Geçen yıl "41 KERE MAŞALLAH!
Ankara Üniversitesi TÖMER'in kuruluşunun 41.yılı kutlu olsun!" diye yazmıştım...
Bir şey değişmeyecek ama artık tarihe not düşmek için yazmak istedim... Bu yıl da 42. yıl evet...
TÖMER'in kurucusu Dr. Mehmet Hengirmen hocamız da yaklaşık bir buçuk ay önce vefat etmiş... Vefatını da sosyal medyadan tesadüfen öğrendik. Üzüldüm doğrusu... Allah rahmet eylesin. Oğlu Engin'i arayarak başsağlığı diledim... Haberimiz olsaydı en azından Ankara'daki arkadaşlarımızdan cenazesine katılanlar olurdu....
Günahıyla sevabıyla böyle kurumu kuran Mehmet Hengimen hocamız olmak üzere emek veren herkesten Allah razı olsun.
Bu yıl emeği geçenlerin isimlerini yazmayacağım ama tarihi roman gibi bir eser yazdığımı da haber vereyim... Onlar altın harflerle yazılacaktır merak etmesinler. Ancak ucuz kahramanlıkla da Muhittin ne bilir o günleri diyen ekşimiş tiplere de sözümüz de hazırdır elbet.
43. yılda Allah ömür verirse o kitabı dostlara okutmaktan mutluluk duyarım.

Bugün 7 Mart... Ankara Üniversitesi TÖMER'in kuruluşunun 42. yılı. TÖMER, benim de Ankara Üniversitesi DTCF'den mezun olur olmaz gözümü açtığım ve Türkçe sevdalısı olarak 11 yıl hizmet ettiğim kurumun adıdır. Mesleğimi icra ettiğim yıllar içinde kuruluş amacına ve misyonuna uygun olarak en yüksek çalışma kapasitesine ulaşmış ve dünya çapında kurumsal kimliğiyle marka olmuştu. Daha fazla yabancı ülke vatandaşı öğrencilerin Türkiye'de yükseköğrenim görme fırsatı bulmaları sebebiyle Ankara Üniversitesi TÖMER'le aynı çalışmaları yürüten kurumlar 1995'ten itibaren çoğaldı. Günümüzde yabancı dil olarak Türkçe öğretiminin özel bir eğitim alanı olduğunu nihayet akademik düzeyde ve ülke genelinde anlayanlar/ kabul edenler oldu. Bu alana katkı sağlayan -yurt içinde ve yurt dışında- çok sayıda akademisyenimiz ve genç meslektaşımız var. Çok güzel hazırlanmış Türkçe öğretimi kitapları var. Ne mutlu bizlere... Ne mutlu Türkçe öğretenlere...
SSCB'nin 1991'de yıkılmasıyla birlikte Türk Dünyası Öğrenci Projesi uygulama aşamasına gelmişti. Ülkemizin TÖMER dışında hiçbir kurumunun buna hazır olmadığını, bu alanda ülkemizdeki stratejik kurumlar bakımından ne kadar eksiğimiz olduğunu görmüştük böylece tecrübe edinmiştik.
Onlarca arkadaşımızın katkısıyla ve alnımızın akıyla hep beraber başardık pek çok işi.. Başarılı işlerde nice isimsiz kahramanlarımız var tabii ki. Onlar tarihte yerlerini aldılar ve inşallah güzel bir edebî eserde de yerlerini alacaklardır hem de rol isimleriyle değil, öz isimleriyle....
Ankara Üniversitesi TÖMER'in eski ve mevcut mensuplarına, Türkçe öğretimi alanında çalışan her meslektaşıma gönülden sağlık, başarı ve esenlik diliyorum.
Vefat eden arkadaşların rûhları şâd olsun. Dünyanın dört bir yanında yaşayan, geçmişte TÖMER'de Türkçe öğrenmiş olan bizim dünyalılara, eski öğrencilerimize selâm olsun....
TÖMER'in 42. yılı kutlu olsun.
TÖMER'e emek veren herkes kıymetlidir. Kuruma katkıları sebebiyle altın madalya ile ödüllendirilmesi bile yetersiz sayılacak meslektaşlarımız vardır. Emekli olduklarında bir teşekkür belgesi, küçük de olsa bir çay-pasta ikramıyla, bir buket çiçekle uğurlanmayı hak eden çok değerli insanlar vardı...Elbette hâlâ da vardır... Biraz vefa, biraz kadir kıymet bilmek ve mümkünse azıcık da gönül almak yeterlidir; üstelik bunlar çok masrafsız ve zahmetsizdir ve Türk insanına ait değerlerdendir. Bu sözleri son 10 -15 yıldır ısrarla yazıyorum... Yine yazacağım demiştim ve yine yazıyorum...
Aslında bunların hepsini herkes (!) bilse de tarihe not düşmek için ben tekrar ediyorum, tekrar yazıyorum işte... 50. yılda da yazmak nasip olur inşallah.
Göreve başladığımda henüz 4 yaşını doldurmamış, DTCF'nin alt katında 3 sınıftan ibaret küçük bir kurumdu Ankara Üniversitesi TÖMER.
