6 Şubat “Asrın Felaketi”nin hemen ardından tüm Türkiye yaraları sarmak için seferber oldu.
Milletimiz, acının büyüklüğü karşısında sağduyuyu elden bırakmadı.
Devletiyle el ele verip kenetlendi, tek yürek oldu.
***
Ama o sırada birileri vardı ki, yaşananları fırsata çevirmenin derdindeydi.
Kaos tüccarlığına soyundular.
Yaralara merhem olmak yerine tuz basmak için sıraya girdiler.
***
Dünyada eşi benzeri görülmemiş bir dayanışma ve yardımlaşma örneği sergilenirken, aynı odaklar kargaşa çıkarmak için tetikte bekledi.
En zor şartlarda bile birliğimiz ve beraberliğimizden ödün vermeyeceğimiz tüm dünyaya ilan edilirken, “devlet nerede” klişesi üzerinden başlatılan dezenformasyon turunu akıl ve izan dışı iddialarla sürdürdüler.
Milletimiz devletiyle omuz omuza yaraları sarmaya çalışırken, onlar tercihlerini deprem enkazı üzerinden siyasi rant kazıları yapmaktan yana kullandı.
***
Canını hiçe sayarak enkaz başına koşan milletimize karşın, başta CHP olmak üzere muhalefetin sergilediği tablo buydu.
En meşhur gazetecilerinin “Erdoğan’ın gitmesi için büyük bir doğal afet, büyük bir deprem, büyük başka bir doğal felaket lazım” sözleriyle duyurulan zihniyete göre hareket ettiler.
Felaketten iktidar nasıl devşirilir, devlet nasıl yıpratılır hesabıyla meşgul oldular.
***
Senin, benim, bizim ciğerlerimiz yandı.
Onlar el ovuşturdular.
Yıkımdan, acıdan, gözyaşından medet umacak kadar alçaldıklarını ziyadesiyle gösterdiler.
***
Aradan geçen üç yılda ise bu tavırlarından milim sapmadılar.
“Asrın İnşası” kapsamında 455 bin 347 bağımsız bölümün hak sahiplerine teslim edilmiş olması, yaraların sarılması adına nasıl bir gayret ortaya konduğunu açıkça gösterdi.
Rakamlar inkâr edilemeyecek kadar net olsa da bazıları bu gerçeği görmezden geldiler.
***
“Asrın felaketi evet Allah bir daha göstermesin. Ama asrın ihmali, asrın beceriksizliği ve asrın pişkinliği ile karşı karşıyayız” sözleriyle bir provokasyondan diğerine savrulmayı hiç durmadan sürdürdüler.
Sürekli karamsarlık pompalarken, aslında devlete ve millete ne kadar şaşı baktıklarını ortaya koydular.
Neyse ki milletimiz gerçeği yalandan, samimi çabayı kirli hesaptan ayıracak ferasete sahipti.
***
Giden canların geri gelmesi mümkün olmasa da yıkılanın yerine yenisi yapıldı, imar ve ihya çalışmalarıyla çok şükür şehirlerimiz yeniden ayağa kalktı.
Cumhur İttifakı, Türk milletinin karşılaştığı her felakette olduğu gibi bu sınavdan da alnının akıyla çıktı.
Peki ya muhalefet, sergiledikleri ve sürdürdükleri tavrın hafızalara not edilmediğini mi sandı?
