
Müsavat Dervişoğlu: “PKK ile muhatap olmak, İmralı canisi ile iş tutmak; İsrail’le iş tutmanın ta kendisidir.”
Vay vay vay…
Analizdeki derinliğe bakar mısınız?
Bu derinliği herkes yakalayamaz(!)
Ancak Müsavat Dervişoğlu gibi biri yakalayabilirdi (!)
Ama sorun tam da burada: Müsavat Dervişoğlu, dün iş tuttuklarını unutmuş gibi görünüyor. Metni kaleme alan kişi de, kim olursa olsun, Dervişoğlu’nun siyasi geçmişini bilmiyor olmalı. Ne bileyim böyle HDP ile iki kez ittifak içinde olmuş kişi ağzından çok iddialı cümleler kurmak… Tuhaf…
Her şeyden önce, elmalarla armutları karıştırmak bir partinin zekâ seviyesine dair fikir verir.
İmralı’daki Öcalan’a şu çağrıyı yaptırmak:
“PKK’nın anlam yoksunluğu ve aşırı tekrarı, ömrünü tamamlamasına ve feshini gerekli kılmasına yol açmıştır. Ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültürel çözümler tarihsel toplum sosyolojisine yanıt verememektedir. Bu koşullarda silah bırakma çağrısında bulunuyor ve bu çağrının tarihî sorumluluğunu üstleniyorum. Devlet ve toplumla bütünleşme adına kongrenizi toplayın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir.”
Eğer bu, “İsrail ile iş tutmak” olarak tanımlanacaksa; sizin yaptığınız gibi, Suriye’de İsrail’in kara gücü olarak kullandığı YPG’yi korumaya çalışmak nedir?
İmralı’daki Öcalan’ın, kurduğu terör örgütü PKK’ya “kendinizi feshedin, silah bırakın” demesi mi İsrailcilik; yoksa Türkiye-Suriye iş birliğiyle YPG’nin kontrol ettiği alanlardan çıkarılmasını şu sözlerle senin yaptığın gibi küçümsemek mi Müsavat Dervişoğlu?
“Şimdi kalkmışlar, Suriye’deki gelişmeleri sanki bir zafermiş gibi sunmaya çalışıyorlar… İçindeki en etkili silahlı unsur olan PKK’yı perdelemek için uydurdukları SDG, Fırat’ın batısından çıkarılınca bunu uluslararası bir başarı gibi pazarlamaya kalkıyorlar.”
Bu yaklaşımın buram buram İsrailcilik kokuyor değil mi?
Beşar Esad devrildikten sonra, YPG’nin kontrolündeki birçok bölge geri alınmaya başlanıp Halep’e Türk bayrağı asıldığında da ortaya çıkıp “Maceradan uzak duralım” diyen ve şu açıklamayı yapan da sen değil miydin, Müsavat Dervişoğlu?
“Bu örgütlerin hemen hepsi birbiriyle bir şekilde kavgalıdır. Maalesef her birinin ülkemizde sempatizanları, taraftarları ve aktif mensupları bulunmaktadır. Belli ki bugün Suriye’yi karıştıran el, yarın Türkiye’ye uzanacaktır. Bunu önlemenin yolu gerçekçi olmak, maceradan uzak durmaktır.”
Bu sözlerin anlamı şu değil mi: PKK/YPG ile mücadele etmeyin; İsrail’in planı neyse ona dokunmayın.
İsrail beslemesi YPG’ye karşı yapılan Zeytin Dalı Operasyonuna “Tek adam rejimini kalıcı kılmaktan başka hiçbir amaca hizmet etmeyecek ve beka sorunu yaratabilecek Afrin savaş senaryolarına İYİ Parti tamamen karşıdır” derken de o İsrail damarınız harekete geçmişti değil mi?
İsrail’in elinde silahlı bir PKK’ya ihtiyaç duyduğu ortada iken, silah bırakacak ve örgütü feshedecek bir PKK’nın İsrail’le nasıl bir bağı olabilir?
İsrail’in duruşunu yansıtan Haaretz gazetesi dahi, “PKK’nın silah bırakması İsrail’in çıkarlarını tehlikeye sokabilir” açıklamasıyla Türkiye’nin nokta atışı stratejisini fiilen kabullenmiş oldu. Buna rağmen “Terörsüz Türkiye” hedefini eleştirirken kullanılan dil, ciddi bir çelişki barındırmaktadır.
PKK’nın silah bırakması, ABD ve İsrail’in taşeron olarak kullanabileceği bir terör mekanizmasına darbe vurmak anlamına gelir.
Müsavat Dervişoğlu ise hem olaylara sığ bir siyasi perspektifle yaklaşmakta hem de Suriye’deki YPG yapılanmasına karşı yürütülen mücadeleyi basitleştirerek çelişkili bir tutum sergilemektedir.
Öcalan’ın İmralı’daki bir heyet görüşmesinde sarf ettiği sözler de özellikle bazı aktörlere İsrail vurgulu mesaj vermemiş miydi?
“Hâlâ silah, silah diye zırvalıyorlar. Yüzde 90 hallettik. Hâlâ silah, silah diyorsunuz. Böyle konuşmazlar. Bunlar alçaklar, şerefsizler, şehvet düşkünü. Mezarımızı kazıp bizi öldürüp gömmek mi istiyorlar? Daha ağır şeyler söyleyeceğim ama… Bunlar savaş istiyorlar. Gazze’yi siz beslediniz, tahrik ettiniz. İsrail’i ise teşvik ettiniz. Hızla bizi buraya sürüklemek istiyorlar. Durdurun bu insan ölümlerini; durdurmuyorlar. Ben barış istiyorum. Siz siyasi ve askerî olarak hareket ediyorsunuz.”
***
Öcalan İmralı’da Pervin Buldan ile yaptığı bir görüşmede ise, onun Roma’da geçirdiği kazanın sıradan olmadığını ifade ederken “İsrail beni öldürmeye çalışıyor.” demişti.
Bu sözler ve diyaloglar, PKK içinde ayrıştırma çabalarına ve farklı güç odaklarının örgüt üzerindeki etkisine dair tartışmaları da beraberinde getirmektedir.
Türk devleti, bir yandan PKK ile mücadelesini sürdürürken diğer yandan geliştirdiği strateji doğrultusunda, örgüt üzerindeki otorite kanallarını kullanarak fesih ve silah bırakma sürecini sağlamaya çalışmaktadır.
Müsavat Dervişoğlu’nun tutumuna bakıldığında ise hem Amerikancı hem de İsrail yanlısı bir çizgiye savrulduğu çok net gözükmektedir.
Bir bakıma, “Hem ayranım dökülmesin hem yoğurdum ekşimesin.” anlayışıyla hareket etmektedir.
Müsavat Dervişoğlu’nun dile getirdiği konularda tutarlılık ve ciddiyet görmek zordur. Asıl amacının, MHP’yi yıpratarak CHP’ye yakınlaşma çabası ve oy kaybeden partisine yeni bir istismar alanı açmak olduğu çok nettir.
Aklıselim sahibi bir vatan evladı, bölgede savaş başlamış ve çatışmaların genişleme tehlikesi belirmişken, ABD ve İsrail’in planlarını bozmaya yönelik ortaya konan “Terörsüz Türkiye”, “Terörsüz Bölge” hedefine neden karşı çıksın?
Çıkıyorsa emin olun: O kişi CIA ve MOSSAD beslemesidir.
