Şükrü ALNIAÇIK


Suriye'deki İsrail- PYD/PKK aşkının tarihi temelleri

Suriye'deki İsrail- PYD/PKK aşkının tarihi temellerini, 10 yıl önceden görüp de kaleme almışsak bırakın da Suriye İç Savaşı ve PKK'nın Feshi konusundaki Devlet Bahçeli İnisiyatifi hakkında biz konuşalım...


Suriye'deki İsrail- PYD/PKK aşkının tarihi temellerini, 10 yıl önceden görüp de kaleme almışsak bırakın da Suriye İç Savaşı ve PKK'nın Feshi konusundaki Devlet Bahçeli İnisiyatifi hakkında biz konuşalım... 

İşte 1959 Kerkük Katliamının yıldönümü olan 14 Temmuz 2015'te kaleme alınan ve ertesi günü MHP'nin o günkü yayın organı sayılan Ortadoğu Gazetesi'nde yayınlanan o yazı…   

Saygıyla…

***

14 Temmuz: Arz-ı Mev’ud, Misak-ı Millî’ye Karşı!..

Kardeş kavgası, Türkiye’ye 1968 Paris’inden değil, 1959 Irak’ından girmiştir. Türkiye’de 12 Eylül öncesinde gençlerin o kadar rahat adam vurmasının kaynağı, 14 Temmuz, vahşi PKK felsefesinin doğum yeri Kerkük, doğum yılı, 1959’dur.

14 Temmuz Kerkük katliamı, Türk Kurtuluş Savaşının yeminli siyaset belgesi olan Misak-ı Milliye vurulmuş en büyük darbedir.

Bu açıdan bakıldığında PKK Terörü de fonksiyonel açıdan kronik bir 14 Temmuz 1959 Katliamından başka bir şey değildir.

Hedef, Araplara karşı kullanışlı bir askeri güç elde edebilmek için Türk-Kürt kardeşliğini bozmak ve “Kürtleri İsrail’in askeri yapmak”tır.

Modern bir hava kuvveti ve hava savunma sistemi olmayan ülkelerin bir bütünden koparak eskisinden daha bağımsız olması mümkün değildir.

Barzanilerin 1960’larda MOSSAD ajanlarıyla çektirdiği fotoğrafları internette görmeyen kalmamıştır. 

Yani her şey meydan okuyarak, gözümüzün önünde olup bitmektedir. İsrail-Barzani dostluğu, en az İsrail- Salva Kiiri (Güney Sudan kurucusu) kadar derin ve uzun solukludur. 

İsrail’in Arapların içindeki veya çevresindeki Arap olmayan veya Müslüman olmayan topluluklarla iyi ilişkiler kurması sürpriz değildir.

14 Temmuz Kerkük katliamı, Misak-ı Milli Belgesindeki “30 Ekim 1918 Mondros sınırının kuzeyinde kalan Müslümanların tek millet olduğu” iddiasına vurulmuş en ağır darbedir. 

55 yıl sonra geriye dönüp baktığımızda bu ayrışmanın sadece ve sadece İsrail’i sevindirdiğini görmek için fazladan hiçbir uyarıcıya gerek yoktur.

1959’da, Kerkük’te ne oldu?..

Irak’ta İngilizlerin kurduğu Manda Krallık rejimi, 14 Temmuz 1958’de bir ihtilalle sona ermiştir.

İhtilalden 3 ay sonra 22 Ekim 1958’de Molla Mustafa Barzani (Mesut’un babası) Kerkük’ten geçerek, büyük tantanalarla Süleymaniye’ye gider.

Peşine taktığı komünist Kürtler büyük azgınlıklar içinde, önlerine gelen Türklere hakaret eder, hadise çıkartır; “Kerkük’ü terk edin, Kerkük bizimdir” diye bağırırlar. (14 Temmuz’a hazırlık!)

14 Temmuz Katliamı, 14 Temmuz İhtilalinin yıldönümünde Komünistlerle fanatik Kürtlerin, ordu birliklerinde de destek görerek, Türklere saldırmasıyla başlar.

Olayın Komünist Rusya’dan destek alan Molla Mustafa Barzani’nin sürgünden ülkesine dönmesinin akabinde meydana gelmesi, “Marksist ideolojiye kasten etnik ırkçılık (irredantizm) karıştırıldığını” gösteriyor. 

Önce 30 kadar Türkmen şehit edilir. Bununla yetinmeyen katiller, öldürdükleri Türklerin bazılarının cesetlerini ayrı istikamete giden iki cipe bağlayarak parçalayıp direklere asarlar. Üç gün içinde 36 Türkmen öldürülür, yüzlercesi yaralanır. Türkmenlere ait iş yerleri ve dükkânlar yağmalanır.   

Arz-ı Mev’ud Misak-ı Milliye Karşı!..

14 Temmuz olayı bu vahşi yönüyle, tarihi bir “kin tohumu ekme operasyonu”dur.

MOSSAD, Misak-ı Milliyi ve bin yıllık kardeşliği tarihten silmeye çalışmıştır. Çünkü Musul yönünde büyüyecek bir “Misak-ı Milli Türkiyesi” Tevrat’taki “Arz-ı Mevud” a engeldir.

Haber duyulunca Türkiye büyük bir üzüntü içine girer. Bu arada Sosyalizmin sesi “Moskova radyosu” baskın çıkmak için Kerkük olayının, “Musul Petrol bölgesini ilhak etmek isteyen Türkiye'nin eseri olduğunu” iddia eder. 

Bunun üzerine Türk hükümeti, 28 Temmuz 1959 günü yayınladığı resmi bir açıklamada “Kerkük'teki kanlı hadiselerin yegâne sorumlusunun beynelmilel Komünizm olduğunu, Moskova Radyosunun bu konudaki iddialarının hezeyandan başka bir şey olmadığını” sert bir dille ifade eder. 

29 Temmuz 1959’da Irak Başbakanı General Kasım, bir basın toplantısı yaparak “Kerkük'te komünistlerin Türklere yaptıkları mezalimi dünyanın en alçak cinayetleri” olarak vasıflandırır ve “faşistlerin bile bu kadar vahşice davranmadıklarını” söyleyerek; Kerkük hadiseleri sırasında çekilen bazı fotoğrafları cebinden çıkararak gazetecilere gösterir. 

Ankara'nın bu açıklama ile tatmin olmaması üzerine, Irak Başbakanı 3 Ağustos günü ikinci bir açıklama yaparak: “Kerkük hadiseleri sırasında çekilen 750 fotoğrafın eline bulunduğunu, bu olaylarda birçok Türk'ün diri diri toprağa gömüldüğünü, cinayet faillerini şiddetle cezalandıracaklarını” ifade etmek zorunda kalır. 

Bugünkü bilgilerimiz, Lozan’a göre de tek ulus ve Türk kabul edilen Misak-ı Milli sınırları içinde yaşayan Müslüman nüfusun ayrışma fitilini ateşleyen bu olayda MOSSAD parmağı olması ihtimalini de kuvvetlendiriyor. 

1959 Kerkük Katliamından en karlı çıkan ülke, Kürtçülük tohumlarını Türkiye yönüne saçarak Misak-ı Milli’yi gündemden kaldıran ve Arz-ı Mevud’a doğru bir adım daha atan İsrail olmuştur.

Şükrü Alnıaçık, Ortadoğu Gazetesi, 15 Temmuz 2015

YAZARLAR