Muhittin GÜMÜŞ / TANRI DAĞLARI'NDAN


ANLAMAYANLARA!

Her ne sebeple olursa olsun aziz milletimizin, istiklâlimizin ve dahi istikbâlimizin sembolü olan nazlı hilâlimizi ayaklar altına alanların hadleri bildirilmiştir.


Türk milletinin ve Türk devletinin gücünü ve kudretini anlamayanlar daima  hüsrana düçar oluyorlar. Onların akıbetleri malum ...  Esasen bundan dolayı da mutluyuz.

Vampir ülkenin yahut s..y..nist zihniyetin aşağılık bir uşağı olma bahtsızlığını yaşayanların hep Türk milletine nankörlük etmelerinin sebebi de daima bilinir. Zayıfken anlaşma yapıp azıcık biti kanlanınca da anlaşmaya uymamak için aslan postuna bürünüp çakal kurnazlığı ile davranmak yalnızca çakalın ömrünü kısaltır. Bir anlasalar iyi olacak ama "Bir musibet bin nasihatten evlâdır" sözüne de layık bir hâl oluyor. Aslında iyi de oluyor .. 

Her ne sebeple olursa olsun aziz milletimizin, istiklâlimizin ve dahi istikbâlimizin sembolü olan nazlı hilâlimizi ayaklar altına alanların hadleri bildirilmiştir. Komşu Suriye'deki son hâdiselerde devletimizin gösterdiği ciddiyetin ve kararlılığın neticesinde neler olduğunu görüyoruz. "Bize ne komşunun iç işlerinden yahu! YPG özgürlük savaşçısı... T.rör örgütü diyemem..."  diyen basiretsiz kafaların ülkemizi yönetmeye talip olmaları akıllara ziyandır.

Tam da Esed'in ülkesinden kaçtığı saatlerde Esed'le anlaşın diyen bir kafanın Baas rejiminin yok olduğu gün  ne kadar da üzüldüklerini unutmadık .  Laiklik kaygısıyla başörtülü kız öğrencileri tehlikeli gören "Biz Arabistan ya da İran olmayacağız...!" diyenler, nedense "Biz Baasçı Suriye  de olmayacağız!" diyemiyorlardı. Neden? Emperyalist güçlerin menfaatleri için çalışanların yönetim şekli adı konmamış tek parti kafasıyla  evrensel insanî değerlere bağlı demokratik, sosyal adalete dayalı bir hukuk devleti olmayı hiç istemedi.

"Sakın yol yapmayın. Yoksa bu şehirler köy olur! Okullarda yer kalmaz. Sizi köylüler yönetmeye başlar" diyenler Baasçı zihniyetin Türkiye temsilcisi olduklarının bir göstergesi idi. Artık sökmüyor bu  politikalar. Eskidi bunlar eskidi!
Suriye'ye huzur gelirse Türkiye de huzur bulur. Hangi komşu ülkede problem olursa sıkıntısı Türkiye'ye yansıyor. Bu sorunlar çözülünce üzülenlere dikkat ediniz. 

Türkmen yurdu Bayır Bucak'taki ve bütün ülkedeki Türkmen kardeşlerimizin rolünü kimse yok sayamaz. Geçmişte ancak 10 yılın sonunda bir ayakkabı tamir dükkanı açmaya izin veren baasçının Türkmen kardeşimize âdeta lütûfta bulunmuş gibi söz etmesi ne kadar fena değil mi?

Şimdi 3,5 milyon Türkmen kardeşimizin layık olduğu hayat seviyesine ulaşmasına inancımız tamdır. 

Bu süreçte 1992'de başlayan Büyük Öğrenci Projesi kapsamında Bayır Bucak'tan gelip Türkiye'de okuyan gençler kahramanca mücadele ettiler. Tarih bunu yazmalı…

Türkmen aileler iç savaş döneminde Türkiye'ye göçünce onlara da Suriyeli Arap muamelesi yapanları da tarih yazacak. Normalleşme hâlinde yeniden imar edilecek Suriye'de Türkçe konuşan en az 10 milyon insan olacaktır. Bunun anlamı büyüktür, asla unutmayınız. 
Komşudaki yangının sönmesi bizi de tedirginlikten korur ancak bir farkla...  O yangını kendimiz söndürdüğümüz için tedbiri elden bırakmadan güçlü kalmak zorundayız. 

Suriye'de ya da başka bir yerde devlet kurma hayallerini ebediyen tarihe gömmek üzere Türkiye Cumhuriyeti ve bütün Türk dünyası olarak güçlü ve muktedir olmamız elzemdir. 

Türk'ün başarısından dolayı üzüntü duyan her kim varsa diyeceğiz ki, "Üzülmeye devam ediniz! Sizi üzmeye devam edeceğiz.! Kahrolun!" 

Muhittin Gümüş 
21.10.2026

YAZARLAR