Dr.Oğuz POYRAZOĞLU / AKIL PENCEREMDEN


Medyanın Dönüştürücü Gücü: Bilgi mi, Algı mı?

Bugün sorun “bilgi yokluğu” değil; bilgi fazlalığı. Fakat bu bolluk, netlik üretmiyor.


Akıl Penceremden: Türkiye’yi Birlikte Düşünmek 

Medyanın Dönüştürücü Gücü: Bilgi mi, Algı mı?

Medya yalnızca olanı aktarmıyor; neyin önemli olduğuna ve nasıl düşünmemiz gerektiğine dair bir çerçeve kuruyor.

Kısa Hatırlatma
Pazartesi yazısında popüler kültürün değer üretme gücünü konuştuk. Rol modellerin, tekrarların ve görünürlüğün nasıl zihinsel eşikleri değiştirdiğini değerlendirdik.
Bugün o kültürel akışın en güçlü taşıyıcısına bakıyoruz: medya.

Medya Gerçeği Yansıtır mı, Kurar mı?
Medyanın klasik iddiası şudur: “Biz olanı aktarıyoruz.”
Ancak iletişim literatürü bize başka bir gerçeği gösterir: Medya, yalnız aktaran değil; seçen ve çerçeveleyen bir aktördür.
Medya üç kritik karar verir:
1) Seçim (Selection)
Hangi olay haber olacak?
Hangi gelişme görmezden gelinecek?
Gündem dışı bırakılan bir konu, kamuoyu için çoğu zaman “yok” hükmündedir.
2) Çerçeveleme (Framing)
Aynı olay;
“kriz” olarak da sunulabilir,
“fırsat” olarak da,
“skandal” olarak da.
Başlık, görsel, kullanılan sıfatlar ve bağlam, izleyicinin zihinsel haritasını etkiler.
3) Önceliklendirme (Agenda-setting)
Hangi konu kaç gün konuşulacak?
Ne kadar tekrar edilecek?
Bir mesele gündemde ne kadar kalırsa, toplum için o kadar “önemli” hale gelir.
Bu üç aşama, medyanın sadece bilgi vermediğini; gerçekliği anlamlandırma biçimini yönlendirdiğini gösterir.

Bilgi Bolluğu, Berraklık Eksikliği
Bugün sorun “bilgi yokluğu” değil; bilgi fazlalığı.
Fakat bu bolluk, netlik üretmiyor. Çünkü:
Algoritmalar herkese farklı içerik gösteriyor.
Sosyal medya akışları kişisel ilgi alanlarına göre şekilleniyor.
Benzer düşünen insanlar birbirini daha çok görüyor.
Sonuç:
Ortak gerçeklik alanı daralıyor.
Bir toplumda herkes farklı “haber evreni” içinde yaşarsa, ortak tartışma zemini zayıflar. Bu durum üç etki üretir:
Duygusal reaksiyon artar
Kutuplaşma sertleşir
Güven azalır

Medya ve Duygu Ekonomisi
Medya artık sadece bilgi taşımıyor; duygu da taşıyor.
Öfke, korku ve heyecan; dikkat çeker.
Dikkat, tıklanma üretir.
Tıklanma, gelir üretir.
Bu mekanizma, sakin analiz yerine yüksek duyguyu ödüllendirebilir.
Duygu yükseldiğinde ise iki risk belirir:
Nüans kaybolur
Orta ton silinir
Oysa sağlıklı kamusal tartışma, gri alanları da taşıyabilmelidir.

Medyanın Sorumluluğu
Kurumsal medya için temel ilkeler nettir:
Doğrulama (verification)
Şeffaflık
Kaynak açıklığı
Denge
Hata düzeltme cesareti
Bunlar lüks değil; kamusal güven için zorunluluktur.

Peki Birey Ne Yapmalı?
Medya etkisi tek yönlü değildir.
İzleyici de bu sürecin parçasıdır.
Bireysel bilinç için üç basit ama güçlü ilke:
Yavaşla. İlk gördüğüne tepki verme.
Kaynağa bak. Bilginin aslı nereden geliyor?
Paylaşmadan önce düşün. Katkı mı sunuyorum, karmaşa mı büyütüyorum?
Medya okuryazarlığı artık bir tercih değil; bir vatandaşlık becerisidir.

Medya Güçtür, Ama Denetimsiz Güç Değildir
Medya, demokrasinin vazgeçilmez unsurudur.
Ancak medya gücü, etik çerçeveyle desteklenmezse güven kaybı üretir.
Gerçek mesele medyaya karşı olmak ya da medyayı savunmak değil;
medyanın kamusal sorumluluğunu güçlendirmektir.

Sonuç: Gerçeklik, Ortak Zeminle Güçlenir
Medya gündem üretir.
Gündem algıyı etkiler.
Algı davranışı belirler.
Davranış toplumsal atmosferi oluşturur.
Bu zinciri doğru kuramazsak, hakikat zayıflar.
Hakikat zayıfladığında ise toplum yorulur.
Cuma yazısında, en temel soruya geçeceğiz:
Gerçeklik parçalanırken, hakikatle yeniden nasıl ilişki kurabiliriz?
Ortak zemin mümkün mü?

Dr. Oğuz Poyrazoğlu
Milli Ses – Akıl Penceremden – Köşe Yazarı 
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi
E-posta: opoyrazoglu@gazi.edu.tr

#medyaetkisi #algyönetimi #çerçevelemeteorisi #gündembelirleme #dezenformasyon #medyaokuryazarlığı #toplumsalgüven #kamusalsorumluluk

YAZARLAR