Yıldıray ÇİÇEK / TÜRKGÜN'DEN


Korkma Şivan Perver... Merhum baban ne diyordu, sen ne yapıyorsun!

Korkma Şivan Perver... Merhum baban ne diyordu, sen ne yapıyorsun!


Şivan Perver isminde, bölücü bir ozan var… Gerçek adı İsmail.
Bu Şivan Perver, bildim bileli ağlar… Ne zaman terör örgütü PKK darbe yese, hep o zaman ağlar.

Onu 2018 yılında Türk ordusu Zeytin Dalı Harekâtı’nı yürütürken, kamera karşısına geçip “Biz size ne yaptık da saldırıyorsunuz?”, “Direneceğiz, en son kalan kişiye kadar direneceğiz”, “Kürdistan’ı size bırakmayacağız” diyerek ağlarken görmüştük.

Ağladı, sızladı; ancak Afrin’e Türk ordusu Türk bayrağını dikti.

Şimdi de Suriye Devleti, terör örgütü YPG/SDG’nin işgal ettiği bölgeleri temizlerken yine kameraların karşısına geçti. Bu kez:

  • “Bizi kullanıp attınız”,
  • “Amerika, Sayın Trump bunu yapmayın”,
  • “Bizi yüzüstü bırakmayın”,
  • “Yüreğim yanıyor”,
  • “Kürdistan perişan”

gibi sözlerle feryat ederek yine ağladı. Böylece Amerika’ya ağlayarak yalvaran bir ozan olarak da tarihe geçti.

Şivan Perver ile ilgili iki büyük çelişki vardır. Bunlardan biri, Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinde yaşamını sürdürmüş ve daha sonra vefat etmiş olan babası, merhum Yunus Aygün’ün sözleridir. Merhum Yunus Aygün:

  • “Ben Türk’üm, Türk evladıyım. Türk bayrağı altında yaşıyorum. Evet, dilimiz Kürtçedir ama ben Türk evladıyım.”
  • “Biz Türk’üz; dilimiz Kürt’tür ama ben Türk evladıyım.”
  • “Bizim dilimiz Kürt olmuş ama biz Türk’üz.”

diyerek, kendilerinin Karakeçili aşiretine mensup olduklarını ifade etmiştir. Karakeçili aşireti ise genel olarak Türkmen/Yörük kökenli, Oğuzların Bozok koluna ve Kayı boyuna bağlı bir aşiret olarak bilinmektedir.

Babası bu düşüncedeyken, oğlunun soyunu ve kökenini inkâr ederek etnik maskeler takınması ve bölücülük yapması dikkat çekici bir çelişkidir. Üstelik bunu sürekli ağlayarak, kendisini kamuoyu önünde küçük düşüren bir üslupla yapmaktadır.

Gelelim Şivan Perver’in bir diğer büyük çelişkisine…

Şivan Perver’in Avrupa’daki konserleri defalarca PKK tarafından basılmış, sazı kırılmış ve kendisi tartaklanmış olmasına rağmen, hâlâ PKK’yı korumak adına ağlayarak ABD’ye yalvarması dikkat çekicidir. Bu durum, ya ciddi bir kişilik bozukluğuna işaret etmekte ya da PKK’nın baskısı ve etkisi altında hareket ettiğini düşündürmektedir.

Oysa Şivan Perver, 2011 yılında Hollanda’nın Den Haag kentinde verdiği Nevruz Konseri sırasında bambaşka bir tutum sergilemişti. PKK yandaşları konser alanını basmaya çalışmış, içeri alınmayınca sahte bomba ihbarı yaparak etkinliği sabote etmeye kalkışmıştı.

Bunun üzerine Şivan Perver, polis hoparlöründen söz konusu gruba sert tepki göstererek şu ifadeleri kullanmıştı:
“Çocuklarınıza sahip çıkın, okutun. Bunlar gibi soytarı olup kendi halklarına saldırmasınlar.”

Şivan Perver, 2015 yılında Avrupa’daki bir konserinde de yine PKK’lılar tarafından saldırıya uğramıştı. Muhtemelen Almanya ya da benzeri bir Avrupa ülkesinde gerçekleşen bu olayda, PKK bağlantılı bir grup sahneyi basmış; sanatçı darp edilmiş ve konser iptal edilmişti.

Bu konserin ardından, Şivan Perver’in büyük bir korku yaşadığı ve bu olaydan sonra tamamen PKK’nın baskısı altına girdiği yönünde kamuoyunda yaygın değerlendirmeler yapılmıştı.

Şivan Perver, gel Amerika’ya ağlayıp yalvarmayı bırak…
Madem merhum baban, Türk soylu olduğunuzu açıkça ifade ediyor; eğer sen de terör örgütü PKK’nın korkusuyla onları savunmak zorunda kalıyor, kendini küçük düşürme pahasına acziyet yansıtan davranışlara mecbur bırakılıyorsan, bir işaret ver. Türk devleti seni bu durumdan kurtaracaktır.

Şivan Perver korkma bak… Terör örgütü PKK’yı kuran Abdullah Öcalan bile, örgüt ve onun uzantılarına karşı yaptığı açıklamada şunları söylemiştir:

“PKK’nın anlam yoksunluğu ve aşırı tekrarı, ömrünü tamamlamasına ve feshini gerekli kılmasına yol açmıştır. Ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültürel çözümler, tarihsel toplum sosyolojisine yanıt verememektedir. Bu koşullarda silah bırakma çağrısında bulunuyor ve bu çağrının tarihî sorumluluğunu üstleniyorum. Devlet ve toplumla bütünleşme adına kongrenizi toplayın, karar alın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir.”

Bu sözlerle “Kürdistan” ve benzeri safsataların artık bir anlamı kalmadığını açıkça ifade etmiş; ayrıca İmralı’da kendisiyle görüşen TBMM Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyelerine de “Benim devletim Türk devletidir” demiştir.

Şivan Perver, gel bu bölücü dili, zehirli sazı ve türküleri bırak…
Madem “Ben Türk’üm, Türk evladıyım.” diyen bir babanın evladısın; o hâlde türkülerinde ve sazında Türk-Kürt kardeşliğinin hakkını ve hukukunu koruyan bir anlayış yansısın. Bırak ABD-İsrail taşeronu terör örgütleri peşinden koşmayı…

Başarabilir misin?
PKK korkusundan sıyrılabilir misin?

Şivan (İsmail) Perver, değmez be…
PKK için ağlamaya hiç değmez.

YAZARLAR