Barzani Ailesi, Türkiye Cumhuriyeti için tarihsel süreçte daima bir çıban başı olmuştur.
Bir oldu-bittiyle sağladığı ve Türkiye'nin en önemli tarafı olduğu Ankara Anlaşmasına gòre hiç bir kıymet hükmü taşımayan Irak'ın kuzeyindeki oluşum, Türk devletinin bakış menzilinde 'keenlemyekundur'.
Siz bakmayın siyaset kurumunun onu resmi bir çerçeve içinde değerlendirip, muhatap alışına. O durum konjonktüreldir, devletimizin kaim ve daim kabulleri içinde yer bulması mümkün değildir.
O halde bizi rahatsız eden yegane şey sadece Barzani'nin silahlı adamlarıyla birlikte Cizre'de şov yapması olmamalı; haddini aşan bir işgüzarlıkla, durumdan vazife çıkarıp Barzani'yi bir devlet başkanı(!) gibi davet eden ve muamele eden Şırnak'taki resmi yöneticilerin federal eyalet yöneticisi gibi davranmalarından da rahatsız olmalıyız.
Üstelik, Barzani orada yaptığı açıklamada ülkemizde yürümekte olan Terörsüz Türkiye sürecini övüp, bizim bir iç meselemiz olan bir konuda takdir beyanlarında bulunarak, kendisini tensip ve icazet yeri havasına büründürmek istemiştir, hadsizce.
Bu figürün bu derece şımartılmasındaki gerekçeleri anlamlandırmak güçtür.
Bu durumda siyasetin hoşgörü projeksiyonu ile değil, Türk devletinin gereklilikleriyle hareket edilip, Şırnak Valisi ve Şırnak Üniversitesi Rektörü hakkında devletin reflekslerine uygun bir yol haritası tercih edilmesi vicdanları mutmain edecektir.
NOT:Cizre'ye gelen kişinin sorumluluk duygusu taşıyan her Türk'ün gözünde yok sayılan "Kuzey Irak Kürt Yönetiminde" yetkili olup olmaması bir anlam ifade etmez Yukardaki değerlendirme ayniyle geçerlidir.