Müsavat Dervişoğlu ve Ümit Özdağ…
Onlara göre dikkatleri iç cephenin sağlamlığına çekmek “ince hesap” yapmaktı.
Terörsüz bir Türkiye için harekete geçmek ise “kirli plan” peşinde koşmaktı.
***
Bu ikili, bölücülüğün tasfiye edileceğini duydukları andan beri ne yapacaklarını şaşırdı.
Terörün biteceğini anladıkları andan itibaren her gün yeni bir deli saçmasını tedavüle soktular.
Ardı arkası kesilmeyen iddialarla belirlenen çok açık ve net hedefi bağlamından koparmak adına her yola başvurdular.
***
İç cephesi sağlam, Terörsüz Türkiye hedefine ulaşmış bir Türkiye’de kazanan millet mi, yoksa iktidar mı olacak sorusunun cevabını kendi iç dünyalarında verdiler.
O gün bugündür kendilerini konuşlandırdıkları yerden milim sapma göstermediler.
Sadece oy hesabıyla hareket ettiklerini kanıtlayan söylemler geliştirip durdular.
***
Türk-Kürt kardeşliğinin pazarlık unsuru yapıldığını öne sürdüler.
Bölünmeye kapı aralandığını savundular.
Türkiye’nin geleceğinin tehlikeye atıldığını iddia ettiler.
***
Terörsüz Türkiye yolunda elde edilen her kazanıma şüphe iliştirmeyi kendilerine görev atfettiler.
Şüpheyi delil gibi dolaştırdılar, delili ise hiç aramadılar.
Bir gün olsun geliştirdikleri söylemlerini kanıtlayacak somut bir örnek vermediler.
***
Aynı durumu Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun raporu sonrasında da gösteriyorlar.
Dervişoğlu, “Rapor, fikri ve vicdani olarak bir sefalet manifestosudur. Bir ihanet belgesidir. Şifreli bir dil kullanıyor. Eğer bu dili kabul ederseniz, hiçbir şüpheye yer yoktur ki yarın anayasanın vatandaşlık tanımı tartışılır. Öbür gün yerel özerklik konuşulur. Sonra da federasyon masaya gelir” diyor.
Özdağ ise düşüncelerini, “Bu rapor, Türkiye Cumhuriyeti devletinin çıkarmış olduğu ilk, milli-üniter-laik devleti ortadan kaldırma ile ilgili resmi rapor” sözleriyle ortaya koyuyor.
***
Peki raporun herhangi bir yerinde bu söylemleri destekleyen bir ifade yer var mı?
Raporu gerçekten okuyan herkes, ülkenin bölünmez bütünlüğünün ve anayasal çerçevenin tartışma dışı bırakıldığını, üniter yapının korunacağının açıkça ifade edildiğini görür.
O halde “federasyon” çığlığı atmak metni okumamaktan mı, yoksa bilinçli biçimde görmezden gelmekten mi kaynaklanmaktadır?
***
Somut madde yerine varsayım, açık hüküm yerine senaryo üretmek mi siyasettir?
Bu rapora yöneltilen ithamlar da tıpkı öncekiler gibi delilsiz, dayanıksız ve tamamen siyasi hesap ürünüdür.
Dervişoğlu ve Özdağ’a bu hesapları yaptıranlar, Türk milletinin Terörsüz Türkiye iradesini neden görmezden gelmektedir?
