Ramazan DURMUŞ  / GELDE YAZMA

Haber Editörü

Ramazan DURMUŞ / GELDE YAZMA

ramazandurmus44@gmail.com

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan önemli açıklamalar

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi AK Parti Grup Toplantısı’na katılarak bir konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan
GÜNDEM 11.03.2026 16:17:00 0

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Bu savaş büyümeden, bölgeyi tamamen ateşe atmadan durdurulmalıdır. Şayet diplomasiye şans tanınırsa bunu başarmak pekâlâ mümkündür. Yeniden masaya ve müzakereye dönülmesi, yeniden diplomasinin devreye alınması için girişimlerimizi sabırla sürdürüyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) AK Parti Grup Toplantısı’na katılarak bir konuşma yaptı.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, yarın milletin ortak değerlerinin, ortak geçmiş ve gelecek tasavvurunun en veciz nişanesi, millî mutabakat metni olarak gördükleri İstiklal Marşı'nın kabulünün 105. yıl dönümünü idrak edeceklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstiklal Marşı'nın vatanın umumi manzarası açısından nasıl bir ahvalde yazıldığını, devrin maarif vekili Hamdullah Suphi Bey'in, "'O günlerde cepheler arka arkaya çökmekteydi. Eskişehir'in sükutu hatta Ankara'nın istilası gün meselesiydi. Hükûmetin Sivas'a kadar çekilme hesabı vardı. Ordu her an Sakarya gerisine çekilmek üzereydi. Askerlerimizin maneviyatı son derecede sarsılmıştı'" ifadeleriyle anlattığını anımsattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatan topraklarını hızla kara bulutların kapladığı bir dönemde merhum Mehmet Akif Ersoy tarafından kaleme alınan İstiklal Marşı'nın 12 Mart 1921'de TBMM'de tekrar tekrar okunduğunu, ayakta dinlendikten sonra alkışlar ve gözyaşları eşliğinde Genel Kurul'un ekseriyeti azimesi ile millî marş kabul edildiğini belirtti.

"Bu topraklarda, ezelden ebeden hür yaşamış milletimizi esir etmeyi amaçlayan emperyalist kuşatmaya karşı verilen Millî Mücadele, kahraman ordumuza ithaf edilen İstiklal Marşı'mızın kabulüyle kelimelerden mürekkep bir sancağa kavuşmuştur" ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "İstiklal Harbi'mizin Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal, Meclis Başkanı sıfatıyla gözyaşlarının sel olup aktığı o tarihî günlerde bu hakikati şöyle dile getirmiştir: 'Bu marş bizim inkılabımızın ruhunu anlatır. İstiklal Marşı'nda davamızı anlatması bakımından büyük manası olan mısralar vardır. En beğendiğim yeri şu mısralardır. Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet. Hakkıdır Hakka tapan milletimin istiklal. Benim bu milletten asla unutmamasını istediğim mısralar işte bunlardır. Bu demektir ki, efendiler Türk'ün hürriyetine dokunulamaz'."

 

"MİLLET OLARAK HİÇBİR ZAMAN KORKMADIK, KORKMUYORUZ VE KORKMAYACAĞIZ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece yazıldığı günler bakımından değil muhteviyatı bakımında da İstiklal Marşı'nın, son devletin kurucu belgesi ve yapı taşı olduğunu dile getirdi.

