TBMM Başkanvekili ve Milliyetçi Hareket Partisi İstanbul Milletvekili Celal Adan “Türkiye'nin temel problemlerine bütün siyasi partilerin odaklanması gerekir” dedi.
TBMM Başkanvekilimiz Celal Adan “Türk siyasetinin yetiştirdiği büyük devlet adamı Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli Bey Terörsüz Türkiye diyerek elini uzattığı kardeşlik mücadelesi Cumhurbaşkanımızın da dirayetli duruşuyla bunu devlet politikasına dönüştürmesiyle bugün Şırnak'ta, Rize'de, Diyarbakır'da, Lice'de, Kayseri'de, Kastamonu'da, Sivas'ta Türkiye'nin 81 vilayetinde Terörsüz Türkiye ortak referanslara dönüştü” diye konuştu.

Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin talimatları ile “Hayırlı Günler Komşum” ve “Derdin Derdimizdir” ziyaretleri kapsamında, TBMM Başkanvekili ve MHP İstanbul Milletvekili Celal Adan, İl Başkanı Sertel Selim, İl Teşkilat Başkanı Yaşar Kaba, 2. Bölge Başkanı Ahmet Bilgiç, Bayrampaşa İlçe Başkanı Tarık Karataş; Türkiye Bosna Sancak Derneği’ni ziyaret ettiler.
TBMM Başkanvekili ve MHP İstanbul Milletvekili Celal Adan, yaptığı konuşmada şunları söyledi:
"Öncelikle Türk siyasetinin yüz akı, milletimizin yetiştirdiği en büyük devlet adamı olan Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli Bey'in her birinize ayrı ayrı selamlarının sevgilerini getirdim değerli arkadaşlar.
Toplantımızın amacı hayırlı günler kapsamında derdin derdimizdir. Konusunda Türkiye genelinde genel başkanımızın talimatıyla başlayan bir program gereği bugün sizi ziyaret etmiş bulunuyoruz.
Tabii anlatılacak çok şeyler var. Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan'a, Muhammed Sancaklar Başkan'a. Gündelik siyasetin dışında ne kadar güzel hizmetler ortaya koyduğuna şahit olduk.
Binaya girerken de sağlık tanıması yapan bir vasıtayı da tanıttı bize. Dolayısıyla Türkiye ve Muhammed Sancaklar'ların veya sizin desteklediğiniz başkanın gündelik siyasetin dışında ne kadar büyük hizmetler yaptığını gördük. O sırada sancak bizim için çok önemli.

Demin de içeride söylediğim gibi sancak Erzurum'dur. Erzurum sancaktır. Sancak dengesini kaybederse Türkiye dengesini kaybeder.
Dolayısıyla sizinle aynı yüreği paylaşıyoruz. Ve siz destan yazan çok büyük mücadele örneği ortaya koyan değerli arkadaşlarımızsınız. O büyük mücadeleyi o destanı yazanlar deprem bölgesinde de destan yazıyorlar.
Sağlıkta destan yazıyorlar. Cerrahpaşa'da, Çapa'da yeniden yapılanmalarda destan yazıyorlar. Milletimizin problemleriyle ne kadar büyük bir beraberlik oluşturduğunuza şahit olduk. Tebrik ediyoruz sizleri.
Bizim bugün içerisinde bulunduğumuz şartlara baktığımız zaman Türk milleti huzurlu olmadan, Türk milleti güçlü olmadan gönül coğrafyamızda rahat etmek imkansız.
Bakınız Suriye çok büyük bir yıkım yaşadı. Beş altı milyon Suriyeli kendi ülkelerini terk etti. Binaları yıkıldı. Türkiye'nin güçlü duruşu oraya bir istikrar getirdi.
Ermenistan Karabağ'ı işgal etmişti. Karabağ Azerbaycan'ın Ankara'sı gibi bir şehir, bir yer. Türkiye güçlenince Karabağ Azerbaycan'ın oldu.
Akdeniz'de bizi boğmak isteyenlere karşı Mavi Vatan projesiyle meseleye müdahale edildi ve Akdeniz'deki haklarımız korundu. Ayrıca Kıbrıs'ta Libya'da gönül coğrafyamızdaki bütün huzursuzluluklara karşı Türkiye büyük direnç ortaya koymakta. Birileri ise bu büyük mücadeleyi günlük siyasete boğmak istiyor. Doğru değil. Türkiye'nin bugün önü açık, birliğe, beraberliğe ihtiyacımız var. Bu birlik ve beraberlik konusunda terörsüz bir şekilde yürümemiz gerekiyor.

