif Ersoy’un yazmış olduğu en nadide şiirse şüphesiz “Aziz Milletime armağan” dediği İstiklal Marşımızdır.
Şair Türk Milleti için hissettiği en yüce duyguları o mısralarda dile getirmiştir. Hikayesini ilkokuldan beri biliriz hepimiz.
Ömrünü “Millet davasının” önüne sermiş bir içli yüreğin duygu patlamasıdır o marş. İnançtır, güvendir, aşktır, vatandır.
İSTİKLAL MARŞI, bu toprakların kaderini anlatan yürekten bir vefadır.
İSTİKLAL MARŞI, dünyada istiklal kazanılmadan önce yazılan tek milli marştır.
Çünkü M.Akif’in imanı, zafere olan inancı, marşın bütün mısralarında görülür.
-Hiç bir şair bu ülkenin meselesini bu kadar dert edinmemiştir kendine ve hiç bir şair böyle feryat etmemiştir milleti için.
-Yine hiç bir şair “vatanseverliğin parayla anlatılamayacağını” bu kadar çarpıcı anlatmamıştır.
Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy memleketin işgalden kurtulacağına inanıyordu.
Bu inancını şu dizelerle belirterek, Türk Milletine seslenmiştir;
“Doğacaktır sana vadettiği
günler hakkın,
Belki yarın, belki yarından da
yakın.”
İstiklal Savaşının kazanılacağına neden bu kadar inandığını soran arkadaşına;
“Başımızdaki adamı kim görse inanırdı.” diye karşılık vermişti.
M.Akif Atatürk’e inançla bağlıydı. Nitekim Türk İstiklal Savaşı, onun inandığı gibi, M.Kemal Paşa’nın “liderliğinde” kazanıldı.
Atatürk 1920 yılında M.Akif’e Burdur’dan milletvekili olmasını ve camilerde vaaz vermesini rica etti.
Mehmet Akif, M.Kemal Paşa’nın bu ricasını geri çevirmedi. Burdur milletvekili olarak TBMM’ne girdi ve halkı Milli Mücadele konusunda aydınlatmaya çalıştı.
Atatürk…M.Akif’in bilgi birikimine
şiir sanatına saygı duyardı...
Mehmet Akif Ersoy'un İstiklal Marşı,
17 Şubat günü Sırat-ı Müstakim ve Hakimiyet-i Milliye'de yayımlandı.
Hamdullah Suphi Bey Meclis'te okuduğunda ayakta alkışlanan İstiklal Marşı, 12 Mart 1921'de "Milli Marş" olarak kabul edildi. Ersoy, ödül olarak verilen 500 lirayı hayır kurumuna bağışladı.
Atatürk Büyük Zaferden sonra, Türkçeye ve Arapçaya bu kadar vakıf, bilgili, yetenekli sanatçı bir kişi olan M.Akif’e Kur’an’ı Kerim’i Türkçeye çevirmesi teklifinde bulundu. ”Her Türk, Kur’an’ı Kerim’i gerektiğinde, kendisi okuyarak, anlamalı.” diye düşünüyordu.
Böylece bilgisiz, cahil bir takım kişilerin, kendilerini hoca diye tanıtıp, halkı aldatmalarının önüne geçebilirdi.
Beş vakit namaz kılan, ağzı dualı, rahmetli Zübeyde Hanımın sevgili oğlu M.Kemal Paşa’nın gerçek din adamlarına, alimlerine saygısı vardı.
TBMM'nin Cuma namazı sonrası dualarla açıldığı bilinmektedir. Dil-Tarih’deki Hocalarımızdan ve manevi kızı Prof.Dr.Afet İNAN Hocamdan biliriz ki bu manevi istek M.Kemal Paşa’dan gelmiştir.
Kur’an’ı Kerim’in Türkçeye çevrilmesi teklifi bazı çevrelerin etkisiyle ve mahalle baskısıyla M. Akif bu teklifi kabul etmedi.
Sonradan Elmalılı Hamdi YAZIR bu görevi başarı ile yerine getirmiştir.
Atatürk’ün Elmalılı Hamdi Yazır’a hazırlattığı Kur’an tefsirinin bütün giderlerini kendi cebinden karşıladığı bilinmektedir.
Âkif dendi mi ben bir hoş olurum. İstiklâl Marşı'mızın şairine çocukluğumdan beri ona sevgim var.
Beni en çok etkileyen yönü SAMİMİYETİ. İmparatorluk yangın yerine dönmüş, vatan toprakları ayaklarımızın altından kayıp gidiyor.
Cumhuriyet'e kadar bizim ağlayan tek şairimiz neredeyse o.
Yahya Kemal'in bu konuda yazılmış cılız birkaç şiiri ve yazısını saymazsak. Abdülhak Hâmit, Cenap, Haşim büyük şairler ama bizim için ağlayan sadece o.
M.Akif her dem yeniden doğan ve daima çağdaşımız olmayı başaran bir kişidir. Kişiliğiyle düşünceleriyle yeni nesile rehber olarak önümüze ışık olmaya devam ediyor.
Allah ondan RAZI olsun...
Hasbiliği, engin hissedişi ve heyecanı hem eserlerine hem de erdemli hayatına birebir yansımıştı.
Merhum Nihat Sami BANARLI, Akif’i şöyle anlatmıştı:
“-Ben Mehmet Akif’i inanmış bir insan olarak her hatırlayışımda, evliyalar kadar temiz ve lekesiz görebilmenin hazzını duyarım. İçim rahatlar.”
