Ali KUZENCİK / MERAM BAĞLARI


Fanatik Fars ırkçılığı

İslam Aleminin münafık kavmi Farslar bugün yine “YENİ YÖNETİMİ BOŞA ÇIKARMAK” için kaos çıkarıyorlar!


SURİYE’Yİ KARIŞTIRAN VE BİR 
TÜRLÜ “DEVLET OLAMAYAN” 
FİTNE İRAN’A… HARİCİYE VEKİLİ 
HAKAN FİDAN’DAN İKAZ:

“-CAMINIZA TAŞ ATILMASINI İSTEMİYORSANIZ BAŞKASININ 
CAMINA TAŞ ATMAYACAKSINIZ!”

-YANİİİ…HADDİNİZİ BİLECEKSİNİZ.!

-BİR MEZHEP (ŞİA) DÜŞÜNÜN Kİ…
TÜM İNANCINI: “SAHABELERE SÖVMEK” ÜZERİNE OTURTMUŞ VE ÜMMETİN BAŞINA BÜYÜK BELA!

 

 

Suriye, son günlerde sık sık sivil halka ve askeri noktalara saldırı düzenleyen İsrail ve İran destekli YPG'ye silme operasyonu başlattı.

Dışişleri Bakanı Hakan FİDAN’dan İslam Dünyasının “devlet olamayan” fitne münafık “Fars topluluğu” İran’ı ikaz ederek der ki:

“-Eğer siz başka bir ülkedeki bir grubu destekleyerek orada rahatsızlık oluşturmak isterseniz, başka bir ülke de sizdeki başka bir grubu destekleyerek size rahatsızlık oluşturmak ister.

-Yani dünyada artık hiçbir şey gizlenemiyor. Sizde olan yetenekler başkasında da var. Dolayısıyla camınıza taş atılmasını istemiyorsanız başkasının camına taş atmayacaksınız.”

Bizim gençlik yıllarımızdan beri 
İran KAĞITTAN KAPLANDIR! Güçlü görünüyor ama halkından uzaklaşmıştır.

Gücü silahsız Orta-Doğu’daki masum sivil kitlelere.!

Milyonlarca Sünni Suriyeli…Esat- Nasrallah ve İranlı General Kasım Süleymani’nin baskısı ve zulmü ile ülkelerini terk etmişler, göçe zorlanmışlardı!

İslam Aleminin münafık kavmi Farslar bugün yine “YENİ YÖNETİMİ BOŞA ÇIKARMAK” için kaos çıkarıyorlar!

Selçuklu-Osmanlı-Cumhuriyet dönemi tarihimizle ilgili kilometre taşlarına bakarsak deriz ki:

Atalarımız Selçukluların İran'ı fethetmeleriyle ülkenin idaresinin Türklere geçmesi FARSLARI:
-Derinden sarsmış, gururlarını kırmış,
-Üzülmekten öte yüzyıllarca 
KİN beslemişlerdir.!
-Asırlar boyu içlerinde gizledikleri fanatik Fars ırkçılığını ve Türk nefretini hep canlı tutmuşlardır.!

Pehleviler ve Humeyni yönetimlerinde İran Devletinin kritik mevkiilerine Farslar yerleştirilmiştir.

Humeyni Hareketi, Şah yönetimini devirmek için çoğunluğunu Türklerin teşkil ettiği Halkın Mücahitleri örgütü ile güç birliği etmiş ancak devrim başarılı olduktan sonra hedef tahtasına koyduğu mücadele ortağına karşı acımasız bir kıyım gerçekleştirmiştir.

Halihazırda da İran'da Türkler, Fars yönetiminin bitmeyen baskısına maruz kalmaktadırlar.

Ülkenin en büyük nüfusunu oluşturan Türklere karşı böylesine tarihi bir kin besleyen Farsların hem ülkedeki ermeni azınlığa hem de Ermenistan terör devletine karşı idari ve siyasi uygulamalarında sergilediği inanılmaz sempati, ırkçı Fars ruhunu yakından tanımayanları şaşırtabilir ama İran tarihini iyi bilenleri asla...

-İstisnalar kaideyi bozmaz, İran Fars Devleti milleti  münafık, iki yüzlü bir millettir. 
-Adını İslam devleti koymuş fakat İslam'a en az VAHHABİLER kadar ihanet eden bir devlet ve güruhtur.

İki yıl önce…Rahmetli İsmail Haniye'yi davet etmiş sonra koruyamamıştır. Öldürüldükten sonra da intikamının alınacağını söylemiş ve kılını kıpırdatmamıştır.

