Beydili Türkmen Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Ağca, Suriye’de yeni bir dönemin kapısının aralandığını, bu yeni dönemde Türkmenlerin nasıl bir yol izleyeceği, nasıl bir irade ortaya koyacağı ve geleceğe nasıl hazırlanacağının büyük önem taşıdığını belirtti.
14 Mart 2026 tarihinde gerçekleştirilecek Suriye Türkmen Meclisi Kurultayı'nın yalnızca bir toplantı değil, Türkmenlerin geleceğine ilişkin önemli bir dönemeç olduğuna dikkat çeken Ahmet Ağca “Bu kurultay; kimliğini bilen, inancına sahip çıkan ve geleceğine dair hedefler ortaya koyan bir Türkmen iradesinin ortaya çıkmasına vesile olmalıdır” dedi.
Beydili Türkmen Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Ağca, yaptığı açıklamada şunları söyledi:

"Suriye’nin yakın tarihi yazılırken Türkmen milletinin verdiği mücadele ayrı bir yerde duracaktır. Çünkü Türkmenler bu topraklarda yalnızca bir topluluk olarak değil, kimliğini, inancını ve tarihini koruyan bir irade olarak var olmuştur. On dört yılı aşan savaş boyunca Türkmen şehirleri ve köyleri ağır bedeller ödemiş, binlerce evlat şehit düşmüş, yüz binlerce insan göçe zorlanmıştır. Ancak bütün bu zorluklara rağmen Türkmen milleti ne kimliğinden vazgeçmiş ne de Suriye’nin birliği ve toprak bütünlüğünden yana duruşunu terk etmiştir.
Bugün gelinen noktada Suriye’de yeni bir dönemin kapısı aralanmaktadır. Bu yeni dönemde Türkmenlerin nasıl bir yol izleyeceği, nasıl bir irade ortaya koyacağı ve geleceğe nasıl hazırlanacağı büyük önem taşımaktadır. Bu bakımdan 14 Mart 2026 tarihinde gerçekleştirilecek olan Suriye Türkmen Meclisi Kurultayı yalnızca bir toplantı değil, Türkmen milletinin geleceğine dair önemli bir dönemeçtir. Bu kurultay; kimliğini bilen, inancına sahip çıkan ve geleceğine dair hedefler ortaya koyan bir Türkmen iradesinin ortaya çıkmasına vesile olmalıdır.
Türkmen milleti için en temel meselelerden biri birliktir. Kurumlar arasında yaşanan ihtilafların, kırgınlıkların ve küçük hesapların bir kenara bırakılması gerekir. Çünkü mesele şahıslar değildir. Mesele, Türkmen milletinin geleceğidir. Bu sebeple güçlü bir kurumsal yapı, sağlam bir teşkilat düzeni ve tek vücut halinde hareket eden bir irade ortaya konulmalıdır. Türkmenler bireysel yaklaşımlarla değil, kurumsal bir akılla yol aldığında gerçek gücünü gösterecektir.
Önümüzdeki süreçte sorumluluk üstlenecek olan şahsiyetlerin de bu bilinçle hareket etmesi gerekmektedir. Bu görevler makam ve mevki arayışının değil; Türk ve İslam ülküsüne gönülden bağlılığın gerektirdiği bir sorumluluktur. Türkmen milletinin geleceğini taşıyacak kadroların liyakat sahibi, dava bilincine sahip ve millet sevdasıyla hareket eden kişilerden oluşması büyük önem taşımaktadır.

Türkmen meselesi yalnızca Suriye’nin iç meselesi olarak görülmemelidir. Türkmenler aynı zamanda Türk dünyası ile İslam coğrafyası arasında yaşayan güçlü bir bağdır. Bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti’nin desteği ve Türk dünyasının dayanışması Türkmen milleti için ayrı bir anlam taşımaktadır. Türkiye’nin tarihî sorumluluğu ve kardeşlik hukuku Türkmenlere her zaman güç vermiştir. Türk dünyasının dayanışması da bu gücü daha da pekiştirecek önemli bir unsurdur.
Suriye’nin yeniden şekillendiği bir dönemde Türkmenlerin güçlü, teşkilatlı ve birlik içinde hareket eden bir yapıya kavuşması büyük bir gerekliliktir. Ancak bu şekilde Suriye’nin yarınlarında söz sahibi olmak, hak edilen yerde durmak ve Türkmen varlığını daha güçlü bir şekilde temsil etmek mümkün olacaktır.
Türkmen milleti geçmişte büyük badirelerden geçmiştir. Bugün de aynı kararlılıkla yoluna devam edecektir. Çünkü tarih göstermiştir ki; birlik olan yerde güç, hedef olan yerde gelecek vardır.