Bir emekli olarak en kızdığımız ve en fazla öfkelendiğimiz şey vicdansızlık ve adaletsizliktir! Bir kalem oynattınız memura verdiniz, emekliyi görmezden geldiniz, Adına da “seyyanen zam” dediniz. Ama adaletinizi eklemediniz!
Yıllarca çalışmış, prim ödemiş, bu devlete sırtını dayamış emekliyi “bir kereden bir şey olmaz” rahatlığıyla dışarıda bıraktınız! O bir kere, sandıkta çok şey oldu. Büyükşehirlerde hezimet yaşandı. Peki bunlara sebep nedir? 17 Milyona ulaşan emekliyi görmezden gelmek!
Hazinede yoksa herkese yoktur. Varsa herkese vardır… Var olanı eşit miktarda bölüştürebilirdiniz! Çünkü, Ulu Devlet, Aziz Türk Milleti için vardır.
Köyün birinde yağmur yağmadığı için köylüler çok üzgün ve ne yapacaklarını bilemezken köye bir Derviş gelmiş. Köylüler Dervişin yanına varıp birde ona dertlerini anlatıp dua isteyince…
Derviş Köylülere: Gelin önce evleri bir dolanalım insanların halini hatırını soralım demiş. Köhne bir evin kapısını çalmışlar içeriden üstü başı dökük ayakkabıları olmayan iki Kız Çocuğu ile damı başına akan Nine çıkmış.
Derviş sormuş onlara Siz Allah’a ne diye dua edersiniz demiş.. Çocuklar da; Biz yağmur yağmasını istemiyoruz.. Çünkü ayaklarımız ıslanıyor demişler.. Derviş bu defa Nineye dönüp; Peki Ninem sen Allah’a nasıl dua edersin demiş.. Nine’de; Bende yağmur yağmasını istemem oğul, Dam başımıza akıyor demiş.
Derviş Köylülere dönüp; Ey ahali… Önce bunların ihtiyaçlarını görün ki sizinle aynı duayı etsinler… Çünkü Allah önce mazlumların duasını kabul eder demiş…
Bizde deriz ki; Okunan Hatm-i Şeriflerden hasıl olan Sevabı dağıtmak kolay, asıl önemli olan her ay rekor kıran ticaretten Hasıl olan Karı dağıtmaktır…
Bende bir emekli olarak; Yunus Emre’in beyanıyla “Yaratılanı severiz yaratandan ötürü” anlayışı yatmaktadır. Merhametiniz ve dervişliğiniz yoksa ve Kibir abidesi iseniz; cihangir olsanız ne yazar!
Edirne’de şu an sabah ezanları okunurken iki yıl önce Sayın Devlet Bahçeli Beyimizin isteği yerine gelmeyince bu olumsuz manzara Cumhur İttifakına destek veren bizleri çok üzmüştür!
Yerel seçim yenilgisi özellikle büyükşehirlerdeki “Hezimet” kimsenin aklını başına getirmemiş anlaşılan! Tatil gezintisi değil, asgari ücretlinin ve emeklinin derdi mutfakta tencere rahat kaynasın… İslamın emrettiği "komşusu açken, tok yatan bizden değildir." sözüne uyduk…
Kurt bu kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz! Onun için; Emeklinin feryatını duymazsanız, emeklide sizi duymaz!
Emekli unutulursa, sandık hatırlatır. Bu ülkeyi muhalefet değil, adaletsizlik yorar. Kaybettiren CHP değildi. Kaybettiren, emekliyi yok sayan hesaptı. Ama görüyorum ki… Bu zam döneminde de emekliye beklediği “seyyanen zamı” vermediniz!
Demek ki; Küstürdüğünüz Cumhur İttifakı seçmeni unutulmuş, kaybettiğiniz yerel seçimler yok sayılmış, sandıktan gelen mesaj yine duvara çarpmış. Bir defa değil, İki defa değil, Üçüncü kez aynı hatayı yapmak; Artık hata değil, inattır.
Emekli hâlâ Kira ile maaş arasında eziliyor… “Bu ay nasıl çıkacağız?” sorusunu her sabah yeniden soruyor. Ama Ankara’dan gelen ses aynı: Sessizlik, görmezden gelme, oyalama, şunu artık herkes anladı: Emekliyi küstüren akıl… Seçimi kaybedince hiç ders almamış.
Sandık uyarır… Ama uyarıyı ciddiye almayan bir sonraki faturayı daha ağır öder. Zaman hızla geçiyor… 2026’ya girdik… Emekli her ortamda çok üzgün ve kızgın… Kapı camii cemaat civardaki esnaf çay evlerinde burnundan soluyor biliniz… Cumhur İttifakı ile olan bağlantısı “Gemi Halatı” iken “Pamuk İpliğine dönüştüğüne gözlemledim-şahidim…
2028 Genel Seçim ve Cumhurbaşkanlığı Seçimi hızla yaklaşıyor. Tez zamanda milyonlarca emeklinin çok düşük maaşı torba kanunla yükseltilmeli. Deriz ki: yenilgi istemiyorsan uyan dön bir bak çevrene.
Ne diyor atalarımız; “Gafleti uzun olanın, Devleti-İktidarı yok olur.)
Dost acı söyler ama doğru söyler. Allah devletimizi yönetenlere akıl, fikir, feraset versin inşallah… Cenâb-ı Hakk’ın bizim için takdir ettiği, bizim kendimiz için arzu ettiğimizden daha hayırlıdır.
Zakir Tercan
