SİYASET
SİYASET Haberleri
İsmail Faruk Aksu
İsmail Faruk
MHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekilimiz İsmail Faruk AKSU: Milliyetçi Hareket Partisi olarak üreten, istihdam yaratan, üretilen değerden herkesin adil pay almasını mümkün kılan ve gelir dağılımını adaletli hâle getiren, nimet ve külfetin bütün kesimlerce hakça paylaşılmasına dayanan bir ekonomik ve toplumsal düzenin tesis edilmesini öngörüyoruz.
Sayın Başkan, Sayın Milletvekilleri;
259 sıra sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin tümü üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Gazi Meclisi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.
Konuşmamın başında; Katar’da helikopterin kaza kırıma uğraması, Ağrı Doğubayazıt’ta askeri araç kazası sonucu şehit olan TSK mensubu askerlerimize ve Aselsan çalışanlarına Cenab-ı Allah’tan rahmet, yakınlarına ve milletimize başsağlığı diliyorum.
Türk düşünce hayatının ve Türk Milliyetçiliği fikrinin en önemli isimlerinden, fikir meşalesini taşımakla iftihar ettiğimiz Ziya Gökalp’i doğumunun 150. yıldönümünde rahmet ve saygıyla anıyorum.
Sizlerin ve bizi izleyen muhterem vatandaşlarımızın idrak ettiğimiz Ramazan Bayramını kutluyor, esenlikler diliyorum.
Değerli Milletvekilleri,
Görüştüğümüz kanun teklifinde vergi adaletinin güçlendirilmesi, finansal piyasalarda hukuki belirliliğin sağlanması, vergi dışında kalan alanların kapsama alınması, indirim ve istisnaların sınırlandırılması, deprem bölgesi konut ve iş yeri teslim bedellerinde indirim yapılması ve bazı ihtilaf konularına açıklık getirilmesi amacıyla vergi mevzuatıyla ilgili kanunlarda önemli düzenlemeler yapılmaktadır.
Vergi, devletin egemenlik hakkına dayanan maliye politikasının en etkin aracıdır.
Kapsayıcı, verimli ve etkin, adil, aynı zamanda basit bir vergi sistemi kamu hizmetlerinin sunulması, ekonominin gelişmesi, toplumsal refahın artırılması ve gelir dağılımı adaletinin sağlanmasında önemli bir role sahiptir.
Anayasa’nın 73’üncü maddesinde “Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır.” hükmü bulunmaktadır.
Milliyetçi Hareket Partisi olarak üreten, istihdam yaratan, üretilen değerden herkesin adil pay almasını mümkün kılan ve gelir dağılımını adaletli hâle getiren, nimet ve külfetin bütün kesimlerce hakça paylaşılmasına dayanan bir ekonomik ve toplumsal düzenin tesis edilmesini öngörüyoruz.
Bu doğrultuda devletin kamu giderlerini karşılamada temel gelir kaynağı olan vergileri, herkesin mali gücüne göre ödemesini, az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmasını temin edecek adaletli bir sistemin inşasını gerekli görüyor, buna müzahir vergi sisteminin reforma tabi tutulmasını istiyoruz. Hükümet tarafından bu yönde atılan adımları, kayıtdışılıkla mücadeleyi, kayıp-kaçağa yönelik yapılan denetim çalışmalarını, kapsam dışı gelirlerin vergilendirilmesiniönemli ve değerli buluyoruz.
Bununla birlikte uygulamanın caydırıcı değil teşvik edici, adaleti kurumsallaştırıcı, ticaret erbabı vatandaşlarımızı rahatsız etmeyecek bir şekilde yapılması gerektiğini düşünüyoruz.
Kalkınma Planı ve Yıllık programda sürdürülebilir ve sağlıklı gelir kaynaklarının artırılmasında vergisel işlemler ve kayıt dışılıkla mücadele gelir politikasının temel öncelikleri olarak sayılmıştır.
Görüştüğümüz kanun teklifinin de muhtevasıyla bu amaca katkı sağlayacağını değerlendiriyoruz.
19 maddeden oluşan teklifin 6 maddesi kripto varlıklarla ilgilidüzenlemeleri içermektedir.
Buna göre uluslararası uygulamalar da dikkate alınmak suretiyle genel bütçe geliri olarak tahsil edilmek üzere, kripto varlık işlem vergisi ihdas edilmekte, elde edilen gelirlerin vergilendirilmesinde belirlilik sağlanmaktadır.
