Yıldıray ÇİÇEK / TÜRKGÜN'DEN


Atatürk meselesi artık kabak tadı verdi

Ekrem İmamoğlu’nun bu ve benzeri hangi davranışı Atatürk’ün izinden bir parça yansıtıyor?


Sosyal medyada Ekrem İmamoğlu ile ilgili art arda yapılmış iki paylaşıma denk geldim.

İlk haberde, İmamoğlu’nun cezaevi günlerine dair bir video yer alıyordu. Videoda konuşan İmamoğlu, Mustafa Kemal Atatürk’ün Nutuk adlı eserini cezaevinde üçüncü kez bitirdiğini ve bu kez yoğun şekilde notlar aldığını dile getiriyordu.

Diğer haberde ise, Ekrem İmamoğlu odaklı çıkar amaçlı suç örgütü dosyasında etkin pişmanlıktan yararlanarak itirafçı olan Servet Yıldırım’ın şu ifadelerine yer veriliyordu:
“Yetimlerin ve kamunun parasını Ekrem’e bizzat ben götürdüm.”
“Ekrem’in babasına, amcasına, amcasının oğluna tüyü bitmemiş yetimlerin parasını götürdüm.”
“Tüyü bitmemiş yetimlerin paralarının resimlerini çektim, videolarını çektim. Vicdanıma yenildim, gözyaşları içinde perişan oldum; dayanamadım, itirafçı oldum.”
“Ben Ekrem Bey’e hırsız diyebilirim. Çünkü halkın parasını, kamunun parasını babasına ben götürüp verdim.”

Bu iki haberi yan yana değerlendirince aklıma doğrudan Uğur Mumcu’nun şu sözü geldi:
“Bu ülkede banka soyarken kar maskesi, ülke soyarken Atatürk maskesi takılır.”

Ekrem İmamoğlu’nu, 2019’da İBB adayı olarak ortaya çıktığı güne kadar tanımaz, bilmezdim. Beylikdüzü Belediye Başkanlığı yaptığını da bu vesileyle öğrenmiştim. Beylikdüzü Belediye Başkanlığı dönemi de birçok şaibe ve olaya gebe bir dönem olarak anılıyor… İntiharlar, rüşvetler, yolsuzluklar, şehidimiz Ömer Halisdemir’in ismine yönelik saygısızlık iddiaları… O döneme ait birçok başlık var.

İBB Başkanı seçildiği günden bu yana tüm eylem ve söylemlerini çok dikkatli bir şekilde takip ettim. Buna rağmen, Atatürk’e layık olacak nitelikte tek bir davranışını görmek mümkün olmadı.

Cezaevinde aklınca Atatürk’ün izinden giden Ekrem İmamoğlu algısı oluşturulurken, Atatürk istismarını da ısrarla sürdürmektedir. İBB Başkanı iken de bu istismarın sık sık yapıldığı görülüyordu.

Bazı yandaşlarının onu “Bugünün Atatürk’ü” gibi pazarlamasıyla Ekrem İmamoğlu’nun da bu havaya girdiği ve aynı söylem hattından ilerlediği açıktır. Nitekim yargılandığı yolsuzluk ve rüşvet dosyası kapsamında çıktığı mahkemede, “Bana bakan, Mustafa Kemal’i görür.” diyebilmişti. Ona bakıp Mustafa Kemal Atatürk’ü görebilen akıl sahibi var mıdır?

İBB Başkan adayı iken ve sonrasında, terör örgütü PKK’nın siyasi uzantılarıyla siyasi menfaat ve çıkar amacıyla kurduğu gevşek ilişkiler…

(Nutuk okuyorsa, orada Atatürk’ün şu sözünü de görmüştür: Benim buradan çıkardığım sonuç; bugün olduğu gibi, dün de menfaat kimileri için vatandan da önce gelen bir meseleymiş.)

İBB Başkanı iken HDP’ye sahip çıkmak için Türkiye’nin yargı ve hukuk düzenini Batı’ya gidip şikâyet ederek, kendisi tutuklandıktan sonra yine aynı yönteme başvurarak Atatürk’ün bağımsızlık çizgisine leke süren davranışlar… (Nutuk okuyorsa, orada Atatürk’ün şu sözünü de görmüştür: “Adalet dilenmekle ve başkalarına kendini acındırmakla ulus işleri, devlet işleri görülemez; ulusun ve devletin onuru ve bağımsızlığı güven altına alınamaz.”)

Türk devletinin terör örgütü PKK’ya karşı gerçekleştirdiği Barış Pınarı Harekâtı’na destek veriyormuş gibi yapıp, “Askerlerimizin yanındayım ama kafam rahat değil”, “Belirsizlikler var. Toplumumuz tam olarak aydınlanmış değil.” gibi muğlak ifadeler kullanan yaklaşımlar… (Nutuk okuyorsa, Atatürk’ün şu sözünü de görmüştür: “Savunma çizgisi yoktur, savunma alanı vardır. O alan bütün yurttur. Yurdun her karış toprağı yurttaşın kanıyla ıslanmadıkça düşmana bırakılamaz.”)

Ekrem İmamoğlu’nun bu ve benzeri hangi davranışı Atatürk’ün izinden bir parça yansıtıyor?

Bakın, ilk okuduğunda Nutuk’taki millî ruhu anlamamış; şimdi üçüncü kez okuduğunu söylüyor. Ekrem İmamoğlu, Nutuk’u bin kere de okusa kendisine sağlayacağı zihin ve karakter artısı olmayacaktır.

Ekrem İmamoğlu için ihtiyaç Nutuk okumak değil; eğer İstanbul halkının parasını yolsuzluk veya rüşvetle iç ettiyse, ona lazım olan güçlü bir hukuki savunmadır. Onun ihtiyaç duyduğu şey, haramı helalden ayıracak bir ahlak şuuru olmalıdır.

Ekrem İmamoğlu, Nutuk istismarlarını bir kenara bıraksın; Atatürkçüleri etkilemek için tribünlere oynamayı bıraksın. Eğer onda zerre kadar Atatürk sevgisi ve O’nun izinden gitme anlayışı olsaydı, İBB Başkanı olduğunda Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözünü rehber edinirdi:

“Hiçbir şeye ihtiyacımız yok, yalnız bir şeye ihtiyacımız vardır; çalışkan olmak!”

İstanbul sel altındayken, Bodrum’da tatil pozları vermesine gelen tepkilere “Bana tatil yakışıyor.” diyen birinden hayır gelmeyeceğini herkesin anlaması gerekiyordu.

İBB Başkanı olduğundan beri siyasi hırsları uğruna İstanbul halkını kaderine terk eden ve hizmet yerine tembellik sergileyen Ekrem İmamoğlu, İstanbul halkı açısından boşa harcanmış bir macera olarak tarihe geçmiştir. Yargılandığı davalar da bu tabloyu daha acı bir hâle getirmiştir.

Velhasıl, Ekrem İmamoğlu Atatürk istismarını bir kenara bıraksın da içine düştüğü yolsuzluk ve rüşvet hengâmesinden nasıl çıkacağını düşünsün… Yarın seçim telaşı başladığında ve CHP içindeki kavganın harareti ortaya çıktığında bir daha yüzüne bile bakan olmayacaktır. 

Ekrem İmamoğlu’nun seçildiği gün İstanbul halkı kaybetmişti. Aslında sonuç ortada; o gün kendisini de bitiren gün başlamıştı. Kişisel menfaatleri, ihtirasları ve hırsları uğruna geldiği noktaya bakan herkes bunu anlar…

YAZARLAR