Milliyetçi Hareket Partisi MYK Üyesi Dr. Bahadır Bumin Özarslan, ulus devletin, tek geçerli reçete olduğuna dikkat çekerek, devletleşemeyen ulkelerin "kabileci-etnisiteci-mezhepçi-bölgeci" yapı üzerine kurgulanan toplumların, hangi kökenli olursa olsun hiçbir emperyalizm türü karşısında tutunma ve varlığını devam ettirme şansının olmadığını söyledi.
Dr. Özarslan “Üniter Türk ulus devletinin ve Cumhuriyet'in kurucu değerlerinin üzerine titrememiz, bölgemizin son 150 yıllık geçmişine bakıldığında, hiç de boşuna değildir” dedi
Milliyetçi Hareket Partisi MYK Üyesi Dr. Bahadır Bumin Özarslan yaptığı açıklamada şunları söyledi:
"ABD'nin ve İsrail'in süregelen saldırganlığı karşısında, ısrarla ve defalarca işaret ettiğimiz hususu bir kere daha tekrarlayalım.
24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Antlaşması ile kurulan ve 1924 Anayasası'ndan itibaren başlayıp diğer anayasalarda da yerini koruyan "üniter Türk ulus devleti"nden ve "millî kimlik merkezli" bakış açısından bahsetmemiz; başta kurucu önderimiz Gazi Mustafa Kemâl Atatürk'e ve kurucu kadrosuna sürekli atıf yapmamız, üniter Türk ulus devletinin ve Cumhuriyet'in kurucu değerlerinin üzerine titrememiz, bölgemizin son 150 yıllık geçmişine bakıldığında, hiç de boşuna değildir.
Milletleşme sürecini tamamlayamamış ya da böyle bir süreci önemsememiş veya bu niteliğe sözde sahip olan/olduğunu iddia eden toplumların tam anlamıyla kurumlaşamadığı ve devletleşemediği gerçeği karşısında, "kabileci-etnisiteci-mezhepçi-bölgeci" yapı üzerine kurgulanan toplumların, hangi kökenli olursa olsun hiçbir emperyalizm türü karşısında tutunma ve varlığını devam ettirme şansı yoktur.
Soğuk Savaş sonrasında, farklı aşamalarda ve muhtelif coğrafyalarda oluşan süreci iyi oku(ya)mayıp "yeni paradigmalar"dan dem vurarak "devlet", "millet" ve "cumhuriyet" kavramlarına savaş açan gafillerin bir kere daha tarihin çöplüğüne atıldığı bir dönemden geçiyoruz.
Öte yandan, bu kavramları bilerek ve isteyerek yok saymanın ise iyi niyet taşımayıp ihanet anlamına geldiğini de onlarca örnekten sonra yine gözlemliyoruz. Hem gafil hem de hain güruhun ve bunların işbirlikçilerinin son tahlilde, her çesit emperyalizme hizmet ettiği gerçeği ise görmesini bilenler için bütün berraklığıyla gözler önüne seriliyor.
Dünya'daki ve özellikle bölgemizdeki son 35 yıllık gelişmeler dizisini, yukarıda çizdiğim çerçeveden okumak, bir zorunluluktur. Hâlâ aksini iddia edenler var ise ciddiye alınmayı hak etmedikleri gibi her zeminde, oyun dışı bırakılma zamanları gelmiş demektir. Her kim olurlarsa olsunlar, dikkate alınacak bir tarafları yoktur. Önemsizdirler ve hatta gereksizdirler. İtibar etmeyiniz, saygı göstermeyiniz."