Kripto varlık piyasası hem çeşitli ülkelerde hem de ülkemizde günden güne yaygınlaşmakta, buna bağlı olarak piyasanın işlem hacmi sürekli genişlemektedir.
Bu doğrultuda kripto varlıkların niteliğinin belirlenmesine, kontrol ve denetim mekanizmalarının oluşturulmasına ve vergilendirilmesine yönelik çalışmalar da yapılmaktadır.
Ülkemizde de 26 haziran 2024 tarihli ve 7518 sayılı kanunla, Sermaye Piyasası Kanununda yapılan değişiklikle kripto varlıkların nitelikleri belirlenmiş, alım-satıma aracılık yapan şirketlerin faaliyetleri düzenlenmiştir.
Kripto varlıklar bugüne kadar, satış işlem komisyonları üzerinden hesaplanan KDV haricinde herhangi bir regülasyona tabi tutulmamıştır.
Yapılan düzenlemeyle ise kripto varlık hizmet sağlayıcıları tarafından yapılan veya aracılık edilen satış ve transfer işlemlerinden “on binde üç” oranında “Kripto Varlık İşlem Vergisi” alınması öngörülmekte, böylece piyasanın daha etkin, kontrollü ve güvenilir bir şekilde işleyebilmesi hedeflenmektedir.
Teklifin etki analizinde söz konusu işlem vergisinin yıllık gelir etkisi, yaklaşık 4,2 milyar TL olarak hesaplanmıştır.
Ayrıca 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununda yapılan değişiklik ile daha önce verginin konusuna girmeyen kripto varlıklardan elde edilen gelirlerin gelir vergisinin konusuna girmesi, ticari işletmeye dahil kripto varlıkların elden çıkarılmasından doğan kazançların da ticari kazanç sayılması sağlanmaktadır.
Ancak getirilen istisnalarla, kripto varlıklardan işlem vergisi dışında başka bir vergi alınması söz konusu bulunmamaktadır.
Kanun teklifinin 2’nci ve 15’inci maddeleriyle şans ve bahis oyunlarına ilişkin verilen reklamların gider gösterilemeyeceği hüküm altına alınmaktadır.
Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarında yapılan düzenlemeyle her türlü şans ve bahis oyunlarına ilişkin verilen ilan ve reklam giderlerinin gelir vergisi mükelleflerinin ticari kazancının tespitinde ve kurumlar vergisi mükelleflerinin kurum kazancının tespitinde gider olarak kabul edilmemesine yönelik düzenleme yapılmaktadır.
Bu, önemli bir düzenleme olsa da reklamın şans ve bahis oyunlarını teşvik edici bir unsur olduğu dikkate alındığındakısıtlanmasının yerinde olacağını değerlendiriyoruz.
Son günlerde gündemde yer tutan sanal kumar, yasa dışı bahis ve uyuşturucu haberleri gibi toplumsal yozlaşmayı gün yüzüne çıkaran gelişmeler, sönen ocaklar ve ailelerin feryatları kuşkusuz ki bu konularda daha hassas olmayı gerekli kılmaktadır.
Ahlaki ilke ve standartların hayata geçirilmesi
Milliyetçi Hareket Partisi olarak Türk Milleti’nin yüksek vasıflı karakterinin korunarak yarınlara aktarılmasını, her alanda yayılan yozlaşma eğiliminin önüne geçecek olan, ahlaki ilke ve standartların hayata geçirilmesini gerekli görüyoruz.
Teklifin 6’ncı maddesiyle 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununda yapılan değişiklikle vakıf üniversiteleri bünyesinde faaliyette bulunan hastane ve benzeri sağlık kurumlarının kurumlar vergisi muafiyeti kaldırılmakta, böylece sağlık hizmeti veren emsali mükelleflerle eşit şartlarda vergilendirilmesi ve aradaki vergisel uyumsuzluğun giderilmesi amaçlansa da düzenlemenin nihai tüketiciye ilave yük getirmemesi ve vakıf üniversitelerinin kuruluş amacına uygun hizmet ifa etmelerini zorlaştıracak bir müeyyideye dönüşmemesi gerekmektedir.
