Haber Editörü

Ramazan DURMUŞ / GELDE YAZMA

ramazandurmus44@gmail.com

Özarslan: "Medyamızda PYD-YPG seviciliği ve hayal âlemi seyyahlığı başladı'

Milliyetçi Hareket Partisi MYK Üyesi Dr. Bahadır Bumin Özarslan, Nunih'te düzenlenen konferansta Suriye heyetinde PYD,-YPG elebaşılarının da yer alması sonrası yaşanan gelişmeleri değerlendi.

Özarslan:
17.02.2026 21:36:00 0

Milliyetçi Hareket Partisi MYK Üyesi Dr. Bahadır Bumin Özarslan, Nunih'te düzenlenen konferansta Suriye heyetinde PYD,-YPG elebaşılarının da yer alması sonrası yaşanan gelişmeleri değerlendi.

Medyamızda PYD-YPG seviciliği ve hayal âlemi seyyahlığı başladığını ifade eden Dr. Özarslan "Söz konusu yorumların yapılması, sahiplerinin kimliğine ve çizgisine bakıldığında, şaşırtıcı değildir. Suriye'nin Fırat'ın doğusundaki PYD-YPG kamburundan kurtulmaya başlamasından beri rahatsız olan bu kesim, PYD-YPG'nin meşrulaştırılması ve Suriye içinde bölgesel özerklik elde etmesi hedeflerinden vazgeçmek istememektedir' dedi.

Milliyetçi Hareket Partisi MYK Üyesi Dr. Bahadır Bumin Özarslan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şunları söyledi:

"13-15 Şubat 2026 tarihleri arasında toplanan 62. Münih Konferansı, önemli konulara sahne oldu. Konferans'ta yaşanan bazı gelişmeler sonrasında ise yine medyamızda (!), "PYD-YPG seviciliği ve hayal âlemi seyyahlığı" başladı.

Son birkaç yıldır, her ne kadar eski yapısından uzaklaşarak evrensel niteliğinden çıkıp ağırlıklı olarak Batı'nın yıllık güvenlik toplantısı görünümüne girse de önemini nispeten koruyan bu toplantıda, terörizm örgütü PYD-YPG'nin elebaşılarının boy göstermesi sonrasında, muhtelif haberler dikkat çekti.

Özellikle ABD Dışişleri Bakanı ile Suriye Dışişleri Bakanı arasındaki toplantıya, PYD-YPG elebaşılarının Suriye heyeti içinde katılmaları, dikkat çekici yorumlara yol açmıştır. "ABD'nin hâlâ PYD-YPG'den vazgeçmediği, PYD-YPG'nin resmen muhatap kabul edildiği, PYD-YPG'nin varlığını koruduğu ve bundan sonra da koruyacağı" gibi yorumların yanında, Türkiye'nin toplantıdaki tutumu da haberlere konu olmuştur.

Türkiye'nin PYD-YPG elebaşıları ile muhatap olmaması, medyamızdaki (!) bazı malum çevrelerce eleştiriye maruz kalmıştır. ABD'nin Dışişleri Bakanı seviyesinde toplantı yapması karşısında, Türkiye'nin de benzer tutum takınması ve terör örgütü elebaşıları ile resmen görüşmesi gerektiği yönündeki yorumlar, hız kazanmıştır.

Söz konusu yorumların yapılması, sahiplerinin kimliğine ve çizgisine bakıldığında, şaşırtıcı değildir. Suriye'nin Fırat'ın doğusundaki PYD-YPG kamburundan kurtulmaya başlamasından beri rahatsız olan bu kesim, PYD-YPG'nin meşrulaştırılması ve Suriye içinde bölgesel özerklik elde etmesi hedeflerinden vazgeçmek istememektedir.

Suriye ile PYD-YPG arasında varılan 30 Ocak 2026 mutabakatı sonrasında da çabalarını devam ettiren bu güruh, PYD-YPG silah bırakmadan ve Suriye Ordusu ile bütünleşmeden önce terör örgütünün isteklerinin yerine gelmesini arzulamaktadır. Hazır elinde silah varken örgütün pazarlığa devam etmesini ve Suriye Ordusu içinde de varlığını bir bütün olarak korumasını umut etmektedir. Münih Konferansı'ndaki gelişmeleri bir fırsat görerek yeniden rota çizilmesini isteyen bu zümre, elde edilecek yeni kazanımlarla Türkiye'nin huzursuzluğunun devam edeceğini hesaplamaktadır ki bu husus, malum grubun bilinçaltındaki yerleşik emelidir.

Oysa durum, adı geçen zümrenin arzu ettiğinin çok gerisindedir. Son bir yıl içinde Suriye ile yaptığı her mutabakatı bozan PYD-YPG, sürekli zemin kaybederek sıkışmış ve hedeflerine ulaşma ihtimâlini kaybetmiştir. Güvendiği bölgesel ve bölge dışı güçlerin desteğini alamayan terör örgütü, teslim bayrağını çekmek zorunda kalmıştır. Daha önce de işaret ettiğimiz gibi her ne kadar 30 Ocak 2026 mutabakatı, potansiyel tehditler barındırsa da PYD-YPG'nin başka bir şansı yoktur. Aksi durumda yani 30 Ocak 2026 mutabakatına da uymadığı takdirde, Suriye içinde herhangi bir kabul görme şansı kalmayacaktır.

Bütün gelişmeleri ve ihtimâlleri değerlendirmekten hâlâ çok uzak olan hayalperest güruha da bir kere daha hatırlatmak isteriz ki Türkiye, kadim bir devlet tecrübesine sahiptir. Türkiye'nin tutumunu, bu kafayla değiştirmeniz mümkün değildir. Zaten böyle bir ihtimâl söz konusu olmadığı gibi gerekli de değildir. O hâlde, değişmesi gereken Türk devletinin tutumu değil sizin zihniyetinizdir. Aksi hâlde, artık alıştığınız hayal kırıklığınız bir daha kapınızı çalacak ve nesiller boyunca da peşinizi bırakmayacaktır."

Haberi Sesli Oku

YAZARLAR