İstiklal Marşı'nın aynı zamanda milletin bağımsızlık beyannamesi ve hürriyet iradesinin manifestosu olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Bunun için İstiklal Marşı'mız, peygamber efendimizin çetin ve çileli hicret günlerinde yol arkadaşı Hazreti Ebubekir'e seslenişinden ilhamla 'Korkma' diye başlar. 'Korkma. Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak. Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak. O benimdir o benim milletimindir ancak'. Evet, millet olarak hiçbir zaman korkmadık, korkmuyoruz ve korkmayacağız. Şehit kanlarıyla sulanmış vatan topraklarında nasıl bin yıldır alnımız ak, başımız dik bir şekilde hür yaşadıysak inşallah kıyamete kadar yine hür yaşayacağız. Kendisi muazzam bir şair olmasının yanı sıra hayatı daha muhteşem bir şiir olan Mehmet Akif, İstiklal Marşı ile ilgili şunları ifade etmişti: 'O şiir bir daha yazılmaz, onu kimse yazamaz. Onu ben de yazamam. Onu yazmak için o günleri yaşamak lazım. O şiir artık benim değildir. O milletin malıdır. Benim millete karşı en kıymetli hediyem budur. Allah bir daha bu millete bir İstiklal Marşı yazdırmasın' Ben de bugün Cenab-ı Allah bu ülkeye ve bu aziz millete bir kere daha İstiklal Marşı yazmayı gerektirecek şartlar göstermesin diyorum. Burada özellikle, önceki hafta yaşanan süfli ve seviyesiz tartışmalar babında yayımladıkları rezil bildirilerle devletimizin kurucu kodlarına ve milletin inanç değerlerine düşmanlık edenlerin İstiklal Marşı'mızı bir kez daha okumalarını, anlayana kadar tekrar tekrar okumalarını kendilerine tavsiye ediyorum. Bilhassa şu mısralar, Türk milletinin asli kimliğinin ne olduğunu, Türkiye'yi hangi iradenin kurduğunu, bu devletin hangi esaslar üzerine bina edildiğini anlamalarına çok yardımcı olacaktır. 'Ruhumun senden ilahi şudur ancak emeli, değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli. Bu ezanlar ki şahadetleri dinin temeli, ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli'."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Mücadele'yi zafere ulaştıran, Türkiye Cumhuriyeti'nin temelini atan, Türk milletinin mayasını çalan asli değerlerin ezan, Kur'an, şehadet, bayrak, hürriyet ve her gönülde yaşayan "i'la-yi kelimetullah" davası olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, merhum Nurettin Topçu'nun İstiklal Marşı'nın müellifi ile ilgili yaptığı, "Türk'ün Müslümanlıktan ayrılmayacağını bize Akif öğretti" tespitinin malumun ilamı, üstat Necip Fazıl'ın "İçi alev alev Müslüman, dışı pırıl pırıl Türk ve içi dışına hâkim, dışı içine köle" ifadesinde vücut bulan hakikatin gerçek olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü: "Asya'dan Afrika'ya, Kafkaslar'dan Balkanlar'a kadar Türkiye, Türk milleti denilince akla ilk neyin geldiği belli değil midir? Allah aşkına bu değişmez gerçeklere gözlerini kapamak, bu hakikatlere sırt çevirmek mümkün mü? Sırf birilerinin işine gelmiyor diye aslımızı, neslimizi, ruh kökümüzü inkâr mı edelim? Nesli tükenmekte olan üç-beş kart yobaz rahatsız oluyor diye bizi biz yapan kurucu değerlerimizi yok mu sayalım? Beyefendiler istemiyor diye Allah Allah nidalarıyla üç kıta, yedi iklimde at koşturan kahraman ecdadımızı ret mi edelim? Kimse kusura bakmasın, biz bunu yapmayız, yapamayız. Biz aslımıza da ceddimize de sırtımızı asla dönmeyiz. Kim ne derse desin, kim hangi bildiriyi yayımlarsa yayımlasın, bizi biz yapan hasletlere sıkı sıkıya sarılacağız. Hiçbir dahili ve harici bedhahın, hiçbir gücün bu asaletlere zarar vermesine, inancımızı ve irademizi kırmasına, bu milleti sahte ve sanal korkularla esir almasına müsaade etmeyeceğiz. 86 milyon hep birlikte, birbirimizin ve Türkiye Cumhuriyeti'nin hukukuna canımız pahasına sahip çıkacağız."

"Türkiye Cumhurbaşkanı, AK Parti Genel Başkanı olarak, hepsinden öte bu aziz ve asil milletin bir evladı olarak, İstiklal Marşımıza da istiklalimize de son nefesimize kadar sahip çıkacağımızı, bunları korumak için gerektiğinde göğsümüzü siper edeceğimizi bugün bir kez daha ilan ediyorum" ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, istiklalin ve istikbalin tapu senedi olan İstiklal Marşı'nı armağan eden büyük mütefekkir, münevver ve dava adamı Mehmet Akif Ersoy'u rahmetle yad etti, marşı kabul eden Meclisin muhterem üyelerini rahmetle ve minnetle andı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kurtuluş Savaşı başta olmak üzere 1000 yıldır cennet vatanı mübarek kanlarıyla sulayan tüm şehitlere ve vefat eden gazilere de Allah'tan rahmet diledi.

