Halk arasında üç aylar olarak bilinen aylardan Recep ayının 27.gecesi Miraç Kandilidir. İsra; gece yürüyüşü demektir. Mirac ise, yükselmek demektir. İnsanoğlu'nun yaşarken ulaştığı en yüce yükseliş ve en büyük derece Miraç’tır
Miraç’ın Mescid-i Aksa’ya kadar olan ve İsra denen bölümü Kur’an-ı Kerim’de şöyle anlatılır:
“Kulu (Muhammadi) gecenin bir bölümünde – kendisine bir kısım ayetlerimizi (kudretimizi yansıtan belgelerimizi ) göstermek için - Mescid-i Haram’dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren Allah (bütün noksanlıklardan) yücedir, münezzehtir. İşiten ve gören O’dur” (İsra /1).
İsra ve Mirac olayının ikinci merhalesi olan Miraç ise Sevgili Peygamberimizin Mescid-i Aksa’dan başlayarak semânın bütün tabakalarını geçerek ilâhi huzura kabul edilmesidir ki bu kısım Necm suresinde şöyle anlatılır:
“And olsun ki O’nu (Cebrail’i) bir kere daha hakiki suretinde gördü. Sidre-i Müntehâ’da gördü ki, onun yanında Me’vâ cenneti vardır. O zaman Sidre’yi Allah’ın nuru kaplamıştı. Gözü ne şaştı, ne de başka bir şeye baktı. And olsun ki Rabbinin âyetlerinden en büyüklerini gördü” (Necm,53/11-18).
“İsra’nın ikinci safhası olan Mirac ve Mirac olayları, Buhari-Müslim hadislerinde “müttefekun aleyh” (1) olarak haber verilmektedir. (Buhari, Salat 1, Hacc 76, Enbiya 5, Tevhid, 37, Menakıb 24; Müslim, İman 259, 263; ve diğer kaynaklar).
Bazı âlimler, "Buhari ve Müslim’in birlikte rivayet ettiği hadisten şüphe edenin imanından şüphe edilir” diyerek, müttefekun aleyh olan hadislerin imanca önemine işaret etmişlerdir. Mirâc hadisesi sadece müttefekun aleyh hadislerle de sınırlı değildir. Pek çok sünende, mucemde, musannefde ve 20’den fazla bu konuda yazılan müstakil eserde varit olan hadislerin mütevatir (2) derecesinde olduğu ulemaca belirtilmiştir. Şenkîti de bunlardandır. İbn Teymiyye ve İbn Kayyım gibi münekkit ve münekked âlimler bile, miraç hadislerinin mütevatir derecesinde olduğunu belirtmişlerdir.” (Bkz.http://fatwa.islamweb.net/fatwa/index.php?page=showfatwa&Option=FatwaId&Id=95218; http://bayanelislam.net/Suspicion.aspx?id=03-02-0034&value=&type=).”
İsra ve Mirac hem kitap hem de sünnetle sabittir. Bunu tartışmak yersizdir. Necm suresi 12. Ayette de Hz. Peygamberin Miracta gördüklerinin tartışılmaması gerektiğine dikkat çekilerek şu uyarıda bulunulmuştur:
“Onun gördükleri üzerinde tartışıp mücadele mi ederler?” (Necm:12)
Miracı tartışmak ve inkâr etmek müşrikler tarafından bile doğruluğu ve güvenilirliği kabul edilmiş ve kendisine Muhammedül Emin adı verilmiş peygamberimize inanmamak, O’nu yalancı çıkarmak olur ki bu da insanı dinden çıkarır.
Yüce kitabımızın İsra suresi 1. Ayetinde bu yolculuğun sadece bir bölümü, Hz. Peygamberimizin Mescid-i Haram'dan Kudüs'teki Mescid-i Aksa'ya gidişi anlatılmaktadır. Burada anlatıldığı üzere bu yolculuğun gayesi Allah'ın kuluna bazı ayetlerini göstermek istemesidir.
Bir gece Cebrail (a.s), Hz. Peygamberi (s.) Burak adı verilen bir binit/taşıt üzerinde, Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksa'ya götürdü. Hz. Peygamber (s.) orada diğer peygamberlerle birlikte namaz kıldı. Daha sonra göğün çeşitli tabakalarına yükselen peygamberimiz orada bazı büyük peygamberlerle karşılaştı. En sonunda göğün en yüksek tabakasına ulaştı ve Allah'ın huzuruna çıktı. Başka önemli emirlerin yanı sıra Mü’minin miracı olarak kabul edilen beş vakit namaz da işte burada emredildi. Daha sonra Peygamber (s.) Mescid-i Haram'a geldi. Birçok hadise göre bu yolculuk sırasında ona (s.) cennet ve cehennem de gösterilmiştir.
Güvenilir hadislerden öğrendiğimize göre Hz. Peygamber (s.) ertesi gün bu olayı anlattığında Mekkeli müşrikler onunla alay ettiler ve müminlerden bazıları da bunda şüpheye düştüler.
