Yıldıray ÇİÇEK / TÜRKGÜN'DEN


Canlı yayınlarda propaganda tuzağına düşmek

Türk televizyon kanallarını dolaşarak Venezuela konusunda adeta “Amerika’nın Sesi” gibi davranan Muharrem Hayta’nın açıklamalarının ardından kamuoyu bu kişi hakkında bilgi edinmek için harekete geçti.


Hhhh

 

HANIMEFEND

Televizyon programlarında canlı yayınlara, tanınmayan kişileri telefonla konuk almak kadar tehlikeli bir yöntem yoktur. Günümüzde eskisi kadar sık yaşanmasa da geçmişte bu yolla pek çok skandal ortaya çıkmıştır. Canlı yayında edilen küfürler, küfürlü kelime oyunları ve asılsız ithamlar uzun süre kamuoyunun gündeminde kalmıştır. Günümüzde bazı gündüz kuşağı programlarında zaman zaman benzer riskler yaşansa da, “sesi önceden ölçen teknoloji” sayesinde bu tür durumlar genellikle biplenerek engellenmektedir.

Geçtiğimiz yıllarda Didem Arslan Yılmaz’ın sunduğu Türkiye’nin Gündemi programında, Gaziantep’teki terör saldırısını yorumlatmak üzere güvenlik uzmanı Mete Yarar telefonda canlı yayına bağlanmak istenmişti. Ancak reji yanlış numarayı çevirmiş ve konuyla tamamen alakasız bir vatandaşa ulaşmıştı.

Sunucu, son derece ciddi bir ifadeyle sorularını yöneltmeye başlamıştı:
“Sayın Yarar, bu terör saldırısına baktığınızda, hedefine baktığınızda neler söylersiniz? Size hangi bilgiler ulaşıyor?”

Telefondaki kişi ise büyük bir şaşkınlıkla şu yanıtı vermişti:
“Ben sizi çözemedim. Siz dolandırıcı mısınız?”

Sunucu panikleyerek “Galiba yanlış bağlantı oldu” demiş ve hattı kapatmıştı.
Bu olay bariz bir iletişim hatası ve yayın kazasıydı. Buna benzer pek çok canlı yayın skandalı yaşandı.

Ancak geçtiğimiz günlerde yaşanan başka bir canlı yayın vakası, önceki örneklerden çok daha tehlikeli bir boyut taşımaktaydı. Konuk edilen kişi, adeta “Amerika’nın Sesi” gibi konuşmaya başlayınca apar topar yayından alındı.

ABD’nin Venezuela’daki uluslararası hukuksuzluğunu ve saldırgan politikalarını savunan Muharrem Hayta isimli kişi; A Haber’den CNN Türk’e, TV24’ten Akit’e ve Halk TV’ye kadar pek çok kanalda konuk edildi. Venezuela’daki gelişmeleri aktarmak gerekçesiyle ekranlarını bu kişiye açan televizyon kanallarına şu soruyu sormak gerekiyor:
Bu ismi kanallara kim referans etti, ekranlara kim taşıdı?

Ben şahsen bu kişinin CNN Türk’teki canlı yayın konuşmasına denk geldim. Trump’ın bir basın sözcüsü bile ABD lehine ancak bu kadar savunmacı, bu kadar hukuksuzluğu meşrulaştıran bir dil kullanabilirdi.

Türk televizyon kanallarını dolaşarak Venezuela konusunda adeta “Amerika’nın Sesi” gibi davranan Muharrem Hayta’nın açıklamalarının ardından kamuoyu bu kişi hakkında bilgi edinmek için harekete geçti. Ortaya çıkan bilgilere göre; kendisi geçmişte polisken açılan bir sınavla Venezuela’ya güvenlik ataşesi olarak gönderilmiş, kazandığı parayı Türkiye’ye getiremeyince görevini bırakıp orada kalmayı tercih etmiştir. Daha da dikkat çekici olan ise, FETÖ’nün emniyet teşkilatı içinde en güçlü olduğu dönemlerde “misyon koruma” gerekçesiyle yurt dışına gitmiş olması ve sonrasında meslekten istifa ederek bulunduğu ülkede dönerci dükkânı açmasıdır.

