Geçtiğimiz hafta, MHP bünyesinde sıfat taşıyan yöneticilerin muhataplığında iki olay yaşandı. Bunlardan ilki, alkol masasında sela okuduğu görüntülerle gündeme gelen, MHP Burdur’un Gölhisar ilçesinde görev yapan İl Genel Meclisi Üyesi Abdullah Aksoy olayıydı. Diğeri ise kumar masasında çekilmiş görüntüleri ortaya çıkan MHP Aydın İl Başkanı Haluk Alıcak’ın yaşadığı olaydı.
Aman Allah’ım…
CHP merkezli muhalefet medyası, sosyal medya hesapları ve troller, adeta seferberlik ilan etmişçesine bu görüntüleri büyük bir hassasiyet taşıyorlarmış gibi defalarca dolaşıma soktu. Adeta çıldırmış gibi paylaşıyorlardı.
Türk-İslam ülküsüyle tanımlanan bir davada, bu iki olayın savunulacak ya da üzeri örtülecek herhangi bir tarafı elbette yoktur. Nitekim MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli de bu ve benzeri her olayda gösterdiği hassasiyeti bu hadiseler karşısında da göstermiş; ihraç ve görevden alma yönündeki net ve tartışmasız tavrını açıkça ortaya koymuştur.
Her partide yaşanan ya da yaşanabilecek bu tür olaylar karşısında asıl önemli olan, kurumsal olarak nasıl bir duruş sergilendiğidir.
MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin; yolsuzluğa, rüşvete ya da herhangi bir ahlaksızlığa bulaşan milletvekili, belediye başkanı veya il başkanı karşısındaki tutumu zaten son derece nettir.
Sayın Devlet Bahçeli, “ama”, “fakat”, “lakin” gibi kelimeleri birer joker olarak kullanmaz. Gereği neyse onu yapar. Ya “aklan gel” der, ya ihraç eder ya da görevden alır…
Peki, MHP’nin içinde yaşanan herhangi bir olayı seferberlik hâlinde kara propagandaya dönüştürenler, kendi bünyelerinde yaşanan benzer olaylar karşısında nasıl bir tavır sergiliyor? Elbette klasik yöntemle; “görmedim, duymadım, bilmiyorum” diyerek üç maymunu oynamayı tercih ediyorlar.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in mitinglere alkol alıp çıktığı konuşulmuştur. Hem de CHP’li milletvekilleri şahit gösterilmiştir.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, merhum Kamer Genç’in mezarı başında alkol kadehiyle poz verdiği video ortaya çıkmıştır.
CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı olarak açıkladığı Ekrem İmamoğlu’nun, bir gün zil zurna sarhoş bir vaziyette kamera karşısına çıktığı görüntüler de hafızalardadır.
O kadar örnek var ki… Hangisini sayalım…
2022’de CHP Edirne Enez İlçe Başkanı Vedat Avcu’nun, “Ramazan ayını karşılıyoruz” notuyla paylaştığı alkollü masa fotoğrafı… Benzer şekilde bazı CHP’li ilçe başkanlarının iftar sonrası alkollü masa paylaşımları…
Belediye başkanları cephesinde de tablo farklı değildir…
Ankara Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu’nun, Ramazan ayında belediyeye ait bir kültür merkezinde viski masası başındaki görüntüleri… Denizli Buldan Belediye Başkanı’nın cuma mesajını alkollü bir fotoğrafla paylaşması ve ardından apar topar kaldırması da hafızalara kazınmıştır.
Şehitleri anma günlerinde içkili eğlence yapıldığı iddiaları, Sarıkamış şehitleri anma programları öncesi gece düzenlenen alkollü organizasyon haberleri de gündemi meşgul etmiştir.
O kadar örnek var ki…
Milletvekillerinden ilçe başkanlarına, belediye başkanlarından parti etkinliklerine kadar uzanan bu tabloyu hangisini saysak eksik kalır…
Kimsenin özel hayatına karışacak değilim. Ancak hangi kurum olursa olsun, bünyesinde bir sıfat taşıyan ve yönetici konumunda bulunan kişilerin, alkolle ilgili davranışlarını taşıdıkları sıfata, mensubu oldukları kuruma ve oradan da topluma yansıtmamaları gerekir. Acizlikler ve zaaflar buradan yayılmakta; iradesini kaybetmiş bedenler topluma kötü örnek olmaktadır. Bu tür davranışlar, millî ve manevî değerlere bu hâlleriyle savaş açmak anlamına gelmektedir. Yönetenle yönetilenin kadeh tokuşturmaması, otoritenin tesisi ve ahlakın korunması adına da önemlidir.
İhraç edilen MHP Burdur’un Gölhisar ilçesinde görev yapan İl Genel Meclisi Üyesi Abdullah Aksoy’un hâli de, örnek verilen CHP’lilerin hâli de ibretliktir.
Siyasetçi ve yönetici, olumlu ya da olumsuz davranışlarıyla topluma örnek teşkil etmektedir.
Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilig adlı eserinde yöneticilerin (bey, hükümdar, devlet adamı) sahip olmaması gereken kötü huylar ve alışkanlıklar konusunda yüzyıllar önce şöyle uyarmıştır:
“Bey içki içer ve oyunla vakit geçirirse, memleket işlerini düşünmeye ne zaman fırsat bulur? Bey içkiye müptela, müfsit ve kaba olursa, onun bütün halkı da ayyaş olur. Halkın bütün uygunsuzluklarını beyler düzeltir; bey uygunsuzluk ederse onu kim yola getirir?”
Ne var ki ülkemizde bu meseleler; toplumsal değerlerin korunması, düzen ve intizamın tesisi açısından değil, çoğu zaman siyasi istismar ve tuzak kurma aracı olarak ele alınmaktadır. Siyasi alanda yaşanan bu tür olaylar karşısında sergilenen tutumlara bakıldığında tablo genellikle aynıdır.
Başkası yaptığında linç etmek, kendinden olunca susmak…
Bu, maalesef artık yaygın ve kanıksanmış bir davranış hâline gelmiştir.
MHP’nin muhatap olduğu olaylarda bu davranış sık sık önümüze çıkmaktadır. Geçmişteki yazılarımda bu gibi konuları defalarca yazdım.
MHP’nin başında Devlet Bahçeli gibi bir lider olduğu sürece, MHP’ye yakışmayan her davranışın mutlaka bir cezası vardır.
MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli; ortaya çıkan iddialar, şüpheler, görüntüler, yargı kararları ve somut gerçekler karşısında, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in yaptığı gibi “Bizde rüşvet yok, irtikap yok, yalan yok, zimmet yok, yolsuzluk yok; bize karşı iftira var.” diyerek olayları halı altına süpürmez. Özgür Özel, CHP’li belediye başkanlarının adının karıştığı yolsuzluk ve rüşvet olaylarında (somut belge ve görüntülere rağmen) “yargı gerekeni yapsın, yargıdan aklanıp gelsinler” diyememiştir.
Siyasette oturmuş bir helal ve ahlak kavramı kurumsal bir sistem hâline gelmezse, bunun zararını Türk milleti görmektedir.
Herkes yaşanan olayları siyasi malzeme olarak kullanmaktan vazgeçmeli; meselelere toplumsal değerleri koruma ve çürümeyi engelleme perspektifinden bakmalıdır. Aksi hâlde “bu düzen böyle gelmiş, böyle gider” anlayışının çarkları kıyamete kadar dönmeye devam eder…