İsra ve Miraç olayı halk arasında yayılınca, Mekke’nin bazı ileri gelenleri soluğu Ebu Bekir’in (r.a.) yanında aldılar. Ve:
“Ya Eba Bekr! Arkadaşın Muhamed hakkında ne dersin? O bir gece içinde Beytü’l Makdise’ (Beytü’l Mukaddes)e gidip geldiğini iddia ediyormuş!” Ebu Bekir (R.A.) onlara:
“Bunu Hz.Muhammed mi ( A.S.) söyledi?” diye sordu. Onlar da: “Evet, o dedi“ diye cevap verdiklerinde, Ebu Bekir (R.A.): “Eğer O söylemiş se, mutlaka doğrudur ve ben şahadet ederim” diyerek Peygamber’e olan inancının şüphe götürmez olduğunu ortaya koydu. “ Nasıl olur? “diyerek şaşkınlık gösterenlere: “O, bundan fazlasını da söylese yine de O’nu gök haberlerinden dolayı tasdik ederdim! “ diye cevap verdi.( Lübabu’t- te’vil: 3 / 151 )
Ebu Bekir (R.A.)e “sıddık“ denmesi bu yüzdendir.
Hz. Peygamber'in (s.a) tamamen uyanık olduğu ve bedeni ile birlikte yolculuk etmiştir. İsra suresi 1. ayetin başlangıç sözleri: "Kulunu... Götüren o (Allah) yücedir", bunun Allah'ın sınırsız gücü ile meydana gelmiş olan doğa-üstü bir olay olduğunu göstermektedir. Eğer olay sadece bir rüyadan ibaret olsaydı ayet, bu olayı meydana getiren varlığın her tür zayıflık ve eksiklikten uzak olduğunu gösteren "subhane" ifadesi ile başlamazdı. Yine "Kulunu bir gece... Götüren" sözleri, bunun sadece bir görüntü veya rüya olmadığını, bilakis Allah'ın Peygamberi'ne (s.a) ayetlerini gösterdiği fiziksel ve bedensel bir yolculuk olduğunu göstermektedir. Ayrıca kul sadece ruhtan değil ruh ile bedenden oluşmuş bir varlıktır. Bu nedenle her Mü’min, İsra ve Miracın Allah'ın Peygamber'i (s.) için hazırladığı fiziksel bir yolculuk ve bir gözlem olduğunu kabul etmelidir.
Miraç’ta Peygamber (A.S.) Verilen Hediyeler
Sahih rivayetlere göre: Miraç’ta Peygamber Efendimize üç büyük hediye verilmiştir:
Bakara suresinin son kısmı (Son iki ayet; amenerrasûlü)
Beş vakit namaz, ki “Mü’minin Miracıdır.”
Allah’a ortak koşmadıkları halde büyük günah işleyen müminlerin bağışlanacağı müjdesi.
Şefeat: “Her Peygamberin makul bir duası vardır ki hemen hepsi bu hususta acele edip (Dünyada dile getirmiştir) Ben ise duamı ümmetim için şefaatte bulunmam arzusuyla Kıyamet gününe bıraktım. Ümmetimden Allah’a bir şeyi ortak koşmadığı halde ölen kimse inşaallah buna nail olacaktır.” (Müslim/ İman, Buhari/ Daavat, Tirmizi/ Daavat (C.Y.493 )
“ Lailahe illallah diyen cennete girer.” İmam-ı Nevevi diyor ki : “Allah’ın varlığına ve birliğine inanıp (şirk ve ortak koşmayan) şahadette bulunan her müvahhid, ya affedilerek hemen Cennete konulur, ya da gereken cezayı çektikten sonra oraya alınır. Cehennem ateşinin ona haram kılınmasından maksat ise, orada ebediyen kalmayacağıdır.” Demiştir.
Miraç Kandilinin Türk ve İslam dünyasının yükselişine vesile olması dileklerimle tüm okuyucularımın kandilini kutlarım.
(1) Müttefegun aleyh: Üzerinde ittifak edilen şey; Sahabe tarafından müttefekun aleyh olan hususlar, bütün sahabenin ittifak ettiği ve hiçbirinin muhalefet etmediği hususlarlardır. Fıkıh sahasındaki müttefekun aleyh ise, imam ve müctehidlerin ittifak ettikleri hükümlerdir.
(2) Mütevatir haber: Dini metinlerde ise bir haberin, yalan üzerine birleşmeleri mümkün olmayan ve her zaman kendilerine güvenilen kimseler tarafından bildirilmesi olarak tanımlanır.
Mütevâtir hadis genellikle, her tabakada yalan üzere ittifak etmeleri tasavvur olunamayan kalabalık bir topluluk tarafından rivâyet edildiği için doğruluğunda şüphe bulunmayan hadis olarak tanımlanmaktadır.
