Ali KUZENCİK / MERAM BAĞLARI


AHLAKSIZLIĞIN VE SAYGISIZLIĞIN “ÇUKUR” HALİ.!!

Eğer kalbte darlık ve üzüntü, vücutta bitkinlik ve halsizlik, rızıkta eksiklik ve bereketsizlik olursa, bunun boş ve yersiz konuşmalardan meydana geldiği bilinmelidir.


-İÇKİLİ MASADA SELA OKUTMAK!!

-AHLAKSIZLIĞIN VE SAYGISIZLIĞIN “ÇUKUR” HALİ.!!
                  ******
-MİLLİYETÇİLİĞİN DAVASI “AHLAK” DAVASIDIR.

-ÜLKÜCÜLÜK “EDEP” ÜZERİNE İNŞA EDİLMİŞTİR.

 

Dinimizde sarhoşluk veren içkilerin çoğu haram olduğu gibi azı da haramdır. Müslüman'ın alkollü içkiden ve uzak durması gerekir.

Kur'an-ı Kerim'de (Maide:90-91)
“-Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar) ve şans okları birer şeytan işi pisliktir. Onlardan uzak durun ki, kurtuluşa eresiniz.

-Şüphesiz şeytan içki ve kumar yoluyla aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz değil mi?”

-Ama ölü elbisesi giymiş utanmaz, edepsizlerde ne gezerrr!

Durumunu çıkarına göre ayarlayan bazı siyasi bukalemunlar var ki;
-Çiğ kişilikli, hazımsız, kompleksli olurlar.

-Çevrelerindeki kalabalıklar arttıkça egoları daha çok şişer ve giderek kendilerini “seçilmiş kişi” zannetmeye başlarlar.

Mesnevi’de Hz. Mevlana bu soykalar için der ki;

“Köpeğin önüne bir çuval şeker koysan, onun gönlü yine LEŞ peşindedir.!”

Çünkü...Bize iğrenç görünen leş köpeğe, kuzguna şekerparedir.

Sevgili Peygamberimiz ne güzel buyurmuş:
“Güzel söz, güler yüz sadakadır.”

"ÜSLUP" ne kadar önemli:
-Zehiri bala, balı zehire de dönüştürebiliyor bir anda.

-Hayranım…saygıyı elden bırakmadan, sözü incitmeden, kelimelerini seçerek konuşabilen insanlara.

Rahmetli H.Nihal ATSIZ 
Hocamız der ki;

“İnsanlar mizah ve şaka yapabilirler. Fakat bazı konular vardır ki onlar asla şakaya gelmez. Orada ciddi olmak insanlık borcudur..

-Bayrakla alay edemezsin.
-Milli tarihle eğlenemezsin.
-Kuran-ı Kerim’i ve dini inançları mizah konusu yapamazsın.
-Aile namusunu hiçe sayamazsın.

Bunlar milli mukaddesattandır.
Milli mukaddesatı olmayan millet, millet değil hayvan sürüsüdür.!”

Mesnevi’de Hz.Pir der ki;
“Kişi kim olduğunu bilmek isterse, kimleri sevdiğine baksın.”

Çünkü aynı dili konuşanlar değil aynı duyguları paylaşanlar anlaşır.

Yunus Emre der ki;
“Sözünü bilen kişinin, 
yüzünü ağ ede bir söz,
Sözü pişirip diyenin, 
işini sağ ede bir söz.”

Dil üzerine çok söz söylenmiştir;
-Bir söz söylerken hem kendi hemde karşınızdakinin ahiretini düşünerek konuşun.
-Söz insanın terazisidir. Fazlası ziyan, azı vakardır.
-Alay ve boş konuşmak belaya yol açar.
-Hikmeti konuşmakta değil, susmakta aramalıdır.
-Az konuşan kınanmaz, üstelik itibarı çok olur.
-Dil, irfan hazinesinin anahtarıdır, çok konuşan, gönüldeki hizmet cevherini boşaltır.

Eğer kalbte darlık ve üzüntü, vücutta bitkinlik ve halsizlik, rızıkta eksiklik ve bereketsizlik olursa, bunun boş ve yersiz konuşmalardan meydana geldiği bilinmelidir.

Rahmetli Başbuğumuz “Türk Devlet geleneğine" bağlı devletin varlığında yok olma halet-i ruhiyesine ulaşmış büyük bir devlet adamıydı. Edebe önem verirdi. Yetiştirdiği ve ona gönül veren milyonların da edepli olmasını isterdi.

1978 başlarıydı... Maltepe'de Ankara Ocağı yönetim odasına gelen Kıymetli Kardeşim Ankara Ocağı Başkanım Ayhan Ünal’la birlikte Bahçelievler'de ki  parti genel merkezine yakın olan Beşevler'deki Yüksek Öğretmen’e uğrayıp PARKALARI çıkarıp; Kravatları takıp, LACİVERTLERİ giyerek Başbuğumuzun basın toplantısına görev icabı bulunduk.

O günlerde Ecevit 11 bağımsız milletvekili ile 42.hükümeti kurmuştu.

Ancakkk...Eski Başbakan ve Adalet Partisi (AP) Genel Başkanı rahmetli DEMİREL bu durumu bir türlü kabullenmemişti.

Basına verdiği demeçlerde yaptığı toplantılarda yeni kurulan hükümet için;
“ÇANKAYA HÜKÜMETİ, başbakan için HÜKÜMETİN BAŞI.!”gibi tabirler kullanıyordu.

Çankaya hükümeti tabiri neyse de “HÜKÜMETİN BAŞIII” lafını Levent KIRCA ve özellikle Nejat UYGUR kendi tiyatrolarında MÜSTEHCEN şekle dönüştürünce olay çirkin bir duruma dönüşmüştü.!

Başbuğumuz acilen bir basın toplantısı yapma gereğini duydu. Toplantıda o güzel “davudi” ses tonuyla;

“Ne demek hükümetin başı.! 
-Ne demek Çankaya Hükümeti.! 
-Kurulan hükümet Türkiye Cumhuriyetinin 42.hükümeti.!
-Sayın Ecevit’te yeni hükümetin Başbakanıdır.!”deyip gürleyince Başbuğumuzla arası çok iyi olan rahmetli Demirel bir daha bu tabirleri kullanmadı.! SUSTU.!

Yine tekrar ederek deriz ki:
-Rahmetli Başbuğumuz “Türk Devlet geleneğine" bağlı devletin varlığında yok olma halet-i ruhiyesine ulaşmış büyük bir devlet adamıydı. 
-Edebe önem verirdi. Yetiştirdiği ve ona gönül veren milyonların da edepli olmasını isterdi.

Kalabalık içkili masada tüm değerlerini satacak insanların “dava, ideoloji, insanlık, erdem, ahlak” gibi kavramlar üzerinden nutuk atmaları yüzsüzlüktür ve tiksinti vericidir.!

Meğer utanmak ne büyük şeref. Ondan mahrum olmaksa ne iğrenç bir zilletmiş.!

Meram Bağları’ndan;
SEVGİ ve MUHABBETLE
🌹🇹🇷🌹

20 Ocak 2026

Taş Medreseli Tarih Öğretmeni:
ALİ KUZENCİK

YAZARLAR