TÖMER küçüktü ve biz de küçük/toy sayılırdık bu günlerle kıyasladığımızda. Aslında gençlik çağımızın ilk yıllarındaki ilk meslek heyecanı, ilk kurumsal bağlılık ya da aidiyet duygusu ve pek çok şeyde ilk olan bir işi yapmanın zevkini yaşasak da diğer yandan da zorluklarının da farkındaydık.
Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi (DTCF), Tıp Fakültesi-Morfoloji, Cebeci Kampüsünde Eğitim Bilimleri Fakültesi... İstanbul ve İzmir Şubelerine emek verenler derken ilk büyümeyi Kızılay'daki Merkez binanın kiralanmasıyla gerçekleştirdik. Bunun sonucunda kocaman bina 40 günde onarılıp eğitim öğretime açıldı. Üç vardiya çalışan işçilerle, müteahhitlerle geçirdiğimiz soğuk kış gecelerinin ayazını yedik. Kurt yediği ayazı bilir ve unutmaz. Hâlâ hizmet binası olarak kullanılan Kızılay'daki Ziya Gökalp Caddesi,18 numaradaki TÖMER açılalı 35. yılına girdi dedik geçen yıl... 23 Mayıs 2025 tarihi itibariyle Kızılay'daki o bina da hizmet dışı kaldı...
Nasıl başardılar (!)? Vallahi bilemiyorum... Takdiri ilahi o gün Ankara'daydım... Şener Eczanesinde Hilmi Şener Ağabeyimle konuştuk o günleri...Taşınma devam ederken bina sahibi merhum Uğur Kınoğlu ve daha nice insanları hatırladım.
Bunlar kısa bir hikâye gibi gelebilir bugünkü genç ve sonradan TÖMER'li olanlara... İşin içinde nice kahramanlar var... Başta kurucu başkanımız merhum Mehmet Hengirmen olmak üzere emek veren herkese şükran borçluyuz. TÖMER'in kuruluşunda dönemin rektörü Tarık Somer ile rektör yardımcısı Kurt Karaca namıyla bilinen Fikret Eren'i saygıyla anıyoruz.
Ardından SSCB yıkıldı, Türk Dünyası gençliğini devletimiz yalnızca bize emanet etti. Yurt içinde ve yurt dışında şubeler açarak TÖMER'in adını altın harflerle yazdıran bir kadromuz vardı. Kuruluş misyonu ve gelişim vizyonu ile Ankara Üniversitesi gibi dünya çapında insan yetiştiren üniversiteyi dünyaya açan kurum oldu TÖMER... Türk Dünyasında kurulan yeni bir üniversiteye ısrarla davet edildik ve sadece Ankara Üniversitesi TÖMER mensubu olmanın ayrıcalığı sebebiyle idi bu ısrar...
Aynı sistem ve ciddiyetle yurt dışında Türkçe öğreten en büyük kurum hâline geldiyse Kırgızistan Türkiye Manas Üniversitesi, bizim TÖMER ruhuyla çalışmamızdandır. O günlerde diktiğimiz fidan şimdi 29. yılında...
Şu an TÖMER'i kimler hangi misyon ve vizyon çerçevesinde yönetiyor, inanın bilmiyorum. Kuruma katkı sağlamış yöneticiler, hocalar, memurlar, işçiler ve dil öğrenen nice insanların anısına bir "Vefa Programı" yapılsa olmaz mı? diyorum yıllardır. Galiba çok hayalciyim yine... Evet hayalciymişim... 42. yıl anısına da yapılmadı.... 50. yıl anısına yapılacağından ümidim var... ( Belki de burada kahkahayla gülmem lazım...) Çünkü vefa kavramı anlam kaybına uğramış sözcükler listesine çoktan girmiş olabilir...
Dünya çapında bir tanınırlığa ve kaliteye sahip, alanında öncü bir kurumun gün geçtikçe nereye kadar gideceğini bilmiyoruz.
Uluslararasılaşma misyonu kaybolmuş, şubeleri kapatılmış, kadrosu eritilmiş ve geleceğe dair hiçbir iddiası olmayan bir kurum hâline ancak özel bir gayretle getirilebilir.
Gerçekten de öyle olabilir..... Şimdi hepten yok olmaya doğru gider gibi bir hâl var... Niye? Çünkü ders dışında hiçbir akademik, sosyal, eğitsel çalışmaları olmayan kurumlar için başka hangi eleştiri yapılabilir. TÖMER'de dilcilerin dışında birilerinin yönetiminde asla gelişme beklenemez. Polemiğe girmek istemiyorum ama biz Türkolog/Dilbilimci/Filolog olarak Tıp Fakültesini yönetebilir miyiz? Alan dışı uzmanlar belki -en çok- mevcut durumu muhafaza edilebilirler. Biz alanımız dışında hiçbir kurumun idaresine talip olmadık, teklif edildiğinde de kabul etmeme erdemini gösterdik daima.
Asıl amaç yeniden büyümek değil, kaliteli ve öncülük sıfatını kaybetmemek olmalıdır.
Hayatımın ve mesleğimin en güzel yıllarını yaşadığım TÖMER'de meslektaşım ve mesai arkadaşım olarak çalışan siz değerli insanlar...
Büyük Türkistan'dan, Tanrı Dağları'ndan, gönlümün en derin yerlerinden selâm ve sevgiler gönderiyorum kıymetli TÖMER'liler...
Tanrı Dağları'ndan selamlar
Muhittin Gümüş
07.03.2026