7’inci madde, bazı işlemlerin KDV istisnasının kapsamını düzenlemektedir.
Buna göre, iktisadi işletmelere dahil olan konut niteliğini haiz taşınmazların kiralanması, kripto varlık işlem vergisi kapsamına giren kripto varlıkların teslimi, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamındaki taşınmazların kamulaştırmayı yapan Devlet ve kamu tüzel kişilerine devri, kısmi istisna kapsamına alınmaktadır.
Yapılan bir diğer düzenleme de serbest bölgelerde faaliyette bulunan mükelleflerin aynı veya diğer serbest bölgelerde faaliyette bulunan mükelleflere yaptıkları ürün satışından elde ettiği kazançlarının gelir ve kurumlar vergisinden istisna edilmesine yöneliktir.
Böylece ihracatın desteklenmesi ve mükelleflerin uluslararası pazarlarda rekabet avantajı sağlaması hedeflenmektedir.
Kıymetli taşlara ÖTV
Diğer taraftan inci, elmas, kıymetli ve yarı kıymetli taşlar ile bunlardan yapılmış eşyalar ÖTV kapsamına alınmakta ve bu malların ithali veya tesliminde ÖTV oranı %20 olarak belirlenmektedir.
Tüm bu düzenlemelerle, vergi konusuna girmeyen bazı alanların kapsama dahil edilmesi, bazı vergi indirim ve istisnalarının daraltılmasıbu şekilde vergilemede kolaylığın ve adaletin sağlanması, sistemsel sorunların giderilmesi hedeflerine, katkı sağlamak amaçlanmaktadır.
Kanun teklifiyle ayrıca, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen Gelir İdaresi Başkanlığı ile ilgili bazı hükümler hakkında yeniden düzenleme yapılması, İşsizlik Sigortası Fonuna yapılan Devlet katkısının artırılması veya indirilmesi hususunda Cumhurbaşkanına yetki verilmesi öngörülmektedir.
Ayrıca kamu kurumlarının ihtiyaç fazlası taşınmazlarının Özelleştirme İdaresi tarafından satılması, askeri gereklilikler dikkate alınarak bedelli askerlik için belirlenen tutarın %25 oranında artırılması ve artırılan kısmının Savunma Sanayi Fonuna aktarılmasıamaçlanmaktadır.
BOTAŞ’ın doğal gaz ithalatından kaynaklanan her türlü vergi, fon ve paylar ile idari para cezaları, bunlara bağlı gecikme zammı ve gecikme faizlerinden oluşan borçlarının, hazineden görevlendirme bedeli alacaklarına karşılık mahsup edilmesi öngörülmektedir.
Afet konutları ile ilgili düzenleme
Teklifin en önemli hükümlerinden birisi de afet konutlarının hak sahiplerine devri ile ilgilidir.
6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler nedeniyle genel hayata etkili afet bölgesi olarak kabul edilen yerlerde üretilen konutlara ve iş yerlerine ilişkin hak sahiplerine talep etmeleri durumunda defaten ödenmesi şartıyla ilk konutlar için yüzde 74, ilk iş yerleri için yüzde 48 oranında indirim uygulanmasına ilişkin avantajlı bir seçenek sunulması yönünde düzenleme yapılmaktadır.
Böylece bir afet konutunun peşin borç kapatma tutarının konut başına 484 bin TL olacağı hesaplanabilmektedir.
İsteyen hak sahipleri ise sübvansiyonlu fiyatlar üzerinden uzun vadeli düşük ödemelerle sistemde kalmaya devam edebileceklerdir.
Bu düzenlemeyle afetzedelerin barınma hakkının sosyal devlet ilkesi gereğince desteklenmesi, hanehalklarının ödeme kapasitesinin artırılması, toplumsal dayanışmanın güçlendirilmesi, kamu-vatandaş iş birliğinin pekiştirilmesi, bölgesel ekonomik canlanmanın teşvik edilmesi amaçlanmaktadır.
ABD ve İsrail’in İran’a saldırması ile etrafımız bir kez daha yangın yerine dönmüştür.
Bu şartlar küresel ekonomiyle beraber Türkiye ekonomisini de etkileme potansiyeline sahiptir.
Türkiye ekonomisinin temelleri sağlamlaştı
Alınan tedbirler, uygulanan doğru ve kararlı politikalar sayesinde Türkiye ekonomisinin temelleri sağlamlaşmış; güçlenen makro temeller sayesinde dışsal şoklara karşı önemli ölçüde güçlenmiştir.
