Akıl Penceremden: Türkiye’yi Birlikte Düşünmek | 4. Hafta Cuma-
Ortak Değerler Mümkün mü? Ortak Payda İnşası İçin Üç Gerçekçi Adım
Ortak değer arayışı, herkesi aynılaştırmak değildir. Farklılıklar içinde birlikte kalabilmenin zeminini kurmaktır.
Kısa hatırlatma
Bu hafta önce birlikte yaşama kültürünü güven ve mesafe üzerinden konuştuk. Ardından kutuplaşmanın dili nasıl sertleştirdiğine baktık. Şimdi soruyu daha net sorabiliriz: Ortak değerler mümkün mü?
Cevabım: Evet, mümkün. Ama doğru tanımlarsak.
Ortak değer ne değildir?
Ortak değer; tek tip düşünmek, tek tip yaşamak, tek tip konuşmak değildir. Hatta tam tersine: ortak değer, farklılıkların bir arada kalmasını sağlayan asgari zemindir.
Bu zemin genellikle şunları içerir:
- insan onuruna saygı
- şiddeti reddetme
- adalet duygusu
- emeğe saygı
- fırsat eşitliği
- kurala güven ve öngörülebilirlik
Bu başlıklar ideolojiden bağımsız şekilde toplumun geniş kesimlerinde karşılık bulabilecek bir ortak payda çerçevesi sunar.
Neden zorlanıyoruz?
İki temel nedenle:
1) Güven zayıfladığında
Güven düştüğünde insanlar karşı tarafın iyi niyetine inanmaz. Her söz “tuzak” gibi duyulur. Ortak değerler bu yüzden sadece “metin”de kalır.
2) Mesafe kimliğe dönüştüğünde
Mesafe zamanla “biz ve onlar” üretir. Bu üretim başladığında ortak değer konuşmak bile zorlaşır; çünkü ortak değer konuşmak, karşı tarafı “meşru muhatap” görmek demektir.
Üç gerçekçi adım: Ortak payda nasıl büyür?
Bu iş büyük nutuklarla değil, uygulanabilir adımlarla olur.
1) Adaletin görünür kılınması
Adalet yalnız mahkeme başlığı değildir. Liyakat, şeffaflık, kamu hizmetine erişim, fırsatların dağılımı… İnsan “hakkım yenmiyor” dediği yerde yumuşar.
2) Ortak yaşam alanlarının güçlendirilmesi
Okul, mahalle, belediye hizmetleri, afet dayanışması, spor-kültür alanları… Toplumun “aynı yerde bulunma” kapasitesini artıran her şey ortak paydayı büyütür.
3) Dil disiplini: Eleştiri var, düşmanlaştırma yok
Eleştiri demokrasinin parçasıdır. Ama eleştirinin dili düşmanlaştırmaya dönünce ortak payda daralır. Dil disiplini bir nezaket meselesi değil; toplumsal güven meselesidir.
Haftanın özeti
Bu hafta üç yazıda aynı yere geldik: Toplumu bir arada tutan şey, herkesin aynı düşünmesi değil; aynı zeminde kalabilmesidir. Bu zemin güçlendikçe, farklılıklar daha yönetilebilir hale gelir.
Gelecek hafta: 5. Hafta seri notu
5. Hafta (Teknoloji, Dijitalleşme ve Türkiye) | Seri Notu
Gelecek hafta, teknolojiyi bir “gündelik araç” değil, çağın belirleyici kuvveti olarak ele alacağız: yapay zekâ çağında insan, dijital kültürün topluma etkisi, fırsatlar ve riskler… Üç yazı boyunca, yenilikçiliği romantize etmeden; dönüşümün maliyet ve imkanlarını birlikte tartacağız.
Cuma Notu
Bugün aynı zamanda Cuma. Düşünmenin, durup muhasebe yapmanın; kalabalıklar içinde biraz sükûnet aramanın günü. Bu vesileyle, tüm kıymetli okuyucularımızın Cuma’sını gönülden tebrik ediyorum. Duaların, niyetlerin ve iyi temennilerin; ortak akla, adalete ve toplumsal huzura katkı sunduğu bir gün olmasını diliyorum. Akıl penceremiz açık, vicdanımız diri kalsın.
Dr. Oğuz Poyrazoğlu
Milli Ses – Akıl Penceremden – Köşe Yazarı
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi
E-posta: opoyrazoglu@gazi.edu.tr
#ortakdeğerler #toplumsalsözleşme #toplumsalgüven #sosyaluyum #dildisiplini #kutuplaşma #birlikteyaşama
