ÜLKÜ OCAKLARI

ÜLKÜ OCAKLARI Haberleri
  Ramazan DURMUŞ  / GELDE YAZMA

Haber Editörü

Ramazan DURMUŞ / GELDE YAZMA

ramazandurmus44@gmail.com

Taş Medreselilerden Süleyman Özmen paylaşımı

Taş Medreseli Ülkücüler Genel Merkezi'nden Ülkücü Şehidimiz Süleyman Özmen'in şehadetinin yıldönümü nedeniyle bir açıklama yapıldı.

Taş Medreselilerden Süleyman Özmen paylaşımı
ÜLKÜ OCAKLARI 22.03.2026 14:21:00 0

Taş Medreseli Ülkücüler Genel Merkezi'nden Ülkücü Şehidimiz Süleyman Özmen'in şehadetinin yıldönümü nedeniyle bir açıklama yapıldı.

Açıklama şöyle:

"ÜLKÜCÜ ŞEHİDİMİZ 
SÜLEYMAN ÖZMEN 
23 MART 1970 ANKAR

Süleyman Özmen…
1948 yılında Çorum’un Sungurlu ilçesinde doğmuş, yetim büyümüş; ama yoklukların içinden imanı, ahlâkı ve ülküyü yeşertmiş bir Anadolu evladıdır. Henüz küçük yaşlarda Kur’an’ı hatmetmiş, annesinin dizinin dibinde okuduğu ayetlerle büyümüş; sevecen, vakur ve vefalı bir Türk gencidir.

1966 yılında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi’ni kazanarak Ankara’ya gelen Süleyman, yalnızca bir üniversite öğrencisi değil; okumayı ibadet, hizmeti şeref bilen bir ülkü neferidir. Ancak 1968’den itibaren üniversiteleri saran anarşi ortamı, Süleyman ve onun gibi binlerce milliyetçi gencin hayatını hedef almıştır. Yurt baskınları, fakülte işgalleri, tehditler ve şiddet; vatanını seven gençlerin okuma, barınma ve hatta yaşama hakkını gasp etmiştir.

Ve takvimler Mart 1970’i gösterdiğinde…

Ankara Teknik Yüksek Öğretmen Okulu’nda ülkücü öğrenciler günlerce kuşatma altında tutulmuş, aç ve susuz bırakılmıştır. Süleyman Özmen ve arkadaşları, yanlarında silah değil ekmek, peynir, zeytin vardı. Bir toplu iğne dahi taşımadan, yalnızca arkadaşlarını açlıktan kurtarmak için yola çıktılar.

Bu, bir çatışmaya gitmek değil;
vefaya, kardeşliğe ve insanlığa yürüyüştü.

Ancak bu yürüyüş kurşunlarla kesildi. Süleyman Özmen, polislerin gözü önünde sırtından vuruldu. Ardından atılan bir taşla yüzünden ağır yaralandı. Numune Hastanesi’ne kaldırıldı.

Ve burada özellikle hatırlatmak gerekir ki; Süleyman Özmen, o gün birkaç kuru üzümle sahur yapmış, Muharrem orucuna niyetlenmişti.

Açlıkla değil, imanla yürümüştü.

Oruçluyken şehadete yürüdü.

Numune Hastanesi’nde beş gün süren hayat mücadelesinin ardından, 23 Mart 1970’te, henüz 22 yaşındayken şehadet mertebesine ulaştı.

Niyetlendiği orucu, beş gün sonra şehadet şerbetiyle açtı.

Ve biz iman edenler bilir ve inanırız ki:
Âmennâ ve saddaknâ.
Şehit olanın orucu bozulmaz.
O, niyetini dünyada yapar; iftarını Allah katında açar.

Şehidim…
Sen oruçluydun,
şehadete yürüdün ve Allah’ın davetlisi oldun.

Aziz dava arkadaşlarım, bugün Süleyman Özmen’i anarken, onun şahsında yalnızca bir yiğidi değil; bir anneyi, bir ana yüreğini, bir dua sancağını da anıyoruz.

Ülkücü Şehidimiz Süleyman Özmen’in annesi, hepimizin annesi olan Emine Özmen Ana, oğlunun şahadetini gözleri yaşlı ama başı dik anlatırken şöyle dua ederdi:

“Allah Ülkücülerin tırnağına taş değdirmesin.
Onları muzaffer eylesin.
Ben tüm Ülkücülerin annesiyim.
Allah hepsini korusun.
Ne diliyorlarsa, ne için mücadele ediyorlarsa Allah istediklerini onlara versin.”

İşte bu dua; bizim üzerimize giydiğimiz en sağlam zırh, dökülen o gözyaşları ise inancımızın en sahici sloganıdır.

Emine Özmen Ana, Malatya Yurdu’nun karşısında işlettiği mütevazı bakkal dükkânında, ülkücü gençlerin anası, sığınağı ve duası olmuştur. Hepimize Süleyman’ı anlatırken, bizleri onun öz kardeşi bilmiş; bir evladını toprağa vermiş olmasına rağmen, binlerce evladı yüreğinde büyütmüştür.

Ve kader, aynı ana yüreğine bir kez daha acıyı getirmiştir…

Takvimler 19 Eylül 1979’u gösterdiğinde, Malatyalı Ülkücü Şehit Mürsel Karataş şehadete yürümüştür. Emine Ana, bu kez kendi evladını değil; bir başka şehit oğlunu uğurlamış, onun başında ağıtlar yakmıştır. O ağıtlar; yalnızca Mürsel’e değil, bir neslin yasına yakılmıştır.

İşte tam bu noktada, destanlar şairi Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, kalemiyle tarihe şahitlik etmiştir.
Süleyman Özmen için yazdığı “Öz Menem” şiiriyle bir ülkü şehidini mısralara mühürleyen Gençosmanoğlu, Mürsel Karataş’ı da “Asım’ın Nesli – Oğul” şiiriyle şehitler safına yolcu etmiştir.

Bu iki şiir, iki ayrı şehidi anlatır; ama aynı imanla yazılmıştır, aynı ülküyle yoğrulmuştur ve her ikisinin ardında bir ana duası vardır.

Süleyman Özmen’in cenazesinde, Dündar Taşer’in dilinden dökülen ve hafızalarımıza kazınan söz boşuna değildir:

“Şehitler ölmez.”

Çünkü şehitler ölmez; annelerin duası da asla yerde kalmaz.

Bu vesileyle; Ülkü Şehidimiz Süleyman Özmen’i, Şehit annemiz Emine Özmen Ana’yı, Mürsel Karataş başta olmak üzere tüm Ülkü Şehitlerimizi
rahmetle, minnetle ve dualarla anıyoruz Ruhları şad, mekânları cennet olsun.

Ve dua ediyoruz ki; Allah, dününü bilen, davasının şerefini muhafaza eden,
emaneti bir yük değil, bir namus bilenleri muzaffer eylesin.

Bedeli kanla, canla, gözyaşıyla ödenmiş davamızı kendi çıkarları için kullananları, birliğimizi bozup fitne ve bozgunculuk yapanları Yüce Allah kahretsin.

Bizim yolumuz; şehit kanıyla çizilmiş,
anne duasıyla korunmuş bir yoldur.
Bu yol ne pazarlık konusudur, ne de şahsi menfaatlere terk edilecek kadar sahipsizdir.

Unutmadık.
Unutmayacağız.
Unutturmayacağız.

Şehitler ölmez.
Dava bitmez.
Ne mutlu Türk’üm diyene."

#TAŞMEDRESELİ_ÜLKÜCÜLER

Haberi Sesli Oku

YAZARLAR