Bilge Lider Devlet Bahçeli, 14 Mayıs 2023 Milletvekili Genel Seçimlerinin akşamı Genel Merkez’de yaptığı konuşmayla aslında yalnızca bir seçim değerlendirmesi yapmamış; Türk milletinin istikametini, devlet aklının sürekliliğini ve geleceğin şifrelerini de açıkça ortaya koymuştu..
O akşam verilen mesaj netti:
“Milletimizin arasına etnik ve mezhep fitnesi ekmek için fırsat kollayanlar layık oldukları müstahak cevabı Milletvekili Genel Seçiminde almışlar, aynısına 28 Mayıs Cumhurbaşkanlığı Seçiminin ikinci turunda da şahit olacaklardır.
….
İnanıyor ve samimiyetle ifade ediyorum ki, zalimlere taşeronluk yapanlar, terör örgütleriyle ortaklık kuranlar mutlaka kaybedecek, bununla birlikte kazanan, zafere ulaşan 85 milyon Türk vatandaşı olacaktır.
Cumhurbaşkanlığı seçiminin İkinci turu bir hayli sıkıntılı bir süreçten sonra kritik bir noktadan dönerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kazanıldı. Burası Türkiye için gerçekten de bir dönüm noktasıydı.
Devlet Bahçeli‘nin seçim süreci ve sonuçlarıyla ilgili değerlendirmesinde, önümüzdeki yıllarda yaşanacak olayların şifreleri gizliydi.
“28 Mayıs, fetih öncesi bir tarih olarak fethin önemi ne ise siyasete de aynı önemi kazandıracaktır.
Önümüzdeki günlerde çok şey değişecektir. her şey değişecektir. inşallah Türkiye değişmez.
Türk milleti, TBMM’de iradesini Cumhur İttifakı’ndan yana kullanmış; 28 Mayıs’ta ise Cumhurbaşkanlığı makamını büyük Türkiye ülküsünü taşıyacak iradeye teslim etmiştir.”
Devlet Bahçeli’nin bir seçim değerlendirmesinde İstanbul’un 29 Mayıs 1453’teki fethine atıfta bulunması, o günler için hamasi bir kutlama konuşması gibi anlaşıldı.
Oysa bugün özellikle Suriye krizinde geldiğimiz noktadan geriye doğru baktığımızda “fetih” kelimesinin hiç de tesadüf olmadığı, ayrıca Ortadoğu’da rejimler ve sınırlar değişirken Devlet Bey’in Türkiye’nin değişmemesi için yaptığı sıradışı hamlelerin ne kadar makul ve anlaşılabilir olduğu daha iyi görülmektedir.
Bu cümleler, günü kurtarmaya çalışanların değil, bin yıllık devlet geleneğini sırtında taşıyanların kurabileceği cümleler olarak tarihe geçmiştir.
“Önümüzdeki günlerde…” diye başlayan konuşma, Bilge Kağan’dan Alparslan’a, Osman Gazi’den Yavuz mSultan Selim’e uzanan devlet aklının bugüne yansımasıdır.
Çünkü Tarih hızlanmıştır, Doğu Avrupa’da, Ortadoğu’da ve Afrika’da sınırlar değişmektedir. Türkiyede de Dış politika konsepti, alışkanlıklar, vesayet odakları konularında hızlı değişiklikler yaşanmaktadır…
Ama değişmemesi gereken tek şey Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bekası, milletin birliği ve Kızılelma ülküsüdür.
Kızılelma bazen Ayasofya’da bir sabah ezanı, bazen Karabağ’da bir Türk bayrağı bazen de Şam’da bir Cuma namazıdır.
Çünkü o namazda sıklaşan saflar, Nizam-ı Âlem ülkümüzün cephe gerisi tahkimatıdır.
Bunu göremeyecek kadar siyasi kör olan dar siyaset mahkumlarının Bilge Lider Devlet Bahçeli’nin adını ağzına almaya hakkı ve salahiyeti yoktur.
Yarın: “MHP Düşmanlarının Acıklı Hali- 2”
