Bilgi toplumu, sadece teknoloji satın almakla kurulmaz. Okuryazarlık, sayısal akıl yürütme ve dijital problem çözme, bir ülkenin yeni “altyapısıdır”.
Kısa bir köprü
İlk yazıda eğitim niteliğini; ikinci yazıda gençlerin beklenti–gerçeklik gerilimini konuştuk. Şimdi üçüncü adımdayız: Bu iki başlığın arkasındaki büyük hedef. Türkiye, bilgi toplumu olma iddiasını nasıl gerçek bir kapasiteye dönüştürür?
On İkinci Kalkınma Planı’nın vizyonunda “ileri teknolojiye dayalı yüksek katma değer” vurgusu, bilgi toplumunun ekonomik gerekçesini açıklar.
Ama bilgi toplumu, sadece ekonomi değildir; eğitim, kültür ve kurum meselesidir.Bilgi toplumu için 3 temel şart.
1) Temel becerilerin “evrensel taban” haline gelmesi
Bilgi toplumunun ilk şartı, toplumun büyük çoğunluğunun temel okuryazarlık ve sayısal akıl yürütmede güçlü olmasıdır. OECD’nin “PIAAC/Adult Skills” verileri, Türkiye’de yetişkin becerilerinde ciddi bir “taban” ihtiyacına işaret ediyor: düşük düzeyde okuryazarlık ve sayısal beceri oranlarının yüksekliği ve teknoloji yoğun ortamlarda problem çözmenin sınırlı oluşu gibi göstergeler, bilgi toplumunun “yetişkin boyutunu” da konuşmamız gerektiğini gösteriyor.
Bu, şu anlama gelir: Bilgi toplumu yalnız çocuklarla kurulmaz; yetişkinlerle de güçlendirilir.
2) Dijital beceri + düşünme disiplini (eleştirel akıl, doğrulama, problem çözme)
Dijitalleşme, bilgiye erişimi kolaylaştırdı; ama doğru bilgiye erişimi otomatik hale getirmedi. Bilgi toplumu; doğrulama kültürü, eleştirel düşünme ve problem çözme disiplinini eğitimde sistematik biçimde üretmek zorunda.
Bu noktada, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin “beceri” vurgusu önemli bir yönelim sunuyor.
Ancak kritik soru şu: Bu beceriler sınıfta nasıl ölçülecek, öğretmen nasıl desteklenecek ve okul iklimi bunu nasıl taşıyacak?
3) Kurumsal ekosistem: Üniversite–sanayi–kamu–sivil toplum iş birliği
Bilgi toplumu, bireyin becerisi kadar kurumların birlikte çalışma kapasitesidir. Üniversite yalnız diploma veren yer değil; araştırma, yenilik ve toplumsal çözüm üreten merkez olmak zorunda. Sanayi, sadece üretim değil; Ar-Ge ve tasarım kültürüyle büyümek zorunda. Kamu, sadece düzenleyen değil; veriye dayalı yöneten olmak zorunda.
Bu bağlamda, yapay zekâ gibi alanlar “gelecek” değil, bugünün rekabeti. Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi’ne ilişkin resmî çerçeve ve ilgili eylem planı dokümanları, Türkiye’nin bu alanda kapasite geliştirme hedeflerini ortaya koyuyor.
Bilgi toplumunun “sessiz şartı”: SÜREKLİLİK
Bilgi toplumu, proje mantığıyla kurulmaz. Bir yıl açılıp bir yıl kapanan kampanyalarla olmaz. Süreklilik ister:
· Müfredatta istikrar + bilimsel güncelleme
· Öğretmen gelişiminde süreklilik
· Okul altyapısında eşitsizliği azaltan yatırım sürekliliği
· Yetişkin öğrenmesinde yaygın ve erişilebilir mekanizmalar
GENÇLERLE BAĞLANTI: Bilgi toplumu, gençleri sistemin içinde tutabilmektir
Bir ülke bilgi toplumu oluyorsa, gençlerini “NEET riskinden” koruyabilmesi gerekir. “OECD Education GPS” verilerinin işaret ettiği yüksek “NEET” oranı, “bilgi toplumu” hedefi ile “toplumsal katılım” hedefinin birlikte yönetilmesi gerektiğini hatırlatıyor.
Çünkü sistem dışına düşen genç, yalnız bir istatistik değil; kaybedilen üretkenlik ve zayıflayan toplumsal bağ demektir.
SONUÇ: Bilgi toplumu, bir ülkenin yeni vatandaşlık sözleşmesidir
Bilgi toplumu; bireyin öğrenme hakkı, kurumların iş birliği kültürü ve devletin süreklilik kapasitesiyle kurulur. Teknoloji bu işin aracı; asıl mesele insanın becerisi ve toplumun birlikte öğrenebilme kabiliyetidir.
Gelecek hafta, bu çerçeveyi toplumsal zemine taşıyacağız: Toplumsal Yapı ve Değerler. Birlikte yaşama kültürü, kutuplaşma ve dil sorunu, ortak değerler mümkün mü soruları üzerinden; “insan kaynağı”nın sadece beceri değil, aynı zamanda toplumsal uyum meselesi olduğunu konuşacağız.
Cuma Notu
Bugün aynı zamanda Cuma. Düşünmenin, durup muhasebe yapmanın; kalabalıklar içinde biraz sükûnet aramanın günü. Bu vesileyle, tüm kıymetli okuyucularımızın Cuma’sını gönülden tebrik ediyorum. Duaların, niyetlerin ve iyi temennilerin; ortak akla, adalete ve toplumsal huzura katkı sunduğu bir gün olmasını diliyorum. Akıl penceremiz açık, vicdanımız diri kalsın.
Dr. Oğuz Poyrazoğlu
Milli Ses – Akıl Penceremden – Köşe Yazarı
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi
E-posta: opoyrazoglu@gazi.edu.tr
#bilgitoplumu #yetişkinbecerileri #PIAAC #OECDEducationGPSTürkiye, #dijitalbeceriler #UlusalYapayZekâStratejisi2021-2025 #eğitimdenitelik #kurumsalkapasite #yaşamboyuöğrenme
