Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Sadir Durmaz, Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakının; Türk milletinin birliği, kardeşliği ve mutluluğu için var olduğunu ve bu bayrak benim, bu ülke benim diyen herkese gönlünü açmakta olduğunu bildirdi.

Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin talimatlarıyla başlatılan, “Hayırlı Günler Komşum” ziyaretleri ve “Derdiniz Derdimizdir” sohbetleri kapsamında, Keçiören İlçe Teşkilatı tarafından organize edilen
Keçiören Çorumlular Gecesinde konuşan Sadir Durmaz, 'Terörsüz Türkiye vizyonu, günü kurtarmaya dönük bir söylem değil; bölgesel fırtınaları önceden gören bir devlet aklının tezahürüdür. “Önce ülkem ve milletim” anlayışıyla Türk siyasetine damga vuran ve haklılığı her zaman görülen Bilge Liderimizin, “Terörsüz Türkiye” hedefinin önemi ve bu konudaki haklılığı da, Suriye’de yaşanan son gelişmelerden sonra daha da somutlaşmıştır" diye konuştu.
Düzenlenen geceye MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Sadir Durmaz, MHP Genel Sekreter Yardımcısı ve Çorum Milletvekili Vahit Kayrıcı, Merkez Yönetim Kurulu Üyeleri, İl Başkanı Alparslan Doğan, İlçe Başkanı Kenan Yağmur, Sivil Toplum Kuruluşlarının temsilcileri ve kalabalık bir davetli katıldı.

MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Sadir Durmaz, yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Çorum Anadolu’nun adeta omurgası”
"Çorum; Hititlerden Selçuklu’ya, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan tarihiyle; leblebisiyle, İskilip Dolmasıyla, Oğuz boylarından gelen vakur mirasıyla; ilimde, irfanda, sanayide ve siyasette yetiştirdiği kıymetli insanlarıyla, Anadolu’nun adeta omurgası olmuş, bunun yanı sıra en fazla göç verdiği Ankara’ya da değer katmış bir şehirdir.
Çorum’dan kalkıp, öncelikle Ankara’ya, daha sonra Anadolu’nun birçok yerine göç eden Çorumlular, gittikleri yere sadece kendilerini değil; çalışkanlıklarını, dürüstlüklerini, milli ve manevi değerlere olan saygılarını da götürmüştür.
Çünkü bizler, nereye gidersek gidelim hemşericilik bilinciyle güçlenen, dayanışmayla ayakta duran bir milletin evlatlarıyız.
Bu anlamda, Ankara’da kurulan Çorumlu derneklerimiz; sadece birer sivil toplum yapısı değil, aynı zamanda memleketin hatırasını yaşatan, örfümüzü, geleneğimizi, birlik ve beraberliğimizi diri tutan gönül ocakları mahiyetindedir.
Sevinçte de kederde de omuz omuza durmayı bilen tüm hemşeri derneklerimize, temsilcilerinden üyelerine hepsine şükranlarımı sunuyorum.
Küresel istikrarsızlığın derinleştiği bir süreç
Dünya bugün, güç dengelerinin hızla değiştiği, uluslararası hukukun giderek daha fazla örselendiği ve küresel istikrarsızlığın derinleştiği bir süreçten geçmektedir.
Emperyalist güçler, kendi çıkarlarını korumak adına, artık; hiçbir çekince hissetmeden açıktan müdahaleleri, doğrudan operasyonları tercih eder hâle gelmiştir.
Hepimizin televizyonlardan canlı şekilde izlediği, ABD’nin Venezuela operasyonu, enerji kaynakları ve jeopolitik üstünlük uğruna devlet egemenliklerinin nasıl yok sayıldığını bir kez daha göstermiştir.
Bu yaklaşım; demokrasi, insan hakları ve özgürlük söylemlerinin, gerektiğinde nasıl kolayca bir kenara bırakılabildiğinin en somut örneklerinden biridir.

