Muharrem Günay SIDDIKOĞLU


Allah'ın Dostuna Dost Düşmanına Düşman Oldunmu? İslam'da Arkadaş Seçimi

Allah'ın Dostuna Dost Düşmanına Düşman Oldunmu? İslam'da Arkadaş Seçimi


Muharrem GÜNAY

Arkadaşın, insan hayatında çok önemli bir yeri vardır. Öyle ki arkadaşı, insanın cennet ya da cehennem ehli olmasına vesile olabilir. Bu bakımdan ahlak sahibi bir Müslüman kiminle arkadaş olduğuna dikkat etmelidir. 

Kur’an’da arkadaş seçimine dikkat çekilir:
“Onlar boş söz işittikleri zaman ondan yüz çevirirler ve bizim işlerimiz bize, sizin işleriniz size. Size selam (barış) olsun. Biz kendini bilmezleri (arkadaş edinmek) istemeyiz, derler.” (Kasas suresi,28/55)

Bir Mü’minin doğru olması yetmez, aynı zamanda doğrularla beraber olması gerekir. Yüce kitabımızda hem doğru olmamız hem de doğrularla bir ve beraber olmamız emredilir:
“Emrolunduğun gibi dosdoğru ol" (Hud suresi: 112) ve “Doğrularla beraber ol.” (Tevbe suresi:119)

İnanan insan arkadaş seçiminde titizlik göstermeli, İslâm ahlakını yaşayan, özü, sözü doğru her hususta kendisine güvenilen ve namaz ehli insanlarla arkadaşlık etmelidir.

Peygamberimiz(sav) “Salih arkadaş yalnızlıktan daha iyidir; yalnızlık da kötü arkadaştan daha iyidir.” (Bihar-ül Envar, c.15, s.51) buyurarak, yalnızlık korkusuyla kötü arkadaş edinmenin yanlışlığına dikkat çeker.

“Ah Keşke iyilerle Beraber Olsaydım”

Kur’an, Allah’tan ve İslam ahlakından yüz çevirip, kötülerle bir olmuş kişilerin ahirette söylediği “Ah keşke!” ifadesiyle, yaşadığı büyük panik ve korkuyu tarif eder. Bu insanlar hayatları süresince kendisini uyaranlara kulak vermemiş, “Batıla ve tutkulara dalıp gidenlerle, birlikte dalıp gitmiş” (Müddessir Suresi, 45), sapkın arkadaşlarına uyarak yoldan çıkmış, dinin direği olan namazı terk etmiştir. Şimdi kendisi gibi dünya hayatında Allah’ın sınırlarını korumayan, kulluk görevlerini yerine getirmeyen, büyüklük taslayan insanlarla beraber Allah’ın huzuruna getirilmiştir.

Allah’ın hoşnutluğunu kazanmanın yolları açık iken, arkadaşlarının etkisinde kalarak kendisine tanınan fırsatı kaçırmış olmanın verdiği pişmanlık gittikçe artar. Öyle ki ellerini ısırır, içini yakan dönüşü olmayan pişmanlık sözlerine yansır:
“O gün, zulmeden, ellerini (hınçla) ısırarak (şöyle) der: “Ah keşke, elçiyle birlikte bir yol edinmiş olsaydım, Vah yazıklar bana, ne olurdu da filanı dost edinmeseydim. Çünkü o, gerçekten bana geldikten sonra beni zikirden (Kur’an’dan) saptırmış oldu. Şeytan da insanı ’yapayalnız ve yardımsız” bırakandır.” (Furkan: 27–28–29) 

Onun ah keşkelerinin artık ona bir faydası olmayacaktır.

“Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları velî (sırdaş, arkadaş, dost ve idareci) edinmeyin. Onlar (ancak) birbirlerinin yâr ve yardakçısı (İslâm’ın da düşmanı) dırlar. Kim onları (ve aynı zihniyette olanları) velî edinirse, o da onlardandır. Şüphesiz Allah (böylece kendilerine ve Müslümanlara) zulmeden toplumu doğru yola eriştirmez.” (Maide:51)

“(Ey Mü’minler!) Sizin gerçek dost ve yardımcınız ancak Allah (c.c.) ve O’nun Rasûlü’dür; bir de (Allah’ın emirlerine) boyun eğerek namazı ikâme eden ve zekât veren mü’minlerdir." (Maide:55)

“Kim Allah’ı, Rasûlü’nü ve mü’minleri velî (ve dost) edinirse, işte Allah taraftarı onlardır; mutlaka galip geleceklerdir.” (Maide:56)

Bu iki âyet-i kerîmede Yüce Allah kendisine inananlara galibiyet vaat ediyor ve üç dost gösteriyor ki bunlar; Allah, Allah’ın Rasûlü ve namazlarını ikâme eden Müminlerdir.

Buhâri’nin rivayet ettiği bir hadis-i kudside Allah Rasulü, Rabbından naklen şöyle buyurmaktadır: “Kim benim bir dostuma düşmanlık ederse ben ona harp ilan ederim. ” (Buharî, Rîkak, 38)

Rivayete göre, Allah Teâlâ Hz, Musa'ya şöyle vahyetmiştir:

- Ey Musa! Benim için hangi ameli yaptın?

- Ya Rabbî! Senin için namaz kıldım, oruç tuttum, zekât verdim.

- Namaz senin için delildir. Oruç senin için koruyucu bir kalkandır. Sadaka senin için gölgedir. Zekât senin için nûrdur. O halde bütün bunlar senindir.

Benim için hangi ameli yaptın?

- Ya Rabbî! Sadece senin için olan bir ameli bana öğret.