-Bu nedenle de İran İslam ruhu adı altında Sasani ruhu taşımaktadır. 
-İslam ruhu kahramanlık ve mertliği gerektirir. 
-Lakin İran'ın derisi altında Sasani ruhu yatmaktadır.

Takiyyenin din olduğu bir topluluktur.!

Sağlıklarında cennetle müjdelenen, Peygamber Efendimizin yol arkadaşları olan yani kader arkadaşları olan, Hazreti Ebubekir, Hz Osman, Hz Ömer radıyallahu anhı HİÇ SEVMEZLER  ve sevmedikleri gibi lanet okurlar Müslüman olmadıkları iftirasına atarlar.!

Yavuz Sultan Selim Cihan İmparatorluğu kurmak için yola çıktığında:
-Önce bu sapıkları tepelemiş, sonra Halifeliği devralmak için Mısır yolunu tutmuştu…

Komşumuz İran’ın bize dost olmadıklarını, dürüst olmadıklarını, Yemen, Lübnan, Irak, Suriye, Afganistan ve Pakistan'da milyonlarca Müslüman'ın katili olduklarını, Türkiye'de bölücü pkk terör örgütüne 40 senedir destek verdiklerini unutmayalım.

Yakın tarihte...İran ve ABD uşağı Molla Barzani’den beri Doğu ve Güney-Doğu Anadolu’da kürt köylerine saldıranlar, Tehcir’den kurtulmak için bir gecede “müslüman olduk” diyen İran destekli  ERMENİLERİN TORUNLARIDIR.

Pers temelli Farsi İran ve Batı Dünyasında “merhamet” yoktur. Acımasız, gaddar ve zalimler.

Çünkü İran’daki Pers ve Avrupa’daki Roma Medeniyetinin temeli Mısır’daki “FİRAVUN” medeniyetine dayanmaktadır.!

Ermeni-Rum-Rus-Sırp ve Farsi çok kalleş düşman kavimlerdir. Tarihi olaylar gösteriyor ki;

Bu milletlerin dostluğuna asla güvenilmez.

Artık herkesin görmesi gerekir ki İran'ın savunduğu ŞİA inancı aslen Yahudi olan Abdullah Bin Sebe tarafından İslamiyet'i bölme adına ortaya atılmış bir fitnedir.

Bugünkü İran rejimi de Hazreti Ali döneminde kurulan bu oyunun devamını sağlayacak şekilde bugüne kadar Hristiyan dünyası tarafından fonlanmıştır.

Birbirleriyle savaşıyormuş gibi yapan İran, Amerika ve Katil İsrail esasında birbirlerinin ruh üçüzleridir.

İran bugün İslam coğrafyasında süregelen mezhep  kavgalarının  tek mucididir, tek sebebidir ve halen de Haçlı Dünyasının kendisine yüklediği bu görevi sürdürmektedir.

-Bir mezhep düşünün ki tüm inancını “SAHABELERE SÖVMEK” üzerine  oturtmuş ve ümmetin başına büyük bela!.

-İran… Gazze’nin başını yedi. Filistin’deki katliamın tek sorumlusu İran’dır! Terör devleti İsrail’e karşı koyacak gücün yoksa Lübnan ve Filistin’de ki güçlerini katliamcı İsrail’e karşı kullanmayacaktı.

Almayan akıllara bir kez daha söyleyelim;
-İRAN TÜRK DÜŞMANIDIR,
-İRAN İSLAM DÜŞMANIDIR.

Bu iki gerçeği görmeyenler artık görmeli, bu iki gerçeği göremeyenler İran'ın değirmenine dolayısıyla Amerika'nın, İsrail'in, batının değirmenine su taşıdıklarını bilmeli.

Ya hu...Selçuklular Batinilerle ve Fatimilerle daha sonra ki yıllar ve  yüzyıllarda Osmanlılar Haçlı Dünyası ile mücadele ederken bu “mıymıntı ve kalleş” Farsiler Doğu Anadolu’ya girerek Türk Milletine her daim sinsice saldırmışlardır.

Her defasında yenilmelerine rağmen yüzyıllardır Türk Milletine olan kinleri devam etmektedir.

Ecdat... özellikle şairler... 
İran Coğrafyasında yaşayan Farsilerin kaypaklığını bildiklerinden yaşadıkları o büyülü şehir İstanbul için derler ki;

“Bu şehr-i stanbul ki bi-müslü bahadır,
Bir sengine yekpâre Acem mülkü fedadır.”