İşte demin de ifade ettiğim gibi Türk siyasetinin yetiştirdiği büyük devlet adamı sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli Bey terörsüz Türkiye diyerek elini uzattığı kardeşlik mücadelesi Cumhurbaşkanımızın da dirayetli duruşuyla bunu devlet politikasına dönüştürmesiyle bugün Şırnak'ta, Rize'de, Diyarbakır'da, Lice'de, Kayseri'de, Kastamonu'da, Sivas'ta Türkiye'nin 81 vilayetinde terörsüz Türkiye ortak referanslara dönüştü. Türkiye'ye asla bir daha kimse terörü getiremez.
Aşağı yukarı bir buçuk ay içerisinde Milliyetçi Hareket Partisi İstanbul İl Başkanımız Sayın Serten Selim Bey'in yaptığı program çerçevesinde Kapalı Çarşı'ya gittim. Mısır Çarşısı'na gittim, Perpa'ya gittim, bugün de sınırınızdayım.
Perpa Mısır Çarşısı, Kapalı Çarşı İstanbul'un nefesini tutan yerler. Oralarda gördüğüm konu şu. Henüz Türkiye'de vatandaşımız bir iktidar arayışı içerisinde değil. Mevcut iktidardan memnun problemler var. Bu problemleri bu iktidar çözer diyor. Yani Cumhur İttifakı henüz milletimizin kafasında buna karşı bir alternatifin doğmadığına şahit olduk.
Alternatif Cumhur İttifakı'dır. Çünkü Türkiye'nin temel problemlerle uğraşan çok ciddi mücadele veren Cumhur İttifakı'dır.
455 bininci konut teslimine ben de Sayın Cumhurbaşkanımızla Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli Bey ile gittim. 11 vilayette adeta yollarıyla, sosyal tesislerle, otoparklarıyla medeniyet projeleri oluşturulmuş orada.

Bunun maliyeti yüksek. Bu yüksek maliyeti siz desteklediniz, vatandaşlarımız destekledi, aylıkla çalışanlar destekledi. Ve yüz milyar doları aşan rakamlarla orada bir büyük mücadele başarıldı.
Cumhur İttifakı dış politikada belirleyiciliği, liderliğini devam ettirirken içeride de Türkiye'nin de büyük problemlerini çözerek yoluna devam ediyor.
Terörsüz Türkiye'ye destek veriyor milletimiz. Nereye gidersem gideyim Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli'ye millet dua ediyor. Cumhurbaşkanımızın güçlü duruşunu onaylıyor. Dolayısıyla bugün muhalefetin vatandaşın arasına gelip vatandaşın ne istediğini iyi anlamaları gerekir.
Muhalefete bakıyorum ben. Muhalefet örgütlere dönüşüyor. Çok sert ifadelerle milletimizi anlamadığını görüyorum ben. Vatandaşın arasına gelmiyorlar. Mitingler yapıyorlar ve bulundukları ortamlarda gelerek bir takım ifadeler kullanıyorlar. Oysa milletimiz problemleri çözecek düşüncelere itibar etmek istiyor.
Bugün demin de ifade ettiğim gibi Türkiye'nin en önemli meselesi olan terör konusu Türkiye'de bitmiştir. Yeryüzünde hiçbir güç tekrar Türkiye'ye terörü getiremeyecektir.
Ayrıca Türkiye'de bütün insanlığın örnek aldığı depreme karşı deprem mağdurlarına karşı Türk devletinin ortaya koyduğu irade bugün bütün dünyada örnek görsün.
Geçenlerde Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz Bey'le beraberdim. Avrupa'dan gelen heyetlerin hepsi bu deprem evlerini nasıl yaptınız diye merak ediyorlar. Oraları tanımak istiyorlar. Dolayısıyla gördüğümüz manzara şu. Türkiye'nin bütün problemlerini kucaklayan bir siyasal iktidar mevcut. Bunun adı Cumhur İttifakı'dır. Bu ittifakın da halkımız tarafından kabullendiğini görüyorum.
Bir taraftan demin de ifade ettiğim gibi deprem evleri yapılırken bir tarafta Suriye'de istikrar getirirken, Karabağ'ı Azerbaycan'a bağlarken bu dünyada Türk milleti vardır noktasında ve iradesi bağımsızdır noktasında. Her gün mücadelesini örneklerle donatırken halkımız Cumhur İttifakı'nı desteklemektedir.

Siyasi partilerin verdiği mücadeleyi mutlaka şuna dönüştürmeleri gerekir. Halkımızı dinlemeleri gerekir. Vatandaşımızı dinlemeleri gerekir. Zaman zaman parlamentoyu yönettiğimde muhalefet partisi milletvekilleri iktidarı vatandaşın arasına gidin bir dinleyin bakın ne oluyor diyorlar.
Ben bizim işte bugün yoldan gelirken İstanbul il başkanımızla da konuştum. Bugün İstanbul'da otuz dokuz ilçede üç bine yakın ev ziyareti programı olduğunu ifade ettiler. Biz vatandaşımızın arasındayız.
