Kim neye değer verir?
Mala, mülke, paraya, eşyaya...
Makama, mevkiye, mansıba, koltuğa, koltukluya...
Maddiyata, alın teriyle kazanılmayıp havadan gelen şeylere değer verenler de az değildir bu dünyada. Kısaca yazık!
Türk milleti, Türkçe, Türk yurdu, tarihî ve medeniyet tarihimizdeki şahsiyetler ve eserleri de değerlidir.
Töre, kut, irfan bizimdir diyenler kimlerdir?
Allah, İslâm ve Kur'an, Resul-i Ekrem Hz. Muhammed (SAV) ile inanç dünyamızı oluşturan varlıklar...
Erdem, sevgi, saygı, edep, ahlâk insanlık âleminin değerlerine kim sahiptir ve sahip çıkar.
Kitap en büyük değerdir...
Lafı uzatmadan asıl konumuza girelim şimdi... Sabırla okumanızı tavsiye ederim...

DEĞERLERİMİZ VE TÜRKÇE
Değer dendiği zaman çok anlamlı bir kelime olduğunu görürüz. Bu bakımdan değer çok değerli yani kıymetli bir kavramdır. Değer, bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık; fehamet, kadir, kıymet; Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı; kıymet, paha. Üstün nitelik, meziyet; kıymet. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse: Bir milletin sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü; uğrunda belli bir bedel ödenecek veya belli bir zahmet göze alınacak nicelik veya nitelikte olan anlamındadır. Felsefedeki anlamı ise kişinin isteyen, ihtiyaç duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey anlamındayken matematikte bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı anlamındadır.
Değer, bir milletin sahip olduğu medenî, iktisadî, ilmî sahadaki maddi ve manevi ögelerin bütününü ifade eder. Değerler, maddi ve manevi olarak iki türlüdür. Maddi değerler, bir toplumun medenî/kültürel, tarihî ve ilmî ürünlerini içerir. Tarihi binalar, giysiler, araç-gereçler bu tür değerlere örnektir.
Manevi değerler bir toplumun gelenek, örf, adet ve inançları; duygu, düşünce ve davranışlarının tanımlanmış halleridir. Hem maddi hem de manevi değerler sayılanlar da vardır: Tarihî camiler mimari eser olarak maddi, dinî bir yapı olarak manevi değer niteliğindedir.
Değerleri ahlaki, dinî, sınaî (sanatsal) değerler olarak da ifade edebiliriz. Değerler ahlaki açıdan iyi ve kötü, sanatsal açıdan güzel ve çirkin, dinî açıdan helal haram kavramlarıyla açıklanır.
• Vatan sevgisi, millet sevgisi, bayrak sevgisi, vefa, sadakat, dostluk, yardımlaşma, cesaret, fedakârlık, sorumluluk, bağışlama, paylaşma gibi temalar sosyal değerler,
• Sanat, estetik, müzik, resim, tiyatro, doğa gibi temalar estetik değerler
• Vatandaşlık şuuru, eşitlik, hürriyet/özgürlük, görev şuuru, bireysel haklar, insan hakları, gibi temalar siyasal değerler hakkında çokça konuşmak, sohbet etmek, metinler, makaleler, kitaplar yazmak, konferans ve sempozyumlar düzenlemek mümkündür.
Ancak değerlerin bilgiden beceriye dönüştürülmesi çoğunlukla ailede başlar, okul çağında devam eder ama sonuçların önemli bir kısmında başarı varsa o eğitim sistemi başarılı sayılır.
Bireyde değer oluşumu ilk olarak ailede başlar. Değer anlayışını etkileyen diğer unsurlar ise kişinin yaşadığı sosyal çevre, toplum ve aldığı eğitimdir. Değerlerin oluşumunda en önemli unsur ise kişinin benimsediği dindir. İnsan; bir aile, toplum, kültür ve tarihin içine doğar. Her toplumun kendine özgü gelenek, görenek, dil, kültür, felsefe ve sanat anlayışı vardır. Birey, doğup büyüdüğü toplumun dinî, ahlaki ve hukuki değerlerinden etkilenir ve kişiliği bu değerlere göre şekillenir.
Sevgi, şefkat, dayanışma ve sorumluluk duygularının yaşandığı aile kurmak hem maddi ve hem manevi bir değerdir.
Maddi güvence ve aidiyet duygusu sağlayacağı düşüncesiyle ev sahibi olmak; ulaşım kolaylığı ve bağımsız hareket ve seyahat için araba sahibi olmak; gelir elde etmek ve toplumda yer edinmek için iş ve meslek sahibi olmak, milletin birlik ve beraberliğini temsil eden vatana sahip olmak…
Manevi bir değerdir sevgi, insanlar arasındaki ilişkileri düzenleyip ve toplumsal uyumu sağladığı için saygı, insanların huzur içinde yaşaması için barış, toplumun düzenini ve güvenini sağladığı için adalet, farklılıklara saygı göstermek ve anlayışlı olmayı ifade eden hoşgörü, insanın iyi ve kötü arasındaki ayırımı yapmasını sağlayan vicdan her bir insanda olması beklenen değerlerdir.
Türkçe öğretiminde Türk çocuklarının millî, manevî, ahlakî, tarihî, kültürel ve sosyal değerlere önem vermelerinin sağlanması, millî duygu ve düşüncelerinin güçlendirilmesi, Türk ve dünya kültür ve sanatına ait eserler aracılığıyla estetik ve sanatsal değerleri fark etmelerinin ve benimsemelerinin sağlanması amaçlanır.
