Şakir DENİZ


DAVASINDA DİK DURMAK.!!!

Dava; rahat günde söz söylemek değil, zor günde dimdik durabilmektir. Davası olanı yel yıkamaz, zorluk yolundan döndüremez.


Dava; rahat günde söz söylemek değil, zor günde dimdik durabilmektir. Davası olanı yel yıkamaz, zorluk yolundan döndüremez.

Sonbahar kendini iyice hissettirmeye başlamıştı. Rüzgâr kuru esiyor, toprak kokusu havaya karışıyordu. Köyün yukarısındaki tepeye doğru yürürken içimde bir ağırlık vardı. Bu sefer mesele hayatın zorluğu değildi. Mesele, insanın inandığı yolda yürüyebilmesiydi.

Tepenin başındaki dut ağacının altında köyün yaşlı bilgesi yine her zamanki yerinde oturuyordu. Az konuşur, çok düşündürürdü. Onun yanında boş söz edilmezdi. Söylediği söz ya nasihatti ya da insanın içine işleyen bir dersti.

Beni görünce başını kaldırdı. Uzun uzun yüzüme baktı.

“Elin boş değil Şakir… Bu sefer yükün gönlünde” dedi.

Yanına oturdum. İçimde ne varsa anlattım. İnsan bazen inandığı yol için yalnız kalabiliyor. Bazen doğru bildiği yolda yürürken karşısına engeller çıkıyor. Bazen de susmanın daha kolay olduğunu düşünüyor.

Sözümü bitirdim. Bir süre sustu.

Sonra bastonunu yere vurdu.

“İyi dinle Şakir” dedi.
“Dava dediğin, kolay günde sahip çıkılan şey değildir.”

Rüzgâr sert esti. Yapraklar savruldu.

Devam etti:

“Şakir… İnsan kalabalıktayken konuşmak kolaydır. Asıl mesele yalnız kaldığında ne yaptığındır. Dava, kalabalık işi değildir. Yürek işidir.”

Sonra biraz öne eğildi. Sesi daha tok çıktı:

“Şakir… Dava adamı olmak rahatlık işi değildir. Bazen sabır ister, bazen çile ister.”

Bastonuyla toprağı çizdi.

“Şakir… Dava adamı dediğin, zindanı Taşmedrese yapmayı bilendir. Davası olanı yel yıkmaz, zorluk bozmaz.”

Sustum. Çünkü söz ağırdı. Ama doğru söz, insanın içine oturur.

Devam etti:

“Şakir… Davanda dik durmak demek;
Bağırmak değildir.
Kırmak değildir.
Haksızlığa ortak olmamaktır.
Menfaat için yol değiştirmemektir.”

Sonra eliyle göğsümü işaret etti.

“Dava önce burada olur Şakir. Gönlünde yoksa, dilinde olsa ne olur?”

Sonra eliyle yolu gösterdi.

“Bak Şakir… Yol iki tanedir.
Biri sürünerek gidilen yol.
Biri dimdik yürüyen yol.
Sürünmek kolaydır.
Dimdik yürümek yürek ister.”

Güneş yavaş yavaş batmaya yaklaştı. Kalkacak gibi oldu, sonra son sözlerini söylemeden önce sustu. Gözleri uzaklara daldı.

O an ben de içimden, bu yolda bedel ödeyenleri düşündüm…
Şehit olanları…
Gazi olanları…
Davası uğruna ömrünü verenleri…

Ve yüreğimden şu dizeler döküldü:

Sessiz dualarla anılır toprağa düşen can,
Bir bayrak gölgesinde birleşir hatıralar her an,
Davası için yürüyen unutulmaz hiçbir zaman,
Şehit, gazi emaneti taşır bu aziz vatan.

Ayağa kalkarken bilge son kez bana baktı ve dedi ki:

“Şakir… Davası için yaşayan unutulmaz.
Davası için dimdik duran, milletin yüreğinde yaşar.”

O gün tepeden inerken içimde bir şey değişmişti.

Anladım ki;
Dava sadece söz değildir.
Dava, insanın yürüdüğü yoldur.
Dava, insanın vazgeçmediği duruştur.

Çünkü insanı ayakta tutan;
Malı değildir.
Gücü değildir.
Makamı değildir.

İnsanı ayakta tutan şey;
Onurudur.
Sözüdür.
Ve başını dik tutabilmesidir.
Varolsun Ülkücü Hareket .
Şakir Deniz

YAZARLAR