{İstanbul’un tek bir taşını İran topraklarının tamamından değerli bulur şair NEDİM}

Hz Mevlana’da Mesnevi’sinde 
der ki;
“Aslım Türk-est eger ki Hindugûyem”
{Her ne kadar Farsça söylüyorsamda aslım Türk’tür.}

İran Farsi kafası yapısı,12 Eylül öncesi ve sonrası mübarek Anadolu topraklarında yakın tarihte azımsanmıyacak kadar taraftar topladılar.!

Bunlar “müselman bozuntusu” geçinen bölücüler arasında yer aldılar.

Yılların tecrübesi ile “yaşayarak” biliyoruz ki;
Bugün Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli ile Cumhur İttifakına  karşı olmaktan ziyade KİNDARLARDIR.!

Bu nasıl bir kin ki büyük devlet adamı Veziriazam Nizamülmülk’ün kabri sırf SÜNNÎ olmasından ve Türk Milletine idari, askeri ve kültürel faaliyetleriyle hizmet etmesinden dolayı onarılmıyor ve çöplük içerisinde.!

…Ve bugün Persler zamanından beri İran ile İsrailoğulları arasında tarihten gelen unutulmaz dostluk vardır.

Turan düşüncesinin kindar düşmanı Farsi İran İslam Dünyasının münafık ve korkak bir kavmidir.

Tarihimizi iyi bilmek zorundayız.

Tarih şuuru bir milletin geçmişte yaşadığı olayların hatırlanması ve kavranması ile oluşur.

Maalesef yeni neslin çok büyük bir kısmının bu yakın tarihteki olaylardan bile haberi yok. Türk nesli nisyana mahkum edilmiş sanki...

Tarih şuurunun verilmesi yalnızca tarih dersleriyle sınırlı kalması ile mümkün değildir. Televizyon ve dijital dünyanın her bir unsurunu millî amaçlara yönelik kullanmayı başarmalıyız.

Birgün düşman sınıra dayandığında  vatan sevgisinden uzak ve milliyetçilik duygusuna sahip olmayan bir nesil savaşmaz.

Savaşmayanlar barışı da koruyamaz.

Tarihten ibret almak gerekir…Tarih okumak siyasetin laboratuvarı olduğu bir gerçektir.

İbn Haldun’un:
“-Suyun suya benzediği gibi mâzi ve gelecek de birbirine benzer" tespiti bu hakikati pekiştirmektedir.

Milli Şairimiz M. Akif'in;
-Târîh”i “tekerrür” diye ta’rîf ediyorlar;
Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi? dizeleri bu düşüncelerimizi daha da anlamlı hâle getirmiştir.

Bu itibarla, Milletimizin cevher-i asliyesindeki îman aşkını okumak ve yaşatmak en büyük görevlerimizdendir.

Sadi ŞİRAZİ’nin dediği gibi “uyumuş, uyumuşları uyandıramaz, birinizin uyanık olması lazım.”

Altay’dan Tuna’ya koca bir yükü sırtlamış bir milletin evladı olarak GAFLETİ  gördükçe üzülüyorum.

Bugün “beka sorunu yoktur” diyenler ne bölgemizdeki gelişmelerden ve ne de dünyadaki gelişmelerden bi haber ZAVALLILARDIR.

Gaflet ve dalalet  içindeki devlet adamları “devletin beka sorunu yok” diye diye devletin sınırları 1699 Karlofça Antlaşmasından 1921’de Sakarya Nehrine kadar çekilmiş, küçücük bir Anadolu’ya sıkışıp kalmışız.!

BİLESİNİZ Kİ...Artık Anadolu Türk’e dar geliyor.!

-Türk beklenendir, özlenendir, övülendir.

-Bugün dünya üzerinde 34 farklı ülkede 78 ayrı şehitliğimiz vardır.

-Kıtalardan bir sedayla taşan ayak izlerimiz, yerkürenin her köşesine bir sevdayla tutunan anılarımız vardır.

-Halep’e,  Musul’a bakınca gördüğümüz vatandır, Misak-ı Millidir, Kerkük’ten Kıbrıs’a varıncaya kadar duruş Türk bakışıdır.
                   *********

“ŞİA MOLLA REJİMİNİN HÜKÜM SÜRDÜĞÜ BUGÜNKÜ İRAN’A 
ÜZÜLELİM Mİ?”