- Ya Musa! Acaba benim bir dostuma hiç dost oldun mu? Acaba benim yolumda hiçbir düşmana düşman oldun mu?

Bunun üzerine Hz. Musa bildi ki, amellerin en faziletlisi Allah için sevmek ve Allah için buğz etmektir.

Hz. Ali buyuruyor ki:
“Kimin durumunu kestiremiyorsanız; dinini bilmiyorsanız, onun çevresine bakın. Eğer arkadaşları Allah’ın dinine bağlıysalar, o da Allah’ın dini üzeredir. Şayet arkadaşları Allah’tan başkasının dini üzere iseler, onun Allah’ın dininden nasipsiz olduğunu bilin. Çünkü Rasûlullah (s.a.v) şöyle derdi: “Allah ve âhiret gününe inanan bir kimse kâfiri kardeş, faciri arkadaş edinmesin. Kim kâfiri kardeş ya da faciri arkadaş edinirse, facirdir, kâfirdir.” Hz. Ali (Bihar-ül Envar)

“Kişi Dostunun Dini ile Dindardır.” (Hz. Muhammed)

Ebû Hüreyre"den nakledildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:

“Kişi dostunun dini üzeredir. Bu yüzden her biriniz, kiminle dostluk ettiğine dikkat etsin.” (T2378 Tirmizî, Zühd, 45; D4833 Ebû Dâvûd, Edeb, 16)

İnanan insan arkadaş seçiminde titizlik göstermeli, İslam ahlakını yaşayan insanlarla arkadaşlık etmelidir.

Peygamberimiz(sav) “Salih arkadaş yalnızlıktan daha iyidir; yalnızlık da kötü arkadaştan daha iyidir.” (Bihar-ül Envar, c.15, s.51) buyurarak, yalnızlık korkusuyla arkadaş edinmenin yanlışlığına dikkat çeker.

Arkadaş Arkadaşını Hayra Götüren ve Hayra Vesile Olan İnsandır

Ebû Hüreyre (r a )’den rivâyete göre, Rasûlullah (s a v ) şöyle buyurmuştur:

Kişi dostunun dini üzeredir; bu yüzden kişi kimi dost edineceğine iyi baksın.” (Ebû Dâvûd, Edeb: 16)

”Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim” “Adam ahbabından bellidir”, “Üzüm üzüme baka baka kararır”, “Sarı öküzün yanında duran ya huyundan ya tüyünden” gibi atasözleri, “Kişi dostunun dini üzeredir”Mü’min mü’minin aynasıdır” gibi hadisler ve “Ey iman edenler! Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, o onlardandır.”(Mâide suresi/51)

“Mü’minler, mü’minleri bırakıp inkârcıları dost edinmesin.” (Al-i İmran 28), 

Şüphesiz biz şeytanları, iman etmeyenlerin dostları kılmışızdır.” (Araf 27), 

“Şeytanın hâkimiyeti, sadece onu dost edinenler ve Allah’a ortak koşanlar üzerindedir.” (Nahl 100) gibi ayetler güzel ahlak ve dost seçiminin önemine dikkat çekmektedirler.

Allah’ın kitabından ve Sevgili Peygamberimizin ahlakından uzaklaşmak münafıklık alametlerindendir. Bu konuda Nisa suresinde şöyle buyrulur:
“Onlara: Allah’ın indirdiğine (Kitab’a) ve Resûl’e gelin (onlara başvuralım), denildiği zaman, münafıkların senden iyice uzaklaştıklarını görürsün.” (Nisa: 61)

“Kötü insanlardan birisi de şerrinden dolayı insanların kendisinden sakındığı kimsedir." (Mâlik Muvatta)

Mü’min kıldığı namazların her rekatında çoğul kipiyle Allah Teâlâ’dan şu istekte bulunmaktadır: “(Rabbimiz!) Bize dosdoğru yolu göster. Bizi, kendilerine nimet verdiğin kimselerin yoluna ilet. Gazaba uğrayanların ve sapmışların yoluna değil.” (Fatiha suresi: 6 ve 7) 

İslam âlimleri âyette geçen gazaba uğramışların Peygamber ve insan katili Yahudiler, sapmışların ise Allah’a çocuk isnat eden ve Hz. İsa’yı tanrılaştıran Hristiyanlar olduğu konusunda fikir birliği etmişlerdir.

Yukarıdaki âyette geçen mü’minlerin arkadaşlık kurmayı istediği, kendilerine nimet verilmiş olan şahısların kimlerden oluştuğu Nisâ sûresi, 69. âyette şöyle açıklanmıştır: “Kim Allah’a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar, Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddîklarla, şehidlerle ve sâlih kimselerle birliktedirler. Bunlar ne güzel arkadaştır.” (Nisa suresi:69)

Şuurlu bir Mü’min, her duasında, Cenâb-ı Hakk’tan kendisini hem bu dünyada hem de âhirette “Allah’ın nimet verdiğim dediği nebiler, sıdddıklar, şehitler ve salihlerle” arkadaş yapması bir ve beraber kılması için dua etmelidir.

Bir Müslüman kiminle arkadaş olacağına dikkat etmelidir. Arkadaş seçiminde özellikle Allah dostlarını, güzel ahlak sahibi olanları, namaz ikâme etme çabasında olan insanları yâni; namazı ile hayatı uyumlu olan, namazı hayatına hâkim kılanları seçmelidir. 

İçki, kumar, zina gibi kötü huy ve alışkanlıkları olan, namaz kılmayan ve namaz kıldığı halde kötü işler yapan insanlarla yapılan dostluklar insanı yoldan çıkarabilir.

YAZARLAR