Oda TV de, bu olayı “Venezuela’da ABD darbesi: FETÖ aparatı Türk TV’lerini nasıl kandırdı” başlığıyla haberleştirmiş ve haberinin bir bölümünde de şunu paylaşmıştır:

“Tüm kanalları gezen Muharrem Hayta ismi de birden ekranlarda belirince kim olduğu merak edilir hale geldi.

Keza Ekşisözlük’te de Hayta’nın ismi ile ilgili dikkat çekici iki yorum yapıldı.

“kedisini arayan sahip” rumuzlu Ekşisözlük kullanıcısı, Muharrem Hayta ile ilgili “Epeydir takip ettiğim biri. Kendisi gizlemeye çalışsa da fazla Amerikancı bir yapısı var. Ayrıca ilginçtir; kendisi tam da Fethullahçı örgütün emniyetteki en güçlü dönemlerinde misyon korumaya yurt dışına gitmiş ve sonrasında meslekten istifa edip oralarda kalmıştır. Bana pek sağlam ayakkabı gibi gelmiyor. Fethullahçıların kokusunu video üzerinden dahi olsa alabildiğimi düşünüyorum” ifadelerini kullandı.”

Bu şahsın FETÖ bağlantısı olup olmadığına dair resmî bir açıklama bulunmamaktadır. Ancak ABD’nin Venezuela konusundaki saldırganlığı karşısında FETÖ çevrelerinde adeta bir bayram havası oluştuğu açıktır. Muharrem Hayta’nın katıldığı canlı yayınlarda da bu havanın hissedildiği muhakkaktır.

Yıllarca dönercilik yaparak ekmeğini yediği Venezuela’ya ABD açık bir şekilde saldırmakta, Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu eşiyle birlikte New York’a kaçırmaktadır. Buna rağmen bu kişi, canlı yayınlarda “İnsanlarda korkudan çok heyecan var. Büyük ihtimalle yarından itibaren insanlar sokaklara çıkacak ve bunu kutlamaya başlayacaklar” sözleriyle bu açık uluslararası hukuksuzluğu meşrulaştırmaya çalışmakta ve ekmek yediği bir ülkeye ihanet etmektedir. Böyle bir nankörlük olur mu?

Bu kişinin FETÖ bağlantısı olmasa bile sergilediği tutum, kullandığı dil ve savunduğu söylem, FETÖ zihniyetini çağrıştırmaktadır.

Nitekim CNN Türk’teki yayında kıymetli gazeteci Gaffar Yakınca’nın “Siz Venezuela’da ne iş yapıyorsunuz?” sorusunu yöneltmek zorunda kalması da bu kuşkunun canlı yayına yansımasıdır. Bu sorgulayıcı soru üzerine program moderatörü, “propaganda tuzağının” farkına varmış ve Muharrem Hayta’yı apar topar yayından almak zorunda kalmıştır.

Sonrasında çıkan haberlerden de görüldüğü üzere, diğer kanallarda katıldığı programlarda da benzer Amerikancı söylemleri konuklar tarafından tepkiyle karşılanmıştır.

Umarım bu “propaganda tuzağına” düşen televizyon kanalları gereken dersi almıştır. Artık her önüne çıkanı, yeterli araştırma yapmadan canlı yayına çıkarmamaları gerektiğini acı bir tecrübeyle öğrenmişlerdir.
Bu noktada şu soruyu tekrar tekrar sormakta fayda vardır:
Venezuela’da yaşayan ve kamuoyunda FETÖ şüphesiyle anılmaya başlanan bu Amerikancı ismi televizyon kanallarına kim referans etti, ekranlara kim taşıdı?
Bu sorunun cevabı, belki de medyada yeni bir temizliğin başlamasına vesile olacaktır.

YAZARLAR