“Ateş çemberi Anadolu coğrafyasına doğru yaklaşmaktadır”
Benzer şekilde, yıllardır İsrail’in Filistin başta olmak üzere bölgede sürdürdüğü kanlı saldırılar, artık yalnızca bölgesel bir kriz olmaktan çıkmış; Suriye ve İran üzerinden genişleyerek Türkiye’nin güvenlik ve dış politika görüş alanına doğrudan girmiştir.
Orta Doğu’da çatışma alanları büyüdükçe, tehditlerin menzili de genişlemekte; ateş çemberi Anadolu coğrafyasına doğru yaklaşmaktadır.
İşte böylesi bir küresel ve bölgesel tabloda, Türkiye’nin güvenlik anlayışını sadece sınır hattına veya askeri tedbirlere indirgemek büyük bir eksiklik olacaktır.
Burada asıl mesele; iç cepheyi tahkim etmek, milletin birlik ve beraberliğini güçlendirmek, terörün istismar alanlarını tamamen ortadan kaldırmaktır.
Bu noktada Liderimiz Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin kararlılıkla ortaya koyduğu ve Cumhurbaşkanımızın da sahiplenerek bir devlet projesine dönüştürdüğü “Terörsüz Türkiye” vizyonu, günü kurtarmaya dönük bir söylem değil; bölgesel fırtınaları önceden gören bir devlet aklının tezahürüdür.
“Önce ülkem ve milletim” anlayışıyla Türk siyasetine damga vuran ve haklılığı her zaman görülen Bilge Liderimizin, “Terörsüz Türkiye” hedefinin önemi ve bu konudaki haklılığı da, Suriye’de yaşanan son gelişmelerden sonra daha da somutlaşmıştır.
“Türkiye terörün gölgesinden kurtulmuş bir şekilde geleceğini inşa edecek”
Terörsüz bir Türkiye; dış müdahalelere kapalı, milli iradesi güçlü, toplumsal barışı sağlam ve bölgesel denklemde söz sahibi bir Türkiye demektir.
Bugün Orta Doğu’da sınırlar yeniden çizilmek istenirken, Türkiye’nin kendi iç meselelerini kökten çözmüş olması bir tercih değil, tarihî bir zorunluluktur.
Türkiye, güçlü içyapısı ve sarsılmaz milli birliğiyle bu fırtınalı coğrafyada yoluna devam edecek; terörün gölgesinden tamamen kurtulmuş bir şekilde geleceğini inşa edecektir.
Saygıdeğer Genel Başkanımızın ifade buyurdukları gibi; Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı; Türk milletinin birliği, kardeşliği ve mutluluğu için vardır ve bu bayrak benim, bu ülke benim diyen herkese gönlünü açmaktadır.
Bu duygu ve düşüncelerle sözlerimi, ozanlar piri Dede Korkut’un yüzlerce yıl öncesinden verdiği, kutlu bir mesajla bitirmek istiyorum;
“Devletli oğul olsa ocağının korudur.
Oğul da neylesin, baba ölüp mal kalmasa.
Baba malından ne fayda, başta devlet olmasa.” Allah “DEVLET”imizi başımızdan eksik etmesin, Türk milleti ebediyyen var olsun.
Cenab-ı Allah, birliğimizi dirliğimizi, kardeşliğimizi bozmasın; bozmak isteyenlere fırsat vermesin.
Toplantımızı organize eden, bizleri böylesi güzel bir ortamda buluşturan Keçiören İlçe Başkanlığımıza, bizleri yalnız bırakmayıp katılımlarıyla burayı şereflendiren çok muhterem Çorumlu hemşerilerime, sivil toplum kuruluşlarımızın her bir temsilcisine, devletimizin ve milletimizin birliğinden, beraberliğinden yana saf tutan her bir kardeşime şükranlarımı sunuyorum.
Sağ olun var olun, Cenabı Allah’a emanet olun."