CHP yönetiminin yolsuzlukları savunmak uğruna gözünü karartmasına karşı önce sessiz kalmayı tercih ettiler.
Dur durak bilmeyen ilerleyişin ardından ise itirazlarını dile getirmeye başladılar.
Şahıslara değil, parti ilkelerine bağlılığı hatırlattılar.
Şaibelerin gölgesinde hareket edilemeyeceğini, bu nedenle arınmanın gerekliliğini belirttiler.
***
Yani karşı karşıya olunan yolsuzluk sınavında CHP içindeki herkes Özgür Özel ve yakınındakiler gibi boş kâğıt vermedi.
Skandalların merkezindeki bir ismin “kahraman” gibi pazarlanmasına karşı çıkanlar oldu.
Henüz aklanmamış birinin aklanmış gibi sahiplenilmesine şerh düşüldü.
Bugün gelinen noktada ise partiyi bölen bu fay hattı artık gizlenemez hale geldi.
***
Parti yönetimi bu bölünmüşlüğü ortadan kaldırmak için kafa yormak yerine, daha da derinleştirici adımlar attı.
Arınma çağrısı yapan herkes ihraç tehdidiyle hizaya getirilmeye çalışıldı.
İhraçların devam etmesi halinde oluşan gerilimin bir noktada patlayacağı, toplu istifaların olacağı fısıldandı.
Hatta istifa edenlerin yeni parti kurulacağı, yeni partide yer alacakların sayısının grup kuracak çoğunluğa ulaştığı bile yüksek sesle dile getirilmeye başlandı, ama CHP yönetimi bildiğini okumaya devam etti.
En son “parti rüşvet ve yolsuzluktan arınmalı” diyen 30 eski CHP ilçe başkanı ihraç edildi.
***
CHP İstanbul Milletvekili Engin Altay yaşananları “CHP korkuyla değiş fikir özgürlüğüyle büyümüştür. Yıllarca emek vermiş partililerimizin düşünceleri nedeniyle dışlanması birliğimizi güçlendirmez, zayıflatır” şeklinde yorumladı.
CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, ihraç edilen il örgütü yöneticilerine destek verirken mevcut yönetime “parti içi demokrasi hatırlatması”nda bulundu.
CHP’de en ilginç tepki ise İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı’dan geldi.
Salıcı, “Sayın Genel Başkanımızın Adalet Bakanı’nın mal varlığını açıklama sözü hem parti hem de ülke kamuoyunda güçlü bir beklenti yaratmıştır. Kamuoyu Sayın Genel Başkanımızdan söz konusu iddiaları duymak isterken geçmişte ilçe başkanlığını yapmış arkadaşlarımızın partimizden ihraç edilmeleri, Cumhuriyet Halk Partisi’nin en müstesna zenginliklerinden parti içi demokrasiye vurulmuş bir darbedir” ifadelerini kullandı.
***
Açıklamadaki bir taşla tek kuş vurma hedefi, Salıcı’nın Özel’e net biçimde odaklandığını gösteriyor.
Bu sözler, siyasetin en risksiz tasfiye yöntemini uygulamaya koymanın rahatlığını yaşayan Özel’in huzurunu kaçırsa da o sessizliğini korumaya devam ediyor.
Parti içi itiraz baskısı olmadan yalnızca Ekrem İmamoğlu merkezli siyaseti daha rahat savunacak olanın kim olduğu sorusu bir yana, asıl sorulması gereken soru, parti içindeki muhalefeti tasfiye eden bu sert tutumun stratejik hedefinin kendi adaylığının önünü açmak olup olmadığıdır.
Ve cevap, Özel’in çekilen savaş baltalarını umursamayıp “giden gider, kalan sağlar bizimdir” tavrına bürünmesinde aranmalıdır.