*Şİİ HİLALİ hayaliyle ABD ile anlaşıp Afganistan'a, Irak'a, Suriye'ye, Yemen'e, Lübnan'a çöken İRAN,

*Musul'u Felluce'yi Ramadi'yi, Bağdat'ı ABD ile bir olup talan eden İRAN,

*Halep'i, Hamayı, Humus'u, İdlib'i ABD'yle birlikte bombalayıp viran eden İRAN,

*”Esad düşerse İsrail'in güvenliği tehlikeye girer" diyen İRAN,

*ABD-Rusya ile bir olup yüzbinlerce müslümanı katleden İRAN,

*Obama’nın Şİİ HİLALİ planıyla “İslam alemine lider olup Türkiye’yi silme” sözü veren İRAN,

*Türkiye'ye karşı darbeci HAFTER'e destek veren İRAN,

*Yıllardır terör örgütü PKKya kol kanat geren İRAN,

*NÜKLEER görüşmelerinde ABDye karşı Brezilya ile birlikte büyük risk alan Türkiye'yi yüzüstü bırakan İRAN,

*KUDÜS için Erdoğan’ın ABD/İsrail’e karşı verdiği uluslarası mücadelede yalnız bırakan İRAN,

*AKDENİZ 'kuşatması'nda YEDİ DÜVELİN safında yer alan İRAN,

*Mısır’da darbeci Sisiyle Türkiye aleyhinde çalışan İRAN,

*Libya'da…BAE-SİSİ-SUUD-İSRAİL- FRANSA-YUNANİSTAN-ABD-RUSYA ile bir olup karşımıza Kasım Süleymani ile dikilen İRAN,

*Tebriz'de Müslüman Hanefi Türkleri, Mahabad'ta Müslüman şafii kürtleri yıllardır ağır işkence ve idamlarla asimile uygulayan şia bozması İran,

*Suriye'de yaptığımız her harekata ABD'den önce karşı çıkan İRAN şimdi çıkmış, "ABD'nin küstah eylemlerine birlikte karşı koyalım” diyor..
                  ********
Size tanıkların ağzından bir olay anlatayım…

-Tarih 28 Ocak 2014…
Erdoğan, resmi temaslar için Tahran’da. Ziyaret kapsamında İran Cumhurbaşkanı Ruhani ile görüştü. Ama asıl kritik görüşme, Ayetullah Ali Hamaney’le yapılan uzun ve gergin oturumdu .

O görüşmede Erdoğan, yalnızca bir devlet adamı olarak değil, bir Müslüman lider sorumluluğuyla konuşuyordu. Ayetlerle, hadislerle, İslam tarihinden verdiği örneklerle Hamaney’i ikna etmeye çalışıyordu.

Cümleleri yürektendi. Suriye’de akan kanı durdurmak için sesleniyordu.

Ancak Hamaney’in yanıtı, bütün bu çağrıya, insanî hassasiyete ve İslam kardeşliğine karşılık vermekten çok uzaktı.

Donuk bir yüzle, tek kelime konuşmadan dinledi. Ardından sanki bir pazarlık masasına oturmuş gibi, hissiz, soğuk, donuk bir şekilde şöyle dedi:

“-100 bin değil, isterse 5 milyon kişi ölsün. Suriye bizimdir. Tarihî olarak da Irak ve Suriye, İran’a aittir. Ben Irak’a gittim, orada Farsça konuşan binlerce insan var. Bu topraklar bizim kültürel mirasımızın parçasıdır.”

O an odadaki hava değişti. Erdoğan'ın yüz ifadesi sertleşti. Sesini yükseltti. Artık diplomatik dil bir kenara bırakılmıştı. Karşısında acıdan, zulümden söz eden bir lider değil; gözünü mezhepçi yayılmacılık bürümüş bir rejim temsilcisi vardı.

Görüşme kısa sürede sona erdi.

Erdoğan, orada Suriye’deki savaşın artık sadece bir siyasi kriz değil, bir medeniyet kırılması, bir vicdan yarılması olduğunu açıkça görmüştü.

Şimdi tekrar soralım: İran’a üzülmeli miyiz? Zulümle kurulan bir düzenin altında kalmaya mahkûm olduğunu bilen ama yine de ısrarla o zulmü sürdüren bir rejime acınır mı?

Elbette İran halkıyla sorunumuz yok.

Ama o gün, o masada İran devleti, Esed’in değil; insanlığın karşısında yer aldığını kendi ağzıyla ilan etmiştir.

Ve bu yüzden İran rejiminin değil mazlum İran halkının tarafındayız. Vicdanın, adaletin tarafındayız.

Hele hele terör devleti katil İsrailin sonuna kadar karşısındayız !

Meram Bağları’ndan;
SEVGİLER🌹🇹🇷🌹

8 Ocak 2026

Taş Medreseli
Tarih Öğretmeni
Ali KUZENCİK

YAZARLAR