 

"BÜTÜN DÜNYA BU ÇATIŞMALARIN FATURASINI ÖDEMEYE HAZIRLANIYOR"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgede uzun bir süredir krizlerin ve çatışmaların ardı arkasının kesilmediğini, kuzeyden güneye mevcut çatışmalar sona ermeden bunlara her gün bir yenisinin eklendiğini söyledi.

İsrail'in tahrikleriyle İran'a karşı başlatılan savaşın hem Türkiye'nin yer aldığı coğrafyada hem de küresel ekonomi üzerinde ağır bir tahribat oluşturduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sorunların masada çözülme imkân ve ihtimali varken, yanlış hesapların, yanlış değerlendirmelerin ve gözünü kan bürümüş bir şebekenin kışkırtmaları neticesinde bölgenin yeniden kan ve barut kokusuyla kaplandığını vurguladı.

Saldırının başladığı ilk gün bir ilkokulda 175 kız öğrencinin katledildiğini, İran'da hayatını kaybedenlerin sayısının 2 bine ulaştığını, dini lider Ali Hamaney başta olmak üzere üst düzey İranlıların suikast yoluyla öldürüldüğünü aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran'ın altyapısına ağır zayiat verdirildiğine, ekonomik ambargo ve ağır yaşam koşulları altındaki İran halkının şimdi de her gün devam eden bombardımanla hayatta kalma mücadelesi verdiğine dikkati çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadın, çocuk, yaşlı, sivil ayrımı yapmadan topyekûn bir halka, gelişmelerde hiçbir sorumluluğu yokken, ağır bedeller ödetildiğini üzülerek gördüklerini, petrol üretim tesislerinin, su ve enerji altyapısının, ulaştırma altyapısının vurulduğuna, insanların cezalandırıldığına şahit olduklarını dile getirdi.

İran'a yönelik saldırıların başta petrol fiyatlarının artması olmak üzere, küresel ekonomi üzerinde de ciddi baskı kurduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şimdiden sadece savaşın bizzat içindeki ülkeler değil, bütün dünya bu çatışmaların faturasını ödemeye hazırlanıyor. Bu anlamsız, kuralsız ve hukuksuz savaşın devam etmesi durumunda daha fazla can ve mal kaybı olacağını, küresel ekonominin faturasının daha da kabaracağını hepimiz şimdiden görüyoruz" diye konuştu.

"Türkiye olarak, çevresindeki krizlere duyarsız kalan, kriz anlarında dost ve kardeşlerine sırtını dönen bir ülke değiliz" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" zihniyetiyle hareket eden "neme lazımcı" bir ülke hiç olmadığını, tam tersine krizlerin çözümü için risk, sorumluluk alan, gerektiğinde elini taşın altına koyan bir devlet ve hükûmet olduklarını belirtti.

“SİLAHLARIN SUSMASI İÇİN UMUDUMUZU HÂLEN KAYBETMEDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geriliminin çatışmaya dönüşmesini engellemek, meselenin müzakereyle çözülmesini sağlamak için yıllardır çaba sarf ettiklerini hatırlatarak, şunları kaydetti: "Çatışmaların başladığı günden bugüne hem İran hem Amerika Birleşik Devletleri hem de ilgili bölge ülkeleri ile temaslar kurduk. Bu kapsamda 20'nin üzerinde telefon görüşmesi gerçekleştirdim. Diğer arkadaşlarımız aynı şekilde muhataplarıyla sürekli temas içinde oldular. Elbette şu anda da silahların susması için umudumuzu hâlen kaybetmedik. Bu savaş büyümeden, bölgeyi tamamen ateşe atmadan durdurulmalıdır. Şayet diplomasiye şans tanınırsa bunu başarmak pekâlâ mümkündür. Yeniden masaya ve müzakereye dönülmesi, yeniden diplomasinin devreye alınması için girişimlerimizi sabırla sürdürüyoruz. İçinde bulunduğumuz sürecin hassasiyetine binaen çok dikkatli konuşuyor, kelimelerimizi özenle seçiyoruz. Türkiye'yi rotasında tutmak ve etrafını saran ateşten korumak için son derece temkinli hareket ediyoruz. Aynı şekilde başta mezhep kavgası olmak üzere, bölgemizde sahnelenmek istenen kanlı senaryolara karşı da gerekli tedbirleri alıyoruz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler'in, dün TBMM Genel Kurulu'nun kapalı oturumda ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına ve bölgedeki gelişmelere ilişkin milletvekillerini bilgilendirdiğini hatırlattı.

