Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Adana Milletvekili Ayşe Sibel Ersoy, Türkiye'de ilaç, tıbbi cihaz ve sağlık teknolojileri alanında kamu ve özel sektör, ilgili bakanlıklar ve kurumları ortak stratejik bir akılla buluşturacak bir 'sağlık endüstrisi başkanlığı' kurulması çağrısı yaptı.
Bu yapının, yerli ve milli üretimi merkeze almasını, kamu alımlarında yerli ürünleri öncelemesini, Ar-Ge yatırımlarını stratejik hedeflerle uyumlu hale getirmesini ve Türkiye'yi küresel sağlık teknolojileri ligine taşıması gerektiğini ifade eden Ersoy,
Türkiye'nin sağlık hizmetlerinde güçlü, hastaneleriyle, hekimleriyle, kurumsal kapasitesiyle ve organizasyon kabiliyetiyle dünyada saygın bir yere sahip olduğuna işaret eden MHP Adana Milletvekili Ayşe Sibel Ersoy, ancak Türkiye'nin ilaç, tıbbi cihaz ve sağlık teknolojisinde halen yüksek oranda dışa bağımlı olduğuna dikkat çekti.
TBMM Genel Kurulunda konuşan MHP Adana Milletvekili Ayşe Sibel Ersoy, sözlerinin başında Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'ı vefatının 103. yılında rahmet ve minnetle andı.
MHP Adana Milletvekili Ayşe Sibel Ersoy, konuşmasında şunları söyledi:
O "Bir anne dünyayı değiştirebilir." sözünün en somut örneği
"Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü milletimize armağan eden fazilet timsali Türk anası Zübeyde Hanım'ı vefatının yıl dönümünde rahmet ve minnetle anıyorum. O "Bir anne dünyayı değiştirebilir." sözünün en somut örneği.
Yetiştirdiği evlatla Türk milletinin kaderine yön vermiş müstesna bir şahsiyettir. Bu vesileyle, başta Zübeyde Hanım olmak üzere ebediyete irtihal etmiş tüm annelere bir kez daha Cenab-ı Allah'tan rahmet diliyoruz; ruhları şad, mekânları cennet olsun.
Bir ülkenin gücü yalnızca ordusunun gücüyle değil milletinin ilacını, cihazını, teknolojisini kriz anında kendi üretebilme iradesiyle ölçülür. Türkiye sağlık hizmetlerinde güçlüdür.
Sağlık teknolojisinde geldiğinde yüksek oranda dışa bağımlı bir tabloyla
Hastaneleriyle, hekimleriyle, kurumsal kapasitesiyle, organizasyon kabiliyetiyle dünyada saygın bir yere sahiptir ancak aynı Türkiye, iş ilaca, tıbbi cihaza ve sağlık teknolojisine geldiğinde hâlâ yüksek oranda dışa bağımlı bir tabloyla karşı karşıyadır.
Bu tabloyu sadece ekonomik bir mesele olarak okumak eksiktir. Bu tablo stratejik bir kırılganlıktır, bu tablo kriz anlarında kendi kararını verememe riskidir.
Pandemi sürecinde bütün dünya şunu açıkça görmüştür: Paranız olabilir, altyapınız olabilir ama ilacınız, cihazınız, teknolojiniz yoksa bağımsız değilsiniz.
Türkiye'nin sorunu kurumsal bütünlük eksikliği
Maske için, solunum cihazı için, aşı için ülkelerin birbiriyle yarıştığı, hatta rekabetin yer yer vicdansızlığa dönüştüğü bir dönem yaşanmıştır. İşte tam da o günlerde Türkiye meslek liseleriyle, kendi mühendisleriyle, kendi sanayisiyle, kendi imkânlarıyla üretmeyi başarmıştır.
Bu bize şunu göstermiştir: Türkiye'nin sorunu kabiliyet eksikliği değil, Türkiye'nin sorunu kurumsal bütünlük eksikliğidir. Bakınız, savunma sanayinde nasıl bir dönüşüm yaşandıysa, nasıl ki dışa bağımlı bir yapıdan kendi silahını, kendi sistemini, kendi teknolojisini üreten bir ülkeye dönüştüysek aynı irade sağlık endüstrisi için de ortaya konulmak zorundadır. Çünkü sağlık endüstrisi artık sadece bir hizmet alanı değildir, sağlık enstitüsü biyoteknolojidir, yapay zekâdır, veri yönetimidir, nanoteknolojidir, yüksek katma değerli üretimdir.
Bu alan, 21'inci yüzyılın stratejik güç alanlarından biridir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak bizim bakışımız nettir: Türkiye, sağlıkta tüketen değil üreten, ithal eden değil ihraç eden, takip eden değil yön veren bir ülke olmak zorundadır. Bunun yolu, dağınık yetkilerle, kopuk teşviklerle, birbirinden habersiz politikalarla mümkün değildir. Bunun yolu güçlü, merkezî, koordinasyonu yüksek bir kurumsal yapılanmadan geçmektedir.
Yerli ve milli üretim
Bugün burada bir kez daha açıkça ifade ediyoruz: Türkiye'de ilaç, tıbbi cihaz ve sağlık teknolojileri alanında kamu ve özel sektörü, ilgili bakanlıkları ve kurumları ortak stratejik bir akılla buluşturacak bir sağlık endüstrisi başkanlığı kurulmalıdır.
Bu yapı, yerli ve millî üretimi merkeze almalı, kamu alımlarında yerli ürünleri öncelemeli, AR-GE yatırımlarını stratejik hedeflerle uyumlu hâle getirmeli, Türkiye'yi küresel sağlık teknolojileri ligine taşımalıdır. Burada mesele sadece bugünü yönetmek değildir, burada mesele önümüzdeki on yılı, yirmi yılı yani geleceğimizi planlamaktır çünkü bugün atacağımız adımlar yarının krizlerini yönetmekte belirleyici olacaktır. Sağlıkta dışa bağımlılık en az savunmada, enerjide, gıdada dışa bağımlılık kadar tehlikelidir. Bu, göz ardı edilebilecek bir alan değildir.
Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak devlet aklını merkeze alan, millî menfaati esas alan, uzun vadeli düşünen bir anlayışın temsilcisiyiz. Bizim hedefimiz nettir, kriz alanlarında başkasının kapısını çalan bir ülke değil teknolojisiyle, üretimiyle, iradesiyle dünyaya yön veren örnek bir Türkiye.
Sağlıkta tam bağımsız Türkiye hedefini kararlılıkla savunuyoruz diyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum."