Ali KUZENCİK / MERAM BAĞLARI


ABD-İNGİLTERE-İSRAİL/“ŞEYTAN ÜÇGENİNE” KARŞI…

Evet maske yırtılmış, bizim batıcıların öve öve bitiremediği Batı'nın kahpe yüzü bir kez daha ortaya çıkmıştı.


ABD-İNGİLTERE-İSRAİL/“ŞEYTAN ÜÇGENİNE” KARŞI… BİRİLERİNİN 
UYANIK OLMASI GEREKİR…

-HANİİİ…”NEFES” FİLMİNDE KOMUTAN ASKERLERİNE DİYOR YA CANLAR:
“-UYURSANIZ ÖLÜRSÜNÜZ!”

“AGÂH OLUN ERENLER…AGÂH OLUN…”

 

 

20. Asır'da…Balkan felaketi, 1.Cihan Harbi, İstiklal Harbini ve Bosna-Hersek’deki katliamlarını yaşayan herkes Batının vahşi yüzünü görmüştü.

Ancak rahmetli Atatürk sonrası öyle bir kültür emperyalizmine maruz kaldık ki hepsini unuttuk. “Aydınlanma” adı altında BATI bizim için tek nazenin sevgili oldu.

-Herşey ordaydı. Insan hakları, demokrasi, hukuk, eğitim, zenginlik ve'l-hasıl insanı değer adına ne varsa oradan almalıydık(!)

Ancak bugün Batı’nın bu konularda ne kadar sahtekar, ikiyüzlü olduğunu Gazze'de yapılan katliamlardan öğrendik dün Irak’ta bugün de “petrol” için Venezuela’ya yapılan baskınla gördük!

Saddam Hüseyin’in Irak’ı 2003’te “kitle imha silahları” yalanıyla yerle bir edildi, milyonlarca insan öldü, bir coğrafya kaosa sürüklendi..

Yıllar geçti, yalanın adı değişti 
bu kez uyuşturucu, demokrasi, insan hakları süslemeleriyle başka bir ülke hedefe konuldu..

Değişmeyen tek şey şu:
-Sebep ne olursa olsun, hedef hep aynı yeraltı zenginlikleri, petrol, madenler…

-Dün Irak’tı, bugün Venezuela yarın kim olacağı ise emperyal aklın ajandasında yazılı..

-ikiyüzlüsünüz..

Gazze’de çocuklar katledilirken susanlar, aynı ağızla başka coğrafyalar için demokrasi nutukları atıyor..Sorun silah, uyuşturucu ya da demokrasi değil, sorun kimin diz çökmeyi reddettiği..

Rahmetli Mehmet Akif, Necid Çölleri’nde Mehmetçiğin kahramanlığını dile getirmek için yazdığı Çanakkale Şehitleri  destanında İngilizin, Fransızın medeniyet adı altında yaptığı kahpeliğini şöyle haykırıyordu

“MASKE YIRTILMASA HALA 
BİZE AFETTİ O YÜZ,

MEDENİYET DENİLEN KAHBE 
HAKİKAT, YÜZSÜZ.”

Evet maske yırtılmış, bizim batıcıların öve öve bitiremediği Batı'nın kahpe yüzü bir kez daha ortaya çıkmıştı.

Hakikaten o yüz insanlık için bir yüz karasıydı. Yüzsüzdü bunlar...

ABD ve İNGİLTERE’NİN UYUŞTURUCUYU TEŞVİK ETMESİ.

-Geçen gün kanalları gezerken bir özel kanalların birinde (NET) Afganistan’la ilgili belgeseli izlerken yüreğim kanadı, içim burkuldu, havsalam durdu.

-Sonuna kadar izleyemedim... İzlemek için manda derisinden içi taş dolu yürek gerek.

-Bir ülkenin nasıl perişan olduğunu görmek için yıkılmış binalara bakmaya gerek yok.

-Uyuşturucu belasının bir milleti nasıl harap ettiğini  görmek için aşağıdaki fotoğrafa bakmak yetiyor.

-Belgeselde yol kenarları, köprü altları, metruk binalar bu insanların meskeni olmuş.

-Uyuşturucu parası bulmak için her şeylerini feda eden bu insanlar artık insanlıktan çıkmışlar, dolaşan ceset yani birer ZOMBİ olmuşlar.

Eroine mübtela olmuş bir kadın burkanın altından şöyle diyordu:
-Hayat dayanılmaz hale gelince bir tanıdığım "Şunu kullan, bütün dertlerinden kurtulursun dedi. Bir sefer kullandım, olanlar oldu, bu hale geldim.”

ABD ve her daim ortağı İngiltere gibi merhametsiz ve vahşi batılı devletlerin bir ülkeyi uykusuzluktan, yorgunluktan serseme dönmüş kişileri nasıl zombileştirdiğini yaşayan ölüler görmek istiyorsanız işgal ettiği ülkelere bakın.

Emperyalizm aynı oyunu işgal ettiği her ülkede oynadı:

-İngiliz, Hindistan’ı işgal ettikten sonra bütün ülke uyuşturucu belasına duçar olmuştu.

-Beyaz adam Kızılderilileri ateş suyuna alıştırdıkran sonra koca kıtanın her şeyini sömürdüler.

-Afrika'nın siyah adamı yerinden yurdundan edilip beyaz adamın  kölesi oldu.

-Afganistan İngiliz, Sovyet ve Amerikan işgalinden sonra insan dahil her şeyini kaybetti. Şimdi de Taliban'ın kıskacında.

“EL EMANİ”…yani hiç bir şeye güveni kalmayan bu ülke uyuşturucu müptelası olunca inançları çıkmaz sokağı girdi. Allah yardımcıları olsun.

Bizim emanimizde din ve devletimizdi. Onun için Osmanlı'da “DİN’Ü DEVLET MÜLK’Ü MİLLET” herşeyin üzerindeydi.

Padişahlar bunları koruyabilmek için:
-Hac ibadetlerinden, 
-Canlarından hatta evlatlarından bile vazgeçtiler.

Hürriyet, eşitlik, dostluk adına ülke gençlerinin dine, devlete ve millete olan itimatlarını yerle yeksan edildi.

İngiliz faytonuna koşulmayı şeref saydılar. Din ve devlete güven gittikçe azaldı. Ardından koskoca devlet çatırdadı.

Yüz yıl geçti, hala toparlayamadık.

-Kendine yabancılaşma; milli ölçüyü kaybetme demektir. 
-Milli ölçüyü kaybeden kimse hem iç hem dış politik olayları,
-Kendi milletinin menfaatlerine uygun ayrıntılı düşünmeyen  adam demektir.!

Zamanın İngiltere ve Almanya’nın elinden eteğinden tutanlar, onların ağızlarından çıkacak bir sözle gelecek planlaması yapmak için hazır kıta bekleyenler:
-Dik duramazlar, yerli olamazlar, milli olamazlar, Aziz Türk Milletinin evladı asla olamazlar.

15 Temmuz bir benzeri Venezuela’da sahneye kondu ve maalesef ABD bu 
operayonda başarılı oldu ve devlet 
başkanı Maduro ve eşi yatak 
odasından alınıp ABD’ye 
götürüldüler!

Dünyada en fazla petrol rezervi olan ülke yaklaşık 303 milyar varil ile Venezuela’dır. Suudi Arabistan’ın rezervi yaklaşık 290 milyar varildir ve ikinci sıradadır.

Yani petrol ve doğalgaz deyince ilk aklımıza gelmesi gereken ülke Venezüela’dır. Ondan sonra Suudi Arabistan gelir.

Venezuela…Zamanla petrolü ABD şirketlerinin kontrolünden çıkardı ve millileştirdi.

Çin, Rusya ve İranla siyasi ve ticari ilişkilerini derinleştirince
ABD dünyanın en büyük petrol yataklarına çöktü. Bunu da demokrasi adına, Maduro’yu şeytanlaştırarak yaptı.

İşte görünen tablonun özeti budur.Ancak bu bize “yakın tarihe ilgi duyan tarihçi” olarak bize yeterli gelmedi!

Evet, görünen bu ama beni de tatmin etmedi. Başka bir okuma daha yapmak lazım…Peki, bütün bu olan biteni farklı bir şekilde okumak mümkün müdür?

Olabilir çünkü ABD, Chavez’in 1999 yılında iktidara gelmesinden bu yana Venezüela ile bir şekilde işlerini yürütüyordu. Çeyrek asırdır, görünürde kavga olsa da ticari işler yolunda idi.

Peki, ne oldu da ABD dünyanın en büyük petrol rezervine el koydu? Bunu çözümlemek için soruyu şu şekilde sormak lazım.

ABD’nin bu kadar büyük bir petrol sahasına ihtiyacı var mıdır? Suudi Arabistan ve Katar varken…Normalde yoktur.

Peki, hangi durumda böyle bir ihtiyaç ortaya çıkabilir?

Eğer, Ortadoğu’da bölgesel bir savaş olacaksa, ABD için böyle bir ihtiyaç acilen ortaya çıkacaktır.

Böyle bir ihtimal arttı ise o da şimdiden tedbirini alıyor olabilir!

Şimdi taşları şu şekilde yeniden dizelim ve önümüze çıkan fotoğrafı yeniden okuyalım.

Bu olan biteni, Ortadoğu’da büyük bir savaşa son hazırlık olarak okuyabiliriz.

ABD, Venezüela petrolüne el koyarak kendi tedariğini şimdiden teminat altına alıyor.

Senaryo kuvvetle muhtemel şu şekilde oluşuyor.

Katil Netenyahu Gazze’yi yerle bir etti. 38 bini çocuk ve kadın olmak üzere yaklaşık 68 bin sivil katletti.

Bu süreçte, İsrail ABD ile birlikte Suriye’yi yeniden tanzim ediyor ve bizim kuzey sınırımız boyunca bir terör yapısı oluşturuyor.

-İran’ı aktif olarak tehdit ediyor. -Yemen’de operasyonlar yapıyor. -Yemen’in karşısında Somali içerisinde Somaliland diye bir askeri mevzi oluşturmaya çalışıyor. 
-Güney Kıbrıs’ta ve Adalar Denizi’nde askeri yığınaklar yapıyor.

İsrail Başbakanı Katil Netanyahu sürekli ABD’ye giderek Trump ile planları bizzat gözden geçiriyor.

2025 Aralık sonunda beşinci kez giderek görüştü. Bu görüşmede bölgede var olan büyük bir devlete yönelik operasyonlar konuşuldu.

ABD şunu gördü. Eğer bölgede İran ile bir savaş yaşanırsa, bölgeden petrol sevkiyatları durur.

Bundan en çok ABD ekonomisi etkilenir. İşte bu etkilenmeyi minimuma indirmek için Venezüela petrollerine el koydu.

Yakında Venezüela’ya kendine bağlı bir başkan tayin edecek ve yine Trump’ın ifadesi ile çok güçlü bir şekilde petrol istihsaline başlayacaktır.

Zaten böyle bir durumda petrol fiyatları da çok çok artar.

ABD bundan büyük kârlar yapar. 
Ortadoğu’daki petrol zengini devletler yeterince petrol ihraç edemeyecekleri için kaybederler. 
Hatta borçlanırlar. Bu da yine ABD ve Batı’nın işine yarar.

Böyle bir ekonomik gelişmeden Rusya ve Çin de istifade eder! ABD’ye göre bu da onların “sus payı” olur.

Bu kargaşa ortamında Batı Avrupa da “Birleşik Kıbrıs” diye diye Doğu Akdeniz petrol ve doğal gazının hem tedarikçisi hem de müşterisi olur!

Yani Avrupa da, Doğu Akdeniz gazına ve petrolüne musallat olur.

Türkiye ise her şeye rağmen harekete geçmeye kalkarsa hem güneyden terör oluşumu ile hem de İsrail ile ittifak yapan Yunanistan üzerinden baskı altında kalır.

İşte bütün bunlar olurken ABD ve Batı, petrolünü Venezüela kaynaklarından temin eder.

Sonra işleri bittiğinde, ekonomik olarak çökmüş ve yıpranmış bölge ülkeleri ile masaya otururlar. İşte size, ana hatlarıyla, Ortadoğu’da öngörebildiğimiz oyun kurgusu.

-Türkiye, bu kurguyu hafife almamalıdır.

-Bazı önleyici ve milli adımları atmada tereddüt yaşamamalıdır.

-Acırsanız, acınacak hale gelirsiniz.

-Her şey gözümüzün önünde oynanıyor.
-Cambaza bakmanın zamanı değildir.
-Uyumanın zamanı ise hiç değildir.

Meşhur Nefes Filmi repliğinde dediği gibi;
-UYURSANIZ ÖLÜRSÜNÜZ!

Aziz vatanımız ve milletimiz için en büyük tehdit ABD dir. Gerisi onun aparatıdır.

Ancak içeride…şahsi istikballerini, Milletimizin yüce istikbali önünde tutanlara YAZIKLAR OLSUN.!

-Güçlü bir milli İrade varken çözüm yollarını Londra’da, Washington’da, Tel-Aviv’de arayanlarada YAZIKLAR OLSUN.!

-Bugün muhalefette bulunan liderimsiler “BEKA SORUNU YOKTUR” diyenler ne dünyadaki ne bölgemizdeki gelişmelerden bi haber ZAVALLILARDIR.

Hiçbir ülke başka bir ülkeden lütuf bekleyerek yaşayamaz. Güçlü olamayan ülkeler başkalarının emir kulu kölesi olarak yaşarlar.

Yakın geçmişte…Çok değil bir asır önce…Osmanlıya karşı Balkan Devletleri hazırlık yapıyor Osmanlı devlet adamları aynı bugünkü muhalefet liderimsileri gibi “beka sorunu yok” deyip kelimenin tam anlamıyla UYUMAKTALAR.!

Oysa ki birilerinin UYANIK olması gerekir.

Yüzyıllardır sabah namazından sonra Taptuk Emre’nin ve Mevlevi dergahından  ayrılan dervişlere:
“-AGÂH OLUN ERENLER.!” diye seslenirlermiş. Yani “UYANIK OLUN, BİLGİLİ VE ARİF OLUN…”

Sadi ŞİRAZİ’nin dediği gibi:
“UYUMUŞ, UYUMUŞLARI UYANDIRAMAZ, BİRİNİZİN 
UYANIK OLMASI LAZIM.”

Ne yaparlarsa yapsınlar, Türkiye’yi tarihin gerisine düşürmeye kimsenin gücü de, nefesi de yetmeyecektir.

Biz Ülkücü Hareket mensupları olarak da atalarımızın izinden giderek yüzyıllar boyunca cumhuriyetin kahraman askerleri olmaya devam edeceğiz.

Cumhuriyetimizi her daim savunacağız ve Aziz Türk Milletinin cesur evlatları olarak Ulu Türk Devletini sonsuza dek koruyup kollayacağız biiznillah…

Meram Bağları’ndan;
SEVGİLER🌹🇹🇷🌹

4 Ocak 2026

Taş Medreseli Tarih Öğretmeni:
ALİ KUZENCİK

YAZARLAR