Savunma sanayisi alanındaki yatırımlar ve bölgesel krizlere ilişkin videonun izletilmesinin ardından konuşmasına devam eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz bölgemizin tamamına olduğu gibi kardeş İran halkına da 'bu Şii'dir, bu Sünni'dir, bu Türk'tür, bu Kürt'tür' diye hiçbir zaman bakmadık ve bakmıyoruz. Bizim için Türk, Kürt, Arap, Şii, Sünni değil, sadece insan var" ifadelerini kullandı.

Türkiye'de ve dünyada haksızlığa uğrayan, mağdur edilen, sıkıntı çeken kim varsa yanında olduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha önce Irak'ta, kıtlıkla boğuşan Somali'de, Suriye'de, Rusya-Ukrayna Savaşı'nda, Sudan'da, Lübnan'da, Yemen'de, Libya'da ve çok sayıda ülkede bunu yaptıklarını, yapmaya devam edeceklerini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Irk, mezhep, din, dil, köken ayrımını reddediyoruz. Daha önce de söyledim, bugün üzerine basarak tekrar ediyorum, bizim 'Sünnilik, Şiilik' gibi bir dinimiz yok. Bizim tek bir dinimiz var, o da İslam. Hangi ırktan olursak olalım, bizi bütünleştiren, ortak paydamız yine İslam. Mezheplerimizden, kökenlerimizden önce hepimiz insanız ve Müslümanız. Hazreti Ali bizim, Hazreti Ömer de bizim, Hazreti Osman bizim, Hazreti Hasan ve Hüseyin de bizimdir. Hazreti Aişe validemiz bizim, Hazreti Zeynep annemiz de bizimdir. Özellikle bu dönemde 'bir annenin çocukları' anlamına da gelen ümmet kavramının temsil ettiği manaya daha sıkı sarılmamız gerekiyor."

Son günlerde sosyal medyada mezhepçiliğin körüklendiğini, asırlık tartışmaların yeniden ısıtılmak istendiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, savaşın bir cephesi olarak gördükleri bu tehlikeli tartışmalara karşı hem milleti hem de bölgedekileri dikkatli olmaya çağırdı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Menşei bundan 13-14 asır öncesine uzanan muhataralı meselelerin bugün tekrar gündeme getirilmesi asla tesadüf değildir" değerlendirmesinde bulundu.

"SAĞDUYUYU VE SOĞUKKANLILIĞI ELDEN BIRAKMAYACAĞIZ"

Kardeşlik hukukuna zarar veren tartışmalardan uzak durulması gerektiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şiilerin ve Sünnilerin, Arapların, Türklerin, Kürtlerin, Farsların bütün farklılıklara rağmen yüzlerce yıldır bir arada yaşadığını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, çatışmalar ve savaşlar bittikten sonra da yine bir arada barış içinde yaşanılacağını, aynı coğrafyanın ve kaderin paylaşılmaya devam edileceğini vurguladı.