Türk Dili ve Edebiyatı derslerinde kazandırılmak istenen değerleri ve onları ifade eden kavramlara kategoriler halinde baktığımızda şunları görürüz:
Erdemler: ahlak, alçakgönüllülük, azim, cömertlik, dayanışma, dostluk, dürüstlük, güven, iyilikseverlik, kardeşlik, merhamet, paylaşma, sabır, sadakat, saygı, sevgi, vefa, vicdanlı olmak, yardımlaşma vb.
Millî Kültürümüz: Aile, bayrak, büyüklerimiz, dinî bayramlar, gelenekler, geleneksel sporlar, insan ilişkileri, kültürel miras, millî bayramlar, Türkçe, vatan, yurdumuz vb.
Millî Mücadele ve Gazi M. Kemal Atatürk: cesaret, fedakârlık, gazilik, kahramanlık, millî egemenlik, millî irade, millî kimlik, millî mücadele, şehitlik, vatanseverlik vb.
Birey: adalet, barış, dayanışma, duygudaşlık, eşitlik, farklılıklara saygı, kardeşlik, komşuluk ilişkileri, kul hakkı, kültürel farklılıklar, misafirperverlik, selamlaşma, vatandaşlık vb.
Özgürlükler: demokrasi, din ve vicdan özgürlüğü, düşünce özgürlüğü, eğitim hakkı, eşitlik, haberleşme özgürlüğü, hakkını savunma, ifade özgürlüğü, inanç hakkı, insan hakları, kişi dokunulmazlığı, merhamet, özgürlükler, seyahat özgürlüğü, temel hak ve özgürlükler…
Kişisel Gelişim: Başarı, beceri, çalışkanlık, duygudaşlık, girişimcilik, karar verme, kendini tanıma, öğrenmeyi öğrenme, olumlu düşünme, öz denetim, öz eleştiri, öz güven, öz saygı, sorumluluk, sosyal gelişim, yetenek, yeterlilik, zaman yönetimi …
Bilim ve Teknoloji: Bilim insanları, bilim okuryazarlığı, bilişim okuryazarlığı, etik, girişimcilik, haberleşme, hayal gücü, iletişim, keşif ve icatlar, merak duygusu, tasarım, teknoloji, yenilikçilik …
Sağlık ve Spor: Adil oyun, beden sağlığı, centilmenlik, dengeli beslenme, hastalıklardan korunma, ilk yardım, öz bakım, ruh sağlığı, sağlıklı beslenme, sağlıklı yaşam, spor kültürü, sportmenlik, temizlik …
Tabiat ve Kâinat (Evren): Canlılar, çevre, çevrenin korunması, tabiat/doğa, doğa olayları, hayvanlar …
Sanat: ebru, edebiyat, estetik, estetik duyarlılık, geleneksel sanatlar, gölge oyunu, heykel, mimari, minyatür, müzik, opera, özgünlük, resim, tiyatro, yenilikçi düşünme vb.
Vatandaşlık: Adalet, alın teri, çalışma, emek, eşitlik, görev bilinci, iş birliği, özgürlük, paylaşma, sorumluluk, üretme vb.
Vatan: Bayrak, tabiat/doğa, yardımlaşma, sadakat, dostluk, vefa, paylaşma, merhamet, saygı, sevgi, dayanışma, dostluk, çalışkanlık, dürüstlük, cesaret, fedakârlık, eşitlik, özgürlük, sorumluluk, görev bilinci, sanat, estetik vb. (Küçükoğlu, A., Albayrak, F. ve Serin, N. (2020) gibi doğrudan değer öğretimiyle ilgili de birçok kavrama vurgu yapılarak metinler aracılığıyla, temel dil becerileri yardımı ve aracılığıyla verilir.
Türk Dili ve Edebiyatı derslerinde kazandırılmak istenen değerler ve onları ifade eden pek çok kavramı ele aldığımızda binlerce sayfalık Türk çocuklarının yaşı ve algılama seviyesine göre metinlerle verilmesi gerekiyor.
Millî eğitim sisteminin içinde harika, başarılı, güzel eserler, güzel metinler var ama yetiştirilen çocukların, gençlerin öğrendikleri yalnızca ders kitapları veya yardımcı eserler değil ki… Bugünkü iletişim çağında ve dijitalleşme sürecinde başka unsurların etkisiyle verilen bütün emekler heba olabiliyor. Söylenmemiş değer, yazılmamış tema neredeyse yok diyebiliriz ama mesele varlık ya da yoklukta değil, değerlerin kabullenilip içselleştirilmesinde…
O kadar değer öğretip nerden çıkıyor bu kadar hırsız, bu kadar yalancı, bu kadar vicdansız, merhametsiz, şefkatsiz, adaletsiz, kaba, kirli, sorumsuz, beceriksiz vs… diyoruz. NEDEN?
Kim neye değer verir? Dünya malına, mülke, paraya, eşyaya...Makama, mevkie, mansıba, koltuğa, koltukluya...Maddiyata, alın teriyle kazanılmayıp havadan gelen şeylere değer /önem veren bir anlayışa sahip olanların az olmadığı yerde tek çare Türkçe ve Türk edebiyatı kitaplarımız değildir. Felsefe fukaralığını dildeki sanatlı sözlerle gidermek mümkün değildir. Düşünme sanatını, uygulama ve idrak ettirme becerisine dönüştürmek şarttır.
Düşünen, üreten, ahlâklı ve erdemli insanımız Türk milletinin ve insanlığın hayrına çalışır.
Kitabın, yazarın ve okurun değerini bilen idareciler makbul insanlardandır.
Not: Bu konuyu anlatmak için yukarıdaki satırlar yeterli değildir.
Muhittin Gümüş
Tanrı Dağları'ndan selamlar
11.01.2026