Nitekim Türkiye ekonomisi 2025 yılında yüzde 3,6 oranında büyüyerek Gayrisafi Yurt İçi Hasılası yaklaşık 1,6 trilyon dolar seviyesine ulaşmıştır. Kişi başına düşen milli gelir 18 bin doları aşmış, Türkiye 2025 yılında yüksek gelirli ülkeler grubuna dâhil olmuştur.
Dezenflasyon sürecinin sürdürülebilmesi için tüm politika araçları eş güdüm içinde kullanılmaya devam edilmektedir. Savaşın tetiklediği petrol fiyat artışlarının enflasyon etkisini azaltmak için eşel mobil sisteminin devreye konulması enflasyonla mücadeleyi destekleyen önemli bir tedbir olmuştur.
Dış ticarette ve cari dengede sürdürülebilir seviyeler korunmaktadır. Cari açığın GSYH’ye oranı yüzde 1,6 ile sınırlı seviyelerde kalmıştır.
Maliye politikasındaki disiplinli duruş sayesinde deprem harcamalarına rağmen 2025 yılında bütçe açığının GSYH’ya oranı yüzde 2,9 ile OVP tahmininin altında gerçekleşirken, faiz dışı fazla verilmiştir.
İşsizlik oranı Ocak’ta yüzde 8,1 ile tek haneli rakamlardaki seyrini 33’üncü aya taşımıştır. İstihdam edilenlerin sayısı 32 milyonu bulmuştur.
Finansal sistem; sağlam sermaye yapısı ve yeterli likiditesiyle riskleri yönetebilecek kapasitede olduğunu teyit etmiştir.
Yabancı yatırım girişlerindeki artış, uygulanan ekonomik programın güvenilirliğini göstermiştir.
Tüm bu göstergeler Türkiye ekonomisine duyulan güvenin somut yansımaları olmuştur.
Bununla birlikte bölgemizdeki çatışmaların, petrol ve petrole bağlı ürünler, gübre ve birçok emtianın, üretim girdisinin fiyatları ve taşımacılık maliyetleriyle makroekonomik hedefleri etkilemesi, dış ticaret dengesi üzerinde baskı oluşturması da beklenecektir.
Savaşın enerji sektörü başta olmak üzere tüm ekonomik faaliyetleri etkileyerek küresel ölçekte ekonomik belirsizlikleri derinleştirebilme riski, olağanüstü bir dönemden geçildiğine işaret etmektedir.
İsrail’in hukuk ve insanlık dışı tutumu, olası uzun sürecek bir bölgesel kaos dinamiğinin tetiklenmesine sebep olmuştur.
Ortada büyük bir ekonomik ve insani maliyet bulunmaktadır ve mesele bu maliyetin ne kadar büyüyeceğiyle yakından ilgilidir.
Türkiye bu savaşı bitirmek için diplomatik çabalarıyla, özveriyle büyük bir mücadele ortaya koymaktadır.
Aynı zamanda da gelişmeler yakından takip edilerek gereklitedbirler hükümetimizce alınmakta, vatandaşımızın mağdur edilmemesi için çaba sarfedilmektedir.
Temennimiz bir an evvel ateşkes sağlanması, savaşın, her yönüyle küresel bir boyut kazanmadan, ekonomik ve insani maliyeti daha fazla derinleştirmeden sonuçlanmasıdır.
Cumhur İttifakı olarak Türkiye’ye yönelik riskleri bertaraf ederek, fırsatları değerlendirerek, milli birlikle, Türk ve Türkiye yüzyılını inşa etme kararlılığındayız.
Uluslararası hukukun ve kurumların, ahlak ve adaletin, insan haklarının ve evrensel değerlerin hiçe sayıldığı küresel çarpıklıkta güncel bölgesel gelişmeler önemli riskler barındırsa da, Türkiye’nin istikrar içinde kalıcı refah sağlayacak adımları atacağına ve milletimizinhak ettiği ekonomik ve sosyal gelişmişlik seviyesine mutlaka ulaşacağına inanıyor, bunun için gayret gösteriyoruz.
Bu düşüncelerle, kanun teklifinin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyor, sizleri saygıyla selamlıyorum.

