Yıldıray ÇİÇEK / TÜRKGÜN'DEN


İnsana teşekkür, Allah'a şükür

İnsana teşekkür, Allah'a şükür


“Biz, kendilerini ve başkalarını düzeltmek için çaba gösterenlerin emeklerini zayi etmeyeceğiz.”
A‘râf Suresi, 170

Bu ayet, Yüce Allah’ın insanı nitelikli bir kul olmaya ve yaratılışın gerektirdiği sorumlulukları yerine getirmeye teşvik eden çok anlamlı bir yol göstericiliğidir.

Yaratıcı adeta “Emek verin, karşılığını alın.” demektedir. Emek olmadan zafer olur mu? Başarı gelir mi? Hedefe ulaşılır mı? Ödül alınır mı?

Toplumun bu denli bozulmaya yüz tuttuğu; doğruluğun, dürüstlüğün, helalin, iyiliğin ve ahlakın her zamankinden daha fazla arandığı bir ortamda, bozmaya yönelten ve bozulmayı teşvik eden unsurlar karşısında insanın duruşu daha da önemli hâle gelmektedir.

Kendi eksikliklerim ve yanlışlarım karşısında beni düzeltenlere yahut düzelteceklere teşekkür ederim. Başkalarını düzeltme yolunda mücadele verenlere de dualarımı sunarım.

"Kaliteli insanlara teşekkür, Allah’a şükür” anlayışı toplumun temel felsefesi hâline gelse, toplumun davranış ve yaşam kalitesi de aynı ölçüde artacaktır.

Bir iyilik, bir vefa, bir yardım, bir sadakat karşısında insana teşekkürünü esirgeyen, Allah’a şükredebilir mi?

Bir cinayet, bir kavga, bir hırsızlık, bir rüşvet, bir yolsuzluk, bir sahtekârlık, bir ahlaksızlık ya da kötü bir alışkanlık görüldüğünde “Toplum bozuluyor.” şeklinde nutuklar atılır, analizler yapılır. Ancak toplum öyle bir noktaya sürüklenmektedir ki, bu nutukları atanlar ve analizleri yapanlar bile zamanla bozulmaya ve çürümeye yatkın hâle gelebilmektedir.

Aynı suç farklı kişiler tarafından işlendiğinde ise, yakınlık ve uzaklık ilişkilerine göre olayın meşrulaştırıldığı, sıradanlaştırıldığı ve hatta desteklendiği dahi görülmektedir.

Tarık Buğra’nın, “Dürüstlüğün, haklılığın, doğruluğun yükünü taşımak ne kadar da zordu, ya Rabbi!” sözü ne kadar anlamlıdır… Keşke Allah herkese böyle bir yükü taşımayı nasip etse…

Peki ya ahlaksızlığın, nefsî arzuların, alçaklığın, haramın, sahtekârlığın, vefasızlığın, sadakatsizliğin, ikiyüzlülüğün, fitnenin, değer istismarcılığının ve namertliğin yükünü taşıyanlara ne demeli? Bu yük, insanı aciz bırakır, perişan eder, insanlıktan uzaklaştırır. Bu yükü taşıyanlar toplumda ne kadar da çoğaldı, değil mi?

Kur’an-ı Kerim’de, kötülüğün hâkim olduğu yerler “kötülük yurdu” olarak ifade edilir. Türkiye’yi böyle bir “kötülük toplumu” hâline getirmek isteyen çürüme ve bozulmanın önüne geçmek, her inançlı insanın sorumluluğu olmalıdır. Aksi hâlde görüldüğü üzere kötülük hem artmakta hem de meşrulaştırılmaktadır.

Yüce Allah, kötüler ve iyiler için ne güzel bir uyarıda bulunur:
“Yoksa kötülükleri işleyen kimseler, kendilerini iman edip salih ameller işleyenler gibi kılacağımızı, hayatlarını ve ölümlerini bir tutacağımızı mı sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar!”
(Câsiye Suresi, 21)

Allah, teşekkürü bilen ve şükreden insanlarla karşılaştırsın… Âmin…

YAZARLAR