Milli Mücadele yıllarında milletimize umut aşılamış, kalpleri teskin etmişti
İstiklal Marşı şairimiz Mehmed Akif Ersoy'u rahmetle anıyorum.
M.Akif her dem yeniden doğan ve daima çağdaşımız olmayı başaran bir kişidir. Kişiliğiyle düşünceleriyle yeni nesile rehber olarak önümüze ışık olmaya devam ediyor…
Hayatında olduğu gibi, öldükten sonra da milletin gönlünde yaşamaya devam etti. Cenazesini millet kaldırdı. Protokolden uzak, samimi, coşkulu bir uğurlamaydı bu.
Ona yakışan bir uğurlama. Onun kadar milletiyle bütünleşmiş şair azdır.
İstiklal Marşımızın yazarı milli şairimiz özüme özdeş M.Akif ERSOY’un dik duruşu ve mücadele azmi hepimize örnek olsun.
Mehmet Akif'in "KORKMA” diye başlayan çağrısı, yalnızca Kurtuluş Savaşı sırasında değil, her zaman milletimizin rehberi olmuştur.
İstiklal Marşı'nın kabulünün yıldönümünde, Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, bu vatan için canını feda eden tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.
Cenab-ı Allah bu aziz millete bir daha istiklal marşı yazdırmasın inşallah.
Vatan ve bayrak hastalığı diye
bir hastalığımız vardır…Derim ki;
-Ben bu derdimden hoşnutum.
Benim derdimin ilacı, derdimin
kendisidir.
“Hubbül Vatan-Minel İman”
Vatan sevgisi imandandır.
Unutmayınız ki Cehennem…Vatan aşıklarını ağlatan merhametsiz fanilerle doludur.
Bu mübarek Anadolu toprakları yüzyıllardan beri Haçlı ve Moğol istilasının hedefi olmuştur.
Ancak Türk Milleti bu kahraman evlatlarının vatan sevgisi ve milli şuuru ile gerektiğinde canları pahasına savunmuşlardır.
Vatanseverliğinin en büyük hasletlerinden biride Şanlı Bayrağımıza ve İstiklal Marşına duyduğumuz sevgi ve saygıdır.
İstiklal Marşının söz ve bestesini beğenmeyenler M.Akif’in sağlığında da Milli Marşımızı değiştirmek isteyenler oldu.!
Bunlar “AKİF-FİKRET çatışmasında”; -Fikret’in ruhuyla yaşayan, inançlara söven zavallı zangoçlardı.
“ŞİNANAY YAVRUM ŞİNANAY NAY” nakaratlı bir türküyü, hep bir ağızdan güle-oynaya söyleyebiliriz…Ama hiç birimiz ondan İstiklal Marşımızdaki o muhteşem ruhu hissedemeyiz.
Kendine yabancılaşma;
-Milli ölçüyü kaybetme demektir. Milli ölçüyü kaybeden kimse hem iç hem dış politik olayları, kendi milletinin menfaatlerine uygun ayrıntılı düşünmeyen adam demektir.!
Türk oğlu Türk Prof.Dr. Şair Bahtiyar VAHAPZADE der ki;
“-İslam Devletlerinin ve yeni kurulan Türk Cumhuriyetlerinin milli marşlarını dikkatlice inceledim.
-Gördüm ki, içlerinde en güzel, en muhteşem milli marşı Türkiye Türkleri söylüyorlar.”
Bayrağımıza ve İstiklal Marşımıza karşı çıkanlar, marşın içinde yer alan;
“Kahraman ırkımız-vatanımız-hür yaşamak-ceddimiz-yaradanımız-mabedlerimiz-ezanlarımız-dinimiz-cennetimiz-şehitlerimiz....” gibi kelimelerden ve bu kelimeleri ifade ettikleri kültür köklerimizden “katiyyen hoşlanmayan” kalpleri mühürlü insanlardır.
Cenab-ı Allah vatanını seven aşıkları sever.
Bu yüzden sadece mazlumun değil aşığın bedduasından sakınınız.!
Nasıl bir fıtrattır bizimkisi
bilmem ki...
Vatana/bayrağa kem göz değince kem söz söylenince:
-Göz doluyor,
-Yumruk sıkılıyor,
-Kılıç kınında kıpırdıyor,
-Bu asil kan damarlarda ayrı bir deli akıyor.
VATAN ŞAİRİ Namık KEMAL haklı;
“Fıtrat değişir sanma bu kan yine
O KANDIR.!!”
Milli şairimiz M.Akif’in en çok önem verdiği, durmadan işlediği konulardan birisi de milli birlik ve beraberlik ruhudur.
Çünkü ona göre bir milleti bölmeden, parçalamadan yok etmek mümkün değildir.
Altaylardan, Tuna’ya koca bir yükü sırtlamış bir milletin evladı olarak GAFLETİ gördükçe üzülüyorum.
Bugün “beka sorunu yoktur” diyenler ne bölgemizdeki gelişmelerden ve ne de dünyadaki gelişmelerden bi haber zavallılardır.!
Gaflet ve dalalet içindeki devlet adamları “devletin beka sorunu yok” diye diye devletin sınırları 1699 Karlofça Antlaşmasından 1921’de Sakarya Nehrine kadar çekilmiş, küçücük bir Anadolu’ya sıkışıp kalmışız.!
-ARTIK ANADOLU TÜRK’E DAR GELİYOR…
Meram Bağları’ndan;
SEVGİ ve MUHABBETLE
🌹🇹🇷🌹
12 Mart 2026
Taş Medreseli Tarih Öğretmeni:
Ali KUZENCİK