Bölge halklarının, mağduru oldukları çatışmanın daha büyük yaralar açmasına müsaade etmemesi gerektiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Siyonist katliam şebekesinin, 'elin taşıyla, elin kuşunu vurma' oyununa kesinlikle gelmemeliyiz. İran'a saldırılar devam ederken, aralarında kimi eski İsrailli yöneticiler ile ücreti mukabilinde tetikçilik yapan kiralık kalemlerin de olduğu belli çevreler, ülkemizle ilgili çeşitli iddialarda bulunmuşlardır. Akıllarınca liste yapan bu aklı evvellere şunu açık açık söylemek isterim, düğmeye basılmışçasına eş zamanlı olarak uluslararası medyaya servis edilen bu hezeyanların amacını ve hedefini biz çok iyi biliyoruz. Türkiye düşmanı lobiler tarafından sistemli şekilde yürütülen kampanyaların ardındaki asıl niyetin de gayet farkındayız. Allah'ın izniyle, biz bu toprağa ve bu oyuna kesinlikle düşmeyeceğiz. Sağduyuyu ve soğukkanlılığı elden bırakmayacağız. Türkiye ülkelerden bir ülke değildir. Bu millet sıradan bir millet değildir. Türkiye'nin ve Türk milletinin karakterini tanımak isteyenler Kıbrıs'a, İstiklal Harbimize, Çanakkale Zaferimize baksın."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, en son 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimiyle sadece içlerindeki hainleri değil, milletin gücüyle onların ipini tutanları da rezil rüsva edip, bozguna uğrattıklarını söyledi.

"Bu millet, namahremine uzanacak eli, geçmişte olduğu gibi bugün de yarın da çelik gibi iradesi ve cesaretiyle kıracak güçtedir, azimdedir, kudret ve kuvvettedir" ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bugünün Türkiye'si dünden çok farklıdır. Türkiye iç cephesini güçlendirmiştir. Türkiye, 'Terörsüz Türkiye' projesiyle gücüne güç katmıştır. Savunma sanayindeki atılımlarla ordumuzun caydırıcılığı daha da artmıştır. Türkiye edilgen konumdan çıkmış, bölgesinde denklem kurucu, oyun kurucu rol üstlenmiştir. Türkiye'ye el uzatanın eli yanar. Türkiye'ye dil uzatanın dili yanar. Tekrar söylüyorum, biz macera peşinde değiliz. Gerilim peşinde asla değiliz. Biz bölgemizin her karışında ve köşesinde sulhu sükunun hâkim olmasından yanayız. Biz savaşlardan bitap düşmüş, bıkmış, yorulmuş Orta Doğu'nun bir an önce hasretini çektiği kalıcı barışa ve istikrara kavuşmasından yanayız. Suriye'nin, geçmişte Irak'ın toprak bütünlüğünü savunduğumuz gibi bugün de İran'ın, Lübnan'ın, bölgedeki tüm ülkelerin toprak bütünlüğünü savunuyoruz. Bizim gerek ülkemiz içinde gerek bölgemizde adaletten, huzurdan, barıştan başka hiçbir gayemiz yok. Kim olursa olsun, hiçbir ülkenin egemenliğinde, topraklarında gözümüz yok. Ama topraklarımıza göz diken, egemenliğimize kasteden ve dahi macera arayan olursa evelallah ona da 'hodri meydan' demekten çekinmeyiz."

 

"ÇOCUKLARIMIZIN ZORBALIK VE İSTİSMAR GİBİ İÇERİKLERE BU KADAR KOLAY ULAŞABİLMESİ KABUL EDİLEMEZ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgedeki çatışmalarda görüldüğü gibi artık savaşların boyut ve biçim değiştirdiğini söyleyerek, dijital platformlar ve yapay zekâ teknolojilerinin sivil ve askerî olmak üzere iki yönlü kullanıldığını dile getirdi.

Avrupa ülkeleri dahil dünyanın birçok yerinde dijital mecralarla ilgili soru işaretlerinin yükseldiğini, şüphelerin arttığını, dijitalleşmenin sağlıklı bir zeminde ilerlemesi için önlemlerin gündeme geldiğini ve alındığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şurası bir gerçek ki, eğitimden ulaşıma, sağlıktan haberleşmeye kadar geniş bir yelpazede dijitalleşmenin sağladığı avantajlardan elbette hepimiz istifade ediyoruz" diye konuştu.

