Burak ÖZCAN / GENÇLİK


Çöken düzen...

Tüm bu hamleler, Batı dünyasında yeni yön arayışlarının hız kazandığını açıkça gösteriyor



 

Türkçe Düşün

Gündem

Siyaset

Spor

Dünya

Ekonomi

Resmî İlanlar

Başyazı

Yazarlaünya yeniden şekilleniyor.

Bu sürece de “yeni dünya düzeni” adı veriliyor.

Ancak özellikle Trump’ın sergilediği tavırlar, bu yeni dönemin kimseye bir gül bahçesi vaat etmediğini gösteriyor.

Zira küresel emperyalizm uzun zamandır ne hukuk tanıyor ne de hakkı gözetiyor. 

Haliyle herkesin, kendileri açısından oluşması muhtemel riskleri en aza indirme arayışına girmesi şaşırtmıyor.

***

Gelinen noktada Türkiye’nin uzun yıllardır dile getirdiği “uluslararası sistemin işlemediği” gerçeği, artık Batılı liderler tarafından da yüksek sesle dile getiriliyor.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen “yeni bir Avrupa bağımsızlığı” çağrısında bulunuyor.

Daha adil bir düzene ihtiyaç duyulduğu yönündeki söylemleri, Kanada Başbakanı Mark Carney’nin “orta güçler kendi yolunu çizmek zorunda” vurgusu besliyor.

***

Üstelik Avrupa Birliği bu söylemi artık sözle sınırlamıyor, attığı somut adımlarla da ABD’ye göbekten bağlı bir yapı olmaktan uzaklaşma iradesini ortaya koyuyor.

Yaklaşık 20 yıldır süren müzakereler bir anda karara bağlanıp Hindistan ile serbest ticaret anlaşması imzalanıyor.

Bu imzanın mürekkebi kurumadan İngiltere Başbakanı Keir Starmer, iş insanlarıyla birlikte Çin’e çıkarma yapıyor.

Tüm bu hamleler, Batı dünyasında yeni yön arayışlarının hız kazandığını açıkça gösteriyor.

***  

Ne var ki iş güvenlik ve savunma boyutuna geldiğinde tablo değişiyor.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, “Birileri Avrupa'nın ABD'siz kendini savunabileceğini düşünüyorsa, hayal kurmaya devam etsin. Yapamazsınız. Tek başınıza ilerlemek istiyorsanız, özgürlüğümüzün nihai güvencesi olan ABD'nin nükleer şemsiyesini de kaybedersiniz” sözleriyle bu arayışlara adeta ayar veriyor.

Bu yaklaşım, ABD’nin askeri, ekonomik ve siyasi liderliğinde şekillenen düzenin taşıyıcı kolonlarının gözle görünür biçimde çatırdadıkları gerçeğini kabullenmek istemediklerini ortaya koyuyor.

***

Birleşmiş Milletler isimli kurumun işlevsizliği, takılan insan hakları maskesini çoktan düşürmedi mi?

Kandan beslenenlerin dünya barışı makyajı dökülmedi mi?

Uluslararası hukukun, güçlünün çıkarları karşısında müsvedde bir kağıttan ibaret olduğu defalarca kanıtlanmadı mı?

O halde “yeni dünya düzeni” olarak sunulan tablonun, eski adaletsizliklerin farklı bir ambalajla yeniden sahneye sürülmesinden başka bir anlam taşıyıp taşımadığı, artık ciddi biçimde sorgulanmayı hak etmiyor mu?

YAZARLAR