Bizim iki tane gücümüz var. Biri Cenabı Allah diğeri milletimiz. Başka bir gücümüz yok. Tabii Muhammed Sancaklar başkanımıza misafir olacağız. Dolayısıyla biraz göz attım.
Yahya Kemal'i okudum. Yahya Kemal'e diyor ki Yahya Kemal eğer Türkler dağdan bahsediyorsa Balkanlardır diyor. Nehir'den bahsediyorlarsa Tuna'dır diyor. Dolayısıyla bizde Bosna sancakların bulunduğu yer bizim bulunduğumuz yerdir. Allah birliğimizi bozmasın, beraberliğimizi bozmasın.
Orada verdiğimiz mücadeleyi biliyorum. Türk Devleti'ni de orada verdiği mücadeleleri biliyoruz. Gönlümüz, yüreğimiz orada. Bu gönlümüzü, yüreğimizi dolu dolu dolduran sancak tarlalara da, sancağa da teşekkür ediyorum.
Bize hiçbir zaman bizden, bizden, gönlümüzden çıkmalarına müsaade etmediler. Hep gönlümüzde yaşattılar. Oralar var olacaktır. Biraz zamana ihtiyaç var.
Balkanlar Dünya'nın gözü önünde çok büyük haksızlıklara uğradı. Türk milletinin bir defteri kebiri var. Onlar not ediliyor. Bakınız bir olay yaşadığım içerisinde paylaşmak istiyorum. 1963 yılında Kıbrıs'ı Eokacılar basarken orada bir gün binbaşının evine giderler öldürmek için. Binbaşı evde değildir. Hanımı rahmetli üç çocuğunu yanına alır ve banyoda bir yere sıkışır. Girerler hanımıyla birlikte o üç çocuğu öldürürler. Şehit ederler.
O zaman Abdülhamit gemisi Akdeniz'de petrol aramaya çıktı. Akdeniz'e çıkan Abdülhamit adlı geminin yanında üç tane gemicik vardı. Küçük gemiler vardı. O üç geminin adı o şehitlerin ismiydi.
Bizim bir şeyi unutmamız mümkün değil. Türkiye Türk milleti demin de ifade ettiğim gibi bir defteri kebiri var. Herhangi bir şeyi herhangi bir haksızlığı unutması mümkün değil.
Ayrıca sadece Bosna Sancak değil, Karabağ değil. Dünyada ne kadar mazlum varsa onun kurtuluşuna koşan bir medeniyete sahibiz.
Muhammed Sancaktar Bey de söylediler. Bizim tarihimize baktığınız zaman adalet vardır, merhamet vardır, şefkat vardır. Bu sadece Türklere göre değil, bütün insanlara karşı gösterilen temel değerlerdir.
Dolayısıyla bizim tarihimizin sabıkası yoktur. Herkesi kucaklayan, herkese adalet adına merhametli davranan büyük bir medeniyetin sahibiyiz. Türk milletinin güçlenmesi tekrar dünyaya adaletin gelmesine öncülük yapacaktır.
Türk milletinin güçlenmesi merhameti şefkat ödülüne çıkaracaktır. Bizim gördüğümüz bugün İstanbul'da geziyorum, dolaşıyorum. Sizin burada da ona şahitlik ettim.
Türkiye'nin temel problemlerine bütün siyasi partilerin odaklanması gerekir. Cumhur İttifakı'nı çok güçlü gördüğü için mutluyum.
Cumhurbaşkanımıza karşı büyük bir güven var. Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli Bey'e karşı çok güçlü bir güven var. Nereye gidersem gideyim. Hangi kapıyı açarsam açayım, Sayın Genel Başkanımızın ortaya koyduğu dirayetten dolayı duacı olduklarını görüyorum. Türkiye'yi bir savaş anına döndürmek isteyenlerin hepsi hüsrana uğramıştır. Bu hüsrana uğrayanların hepsini biliyoruz.
PKK'ya silah veren, onları örgütleyen, onlara para gönderen Avrupa ülkelerini biliyoruz. Silahların markalarından hangi ülkenin bunlara silah verdiğini biliyoruz. Amerika'ların bunlara nasıl ayrılıp verdiğini biliyoruz.
Ama bu kardeşlik yerini Şırnak, Cizre, Mardin, doğudaki bütün iller büyük şehirler Anadolu kucaklayınca bu silahlar ellerinde kaldı. Bir utanç vesikası olarak ellerinde kaldı. Bugünlere şükürler olsun.
Türkiye her türlü meselesini çözecek güçtedir. Sadece bu bina, bu binaya geldiğimiz zaman gördüğümüz manzara muhteşem bir manzara. Bir beş yıldızlı otelden daha güzel salonlarıyla toplantı salonlarıyla ve tüm milletinin bütün değerlerini içinde taşıyan demin geçerken bir odaya şahitlik yaptık.
