İlhami ERDOĞAN / Ozan İlo


AŞK OLSUN!..

Her gelmenin olduğu gibi, her gitmenin de bir sebebi var!


Her gelmenin olduğu gibi, her gitmenin de bir sebebi var!

Yûnus neden Tapduk'un (K.S.) kapısına gönderildi? Tapduk (K.S.) neden bir sırla dâvet edildi?
İkisinin de düğümü bir noktada mı ki?

Tapduk (K.S.); “Mânâ âlemin de, böyle bir ER'in varlığını müşâhede etmedim” deyip, Hünkâr Hacı Bekdâş-ı Velî'nin (K.S.) dâvetine icâbet etmedi. Ancak, o âlemde gördüğü bir sırlı nişânın kendisine bildirilmesi ve müteâkiben de o nişânı gösterilmesiyle gördü, bildi, inandı ve; "EyvAllah Tapduk!" dedi de, o halkada şûle olmaya devam etti! Yûnus'u da oraya gönderende idi, onun sırrı mânâsı!..

Yûnus da evvela almadı, sonra neden mahrum olduğunu anlayıp, sonradan gelip teslim olduğu için oraya havale olundu ve orada Yûnus, Bizim Yûnus, Derviş Yûnus, Miskin Yûnus,
Türkmen Kocası Yûnus oldu... Hem dâhi EMRE'liğini buldu!..

Yûnus'u sadece Tapduk'un (K.S.) kapısına kırk yıl düz odun taşıdı, bir dal olsun eğri odun getirmedi sanmayasınız! Ne eğri odun getirdi, ne eğri kâdem bastı o kapıya! Yûnus(K.S.)
öyle od'larda yandı, öyle çileler çekti, öyle derd-ü belâlarla sınandı ki; yazanlara hikâye, okuyanlara masaldır hayatı!..

Yûnus (K.S.) bu hâli;

"Dervişlik olsaydı, sarıkla, hırka,
Biz dâhi alırdık, Otuza, kırka!"

Diyerek pek veciz bir şekilde bu zorlu yolu ifâde buyurmuş!..

"Dervişlik dedikleri
Hırka ile Taç değil
Gönlün derviş eyleyen
Hırkaya muhtaç değil

Hırkanın ne suçu var
Sen yolunca varmazsan
Var yolun doğru yürü
ER yolu kalmaç değil."

Tıpkı Hünkâr Hacı Bekdâş-ı Velî (K.S.) Hazretlerinin buyurduğu üzere;

"Kerâmet hırka da, taç da değildir
Hararet fırın da, sac da değildir
Her ne arar isen kendin de ara
Kudüs de, Mekke de, Hac da değildir!"

Yâni, bilmek için, bilinmek gerekiyor! Bilinmenin yolu da çalışmak, say-u gayrette bulunmak, çile, riyazet, zikir ve fikir gerektiriyor! Yûnus da bu zorlu yolda, her türlü meşâkkate katlandı, sâbır ve şükürle belâları avladı! "Dolmak için, boşalmak gerek!"
gereğince Yûnus boşaldıkça doldu.. doldukça boşaldı, tekrar tekrar öyle doldu ki; Şu Âlem kova oldu da, o yine ona sığmadı!..

Aşktı o tepeden tırnağa, âşıktı insan olmaya..Ölüp sonra can bulmaya ve ebediyen daima gönüllerde diri kalmaya!

Sonra dedi ki;

"Ölürse tenler ölür
Canlar ölesi değil!"

"Yûnus öldü diye, selâ verenler
Ölen hayvandürür, âşıklar ölmez!"

Allahû Ekber...
Elhamdülillâh...

Aşk, kuru kuruya dâvâ gütmek değil, samîmiyet, hulusi kalple teslimiyetten gelir.

Muhabbet ve sadâkâtin semeresi, mükâfaatı aşkdır... Aşk da Allah'a(c.c.)dır. Ondan sonrasını O(c.c.) alır, O(c.c.) verir! Madem öyle;
AŞK OLSUN…

İlhami ERDOĞAN
 (Ozan İlo)

YAZARLAR