Akıl Penceremden: Türkiye’yi Birlikte Düşünmek | 4. Hafta- Kutuplaşma ve Dil Sorunu: Sözün Yaraladığı Yerde Nasıl Onarırız?
Kutuplaşma bazen “ne düşündüğümüz” değil, “birbirimizden ne kadar soğuduğumuz” meselesidir. Bu soğuma en çok dilde görünür.
Kısa hatırlatma
Pazartesi yazısında birlikte yaşama kültürünü güven ve mesafe üzerinden ele aldık. Mesafe büyüdüğünde toplum sadece ayrışmaz; aynı zamanda konuşma kapasitesi daralır. Bugün bu daralmanın en görünür alanına bakıyoruz: kutuplaşma ve dil sorunu.
Kutuplaşma yalnız siyaset değildir, gündelik hayatın iklimidir
Kutuplaşmayı çoğu zaman “siyasi tercihler” üzerinden okuyoruz. Bu doğru, ama eksik. Asıl belirleyici olan, siyasi ayrımın gündelik hayata taşmasıdır. Şu cümleler çoğalınca kutuplaşma sertleşir:
· “Ondan hayır gelmez.”
· “Bunlar zaten böyledir.”
· “Onun dediği otomatik yanlış.”
Bu dil yaygınlaştığında tartışma, fikirlerin yarıştığı bir zemin olmaktan çıkar; kimliklerin çarpıştığı bir alana dönüşür. O zaman herkes, önce kendini savunmaya, sonra karşı tarafı küçültmeye başlar. İşte kırılma burada.
DİL SORUNU: Kutuplaşmanın hem aynası hem motoru
Dil, toplumun aynasıdır; ama aynı zamanda motorudur. Yani sadece “olanı” yansıtmaz, “olanı” büyütür. Sertleşen dil üç yönden zarar verir:
1) Muhataplığı bitirir
Karşı tarafı “meşru muhatap” olarak görmemeye başladığımızda, artık konuşma değil “konuşur gibi yapma” başlar. İnsan, muhatap almadığı birini dinlemez.
2) Ortak gerçekliği parçalar
Toplumun aynı olaya bakıp benzer asgari gerçeklerde buluşması zayıflar. Herkes “kendi gerçeğini” üretir. Bu durum sadece siyaseti değil; sağlık, eğitim, ekonomi, afet gibi kritik alanlarda bile ortak aklı zorlar.
3) Korku ve kaygıyı artırır
Sert dil, sürekli tehdit duygusu üretir. Tehdit duygusu büyüdükçe insanlar daha kapalı, daha savunmacı ve daha öfkeli hale gelir. Bu da kutuplaşmayı yeniden besler
DİLİN ÜÇ HASTALIĞI: Etiketleme, küçümseme, toptancılık
Bugün kamusal alanda en sık gördüğümüz üç dil alışkanlığı var:
Etiketleme
Kişiyi dinlemek yerine etiketini konuşuruz. Etiket, düşünmeyi kestirme yoldan bitirir. Birine etiket yapıştırdığınızda onu “anlamaya” değil, “yenmeye” çalışırsınız.
Küçümseme
Eleştiri ile küçümseme arasındaki çizgi çok nettir. Eleştiri, fikre yönelir; küçümseme, kişiyi zedeler. Küçümseme başladığında karşı taraf savunmaya geçer. Savunma başladığında düşünme biter.
Toptancılık
“Onlar” diye başlayan her cümle, çoğu zaman adaletsiz genelleme taşır. Toptancılık, tek tek insanları görünmez yapar. İnsan görünmez olunca vicdan da devreden çıkar.
“SERT DİL” neden bu kadar hızlı yayılıyor?
Burada birkaç yapısal neden var:
1) Dijital hız ve ödül sistemi
Sosyal medya, “yüksek duygu”yu ödüllendiriyor. Sert cümle daha çok dikkat çekiyor, daha hızlı yayılıyor. Bu da ölçülü dili dezavantajlı hale getiriyor.
2) Belirsizlik dönemleri
Ekonomik, sosyal ve siyasi belirsizlik arttığında toplum daha tedirgin olur. Tedirginlik, basit açıklamalara yöneltir. Basit açıklama da çoğu zaman “suçlu bulma” üzerinden kurulur.
3) Güven erozyon
Kurumlara, süreçlere, birbirimize güven azaldıkça dil daha sertleşir. İnsan, güvenmediği yerde sesi yükseltir; çünkü “ses yükseltmek” bir tür kontrol yanılsaması sağlar.
Peki onarım mümkün mü? Evet, ama üç seviyede
Sert dili “rica” ile yumuşatamayız. Onarım, üç seviyede düşünülmeli:
1) Bireysel seviye: Dil disiplini
Herkesin uygulayabileceği üç küçük ama etkili kural var:
· Niyet okumayı azalt: “Bunu kötü niyetle söylüyor” demeden önce dur.
· Kişiyi değil fikri eleştir: “Sen böylesin” yerine “Bu görüş şu nedenle sorunlu.”
· Genellemeyi azalt: “Onlar” yerine “Bazıları” de.
Bu üç küçük değişiklik, konuşma kapısını açık tutar.
2) Toplumsal seviye: Temas ve ortak iş
Kutuplaşmayı azaltmanın en hızlı yolu, “ortak iş”tir. Birlikte iş yapan insanlar birbirini insan olarak görmeye devam eder. Okul etkinlikleri, mahalle dayanışması, yerel projeler, ortak gönüllülük… Hepsi toplumsal yumuşama üretir.
3) Kurumsal seviye: Adalet ve öngörülebilirlik
Dil, kurumların ikliminden etkilenir. Kurumlar adil ve öngörülebilir olduğunda insanlar daha sakin konuşur. Adalet duygusu zayıfladığında, dil sertleşir. Çünkü insan “hakkım yeniyor” hissederse önce öfkelenir, sonra etiketler.
“HAKİKAT” BAŞLIĞI: Dil sorunu aynı zamanda bilgi sorunudur
Bugün dil sorununun bir ayağı da bilgi alanında. Yanlış bilgi, seçici bilgi, bağlamından koparılmış görüntüler… Bunlar bir araya gelince dil daha kolay sertleşiyor. Bu yüzden medya okuryazarlığı sadece “gençlere ders” değil; toplumun tamamına lazım olan bir çağ becerisi.
SONUÇ: Dil yumuşarsa toplum nefes alır
Dil yumuşadığında toplum nefes almaya başlar. Nefes alan toplum, yeniden konuşabilir. Yeniden konuşabilen toplum, ortak payda arayabilir. Kutuplaşmayı bir günde bitiremeyiz, ama dili onarmaya bugün başlayabiliriz. Çünkü dil, en hızlı değişen ve en hızlı etkileyen alandır.
Cuma yazısında, haftanın üçüncü parçasında tam buradan devam edeceğiz: Ortak değerler mümkün mü? Ortak değer dediğimiz şey tek tipleşme mi, yoksa farklılıklar içinde birlikte kalabilmenin zemini mi? Ortak paydayı büyütmek için uygulanabilir üç adımı konuşacağız.
Dr. Oğuz Poyrazoğlu
Milli Ses – Akıl Penceremden – Köşe Yazarı
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi
E-posta: opoyrazoglu@gazi.edu.tr
#kutuplaşma #dilsorunu #etiketleme #toptancılık #küçümsemedili #medyaokuryazarlığı #toplumsalgüven #ortakpayda