Osmanlı'dan kalan bütün değerler orada. Sayın Başkan dedik işte tam bir Osmanlı. Bir yeri dedi.
Değerleri koruyarak milletimizin kabul ettiği değerlere hürmet ederek aşamayacağımız hiçbir problem yoktur. Bazı problemleri biliyoruz. Bazı sıkıntıları biliyoruz.
Biz on bir milyon nüfusumuz varken Allah'a ve milletimize güvenerek bütün devletlere karşı Türkiye'yi bitirmek isteyen ülkelere karşı ezanı hür, bayrağı hür, Türk Devleti'nin kurdu. Her üç yüzyılda, her dört yüzyılda ancak büyük milletlerin bağrından çıkacak olan Mustafa Kemal Atatürk'ümüzle devletimizi kurdu. En azından kalkıp kurduğumuz bir devlet örnek bir devlettir.
Türkiye'de birbirimize dayanarak birliğimizi, beraberliğimizi koruyarak aşamayacağımız hiçbir problem yoktur. Bazı meseleler hakkında hükümette de Maliye Bakanı'yla da diğer bakanlarla da görüşüyoruz. Bunlar aşıracak konulardır.
Sadece teröre giden para iki trilyon dolara yakın paradır. Çok ciddi rakamdır. Dolayısıyla bundan sonra teröre para gitmeyecek. Ekonomimizi güçlendirecek. Doğuda Güneydoğu'daki vilayetlerimiz dün terörden dolayı kimse olamazken şimdi o vilayetlerimiz turizm merkezi haline gelmiştir.
Milletimizin birliğini, beraberliğini koruyarak Türkiye'de Türkiye'yi güçlendirerek mazlum haksızlığa uğrayan hiç dünyada kim varsa onun yanına koşarak tekrar büyük medeniyetin işaretlerini görüyorum.
Bosna Sancak'ta bir dram yaşandı. Soykırım yapıldı. Ve medeniyetten bahseden Avrupalıların gözü önünde yapıldı. Şimdi bir tanesi daha yapılıyor.
Çocuklar öldürülüyor. Hastanelerdeki hastalar öldürülüyor. Işte Gazze'de olanlar hepimizin gözünün önünde. Gazze'de yetmiş bin kişi öldürdüler. Bu yetmiş bin kişiyi öldürürken dünyanın gözü önünde öldürdüler. Bizim dışımızda Türkiye'nin dışında güçlü sevgi, güçlü bir irade koyan yok. Çünkü biz mazlumun yanındayız ve Gazze'de yapılan haksızlık insanlık tarihinin en iğrenç, en aşağılık karakterini sevgilemektedir.
Dünyaya demokrasi dersi verenler Gazze'de bu drama şahitlik ettiler ve utanmadan da bu katliama karşı İsrail'i desteklediler. Türk milleti asla bunlara izin vermedi, direnebildiği kadar direndi, direnmeye devam ediyor.
Türkiye insanlık için, adalet için, merhamet için güçlenmek mecburiyetinde. Biz millet olarak talihli bunun örneklerini verdik. Bundan sonra da vermeye devam edeceğiz.
Biz buna da şu anda bulunduğumuz yer baba evimiz. Ocağımıza geldik. Buradan çok güçlü bir şekilde ayrılıyorum.
Güçlü bir şekilde mesajlar aldım. Muhammed Sancaktar Bey Türkiye'de nereye gidersem gideyim, ismini duyanların saygı duyduğum, değerli bir başkanımız Allah kendisinden razı olsun. İşinden, aşından fedakarlık yaparak mücadelesini yürütüyor. Hepimiz bunu biliyorsunuz. Fedakarlık yapıyor.
Dün Teşkilat Başkanımız Yaşar Kaba bana bir şey anlattı. Dedi ki ya Muhammed Sancaktar Bey'le de bizim bilmediğimiz bazı şeyler yapıyor. Ne yapıyor? Bayrampaşa'da ne kadar muhtar varsa onlara destek veriyor dedi. Yani bir yapı bu.
Pazartesi günü sağlık bakanını arayacağım. Buradaki sağlıkla ilgili verdiğiniz mücadeleyi kendisiyle paylaşacağım. Değerli bir bakanımızdır, hizmeti yüksektir. Vatandaşımızdan her programıyla ilgilenen bir sağlık bakanımız var. Sizin de temasınız var. Görüşmüşsünüz.
Bu güzel toplantının Balkanlara bu güzel toplantının haksızlığı olan bütün insanların kurtuluşuna, milletimizin birliğine, devletimizin yüceliğine vesile olmasını diliyor. Hepinize saygılarımı sunuyorum."