Ekranda geçirilen süreler uzadıkça, ders başarısından aile ilişkilerine, sosyal becerilerden ruh sağlığına pek çok alanda çocukların bundan olumsuz etkilendiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Tüm dünya için endişe verici olan şu rakamları paylaşmak isterim. Geçtiğimiz aylarda yayınlanan bir uluslararası araştırmaya göre, dünya genelinde internette geçirilen günlük ortalama süre yetişkinlerde 6 saat 38 dakikayı, televizyon izleme süresi ise 3 saat 13 dakikayı bulmuş durumda. Bir başka raporda 0-2 yaş grubundaki çocukların neredeyse yarısının akıllı telefonlarla bir şekilde temas hâlinde olduğu, 2000 ve sonraki yıllarda doğan çocukların ekran sürelerinin ise 9 saate kadar çıkabildiği ifade ediliyor. Türkiye'deki tablo ise üzerinde hassasiyetle durmamız gereken bir başka gerçekliği gözler önüne seriyor. Ülkemizde 4 saat 4 dakikası cep telefonlarından olmak üzere internette geçirilen günlük ortalama süre 7 saat 13 dakika, sosyal medyada harcanan haftalık süre ise 25 saat 4 dakikadır. Dijital teknolojilerin çocuklarımızı nasıl etkilediğini, TÜİK'in istatistiklerine baktığımızda çok net görebiliyoruz. TÜİK'in araştırmasına katılan 6-15 yaş grubundaki çocukların yüzde 66,1'i aktif olarak sosyal medya kullanıyor. Keza bu çocukların yüzde 32,6'sı her yarım saatte bir cep telefonunu kontrol ediyor. Yüzde 74'ü ise en az bir dijital oyun oynuyor. Bu evlatlarımıza ekran başında geçirdikleri sürenin kendileri için hangi durumlara yol açtığı sorulduğunda, yüzde 34,4'ü daha az kitap okuduğunu, yüzde 33,3'ü daha az ders çalıştığını, yüzde 25,5'i ailesiyle daha az zaman geçirdiğini, yüzde 18,6'sı arkadaşlarıyla daha az yüz yüze görüştüğünü, yüzde 17,2'si ise daha az uyuduğunu belirtiyor. Çocuklarımızın şiddet, müstehcenlik, zorbalık ve istismar gibi içeriklere bu kadar kolay bir şekilde ulaşabilmesi kabul edilemez. Bizim amacımız çocuklarımızı dijital dünyadan koparmak değildir, tam tersine gayemiz onları tehlikelerle dolu bu dünyada güvenli, bilinçli ve güçlü bireyler olarak var edebilmektir. Devletin, toplumun ve ailenin görevi de esasen budur."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dijital dünyada çocukları korumayı amaçlayan, çocuğun üstün yararını esas alan, önleyici ve koruyucu bir anlayışla hazırladıkları yasa teklifini geçen hafta Meclise sunduklarını anımsattı.

Düzenlemeyle sosyal medya platformlarına gerçek ve güvenilir yaş doğrulama mekanizmalarını uygulama zorunluluğu getirmeyi hedeflediklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Siyasi parti ayrımı olmaksızın hepimizi ilgilendiren, çok daha önemlisi geleceğimiz olan evlatlarımızı ilgilendiren bu teklifin Meclisimizin değerli katkıları ve önerileriyle yasalaşacağına inanıyorum" dedi.

"EMEKLİ MAAŞ ÖDEMELERİNİ ÖNE ÇEKİYORUZ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, emeklilere bir müjde vermek istediğini belirterek, "Emeklilerimizin bayram ikramiyelerini her yıl olduğu gibi yine bayram öncesinde hesaplara yatırıyoruz. Ayrıca emeklilerimizin bu ayki emekli maaş ödemelerini de öne çekerek 14 Mart'tan itibaren ödemeye başlıyoruz. Hayırlı uğurlu olsun diyorum" şeklinde konuştu.

Milletvekillerine Meclis çalışmalarında başarılar dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kadir Gecesi'ni ve Ramazan Bayramı'nı kutladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nın ardından bir gazetecinin, "İran gerek sizin ve gerek Sayın Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın görüşmelerinden sonra gerekli mesajı aldı mı?" sorusuna, "İnşallah" cevabını verdi.

Haberi Sesli Oku

YAZARLAR