Akıl Penceremden: Türkiye’yi Birlikte Düşünmek
Umutlu Gerçekçilik Mümkün mü? Türkiye’nin Yol Haritası Üzerine Serinkanlı Bir Deneme
Umut, veriye yaslanınca strateji olur; veriyi yok sayınca teselliye dönüşür.
İki yazının kısa özeti
İlk yazıda “Türkiye’nin yeri”ni; ikinci yazıda “yeni riskleri” konuştuk. Şimdi soru daha net: Bu tablo içinde umutlu gerçekçilik mümkün mü?
Ben mümkün görüyorum. Ama bunun yolu, “iyimser cümleler” değil; plan, program ve kurumsal disiplin.
Umutlu gerçekçilik: ne değil, ne?
· Popülist bir moral yükseltme değil,
· Karamsar bir teslimiyet de değil.
Umutlu gerçekçilik; hedef–kapasite–risk üçgenini aynı anda görebilmektir.
Türkiye’nin ulusal belgeleri bize hangi çerçeveyi veriyor?
1) On İkinci Kalkınma Planı (2024-2028):
Plan, beş ana eksen tanımlıyor: “istikrarlı büyüme”, “yeşil ve dijital dönüşüm”, “nitelikli insan”, “afetlere direnç” ve “adaleti esas alan demokratik iyi yönetişim.”
Bu, umutlu gerçekçiliğin “omurgası”dır: Ekonomi + insan + yönetişim aynı anda ilerlemezse, sürdürülebilir sonuç zor.
2) Orta Vadeli Program (OVP 2026-2028):
SBB’nin resmi duyurusu, OVP’nin 2026-2028 dönemini kapsadığını ve kamuoyuna açıklandığını teyit ediyor.
Ayrıca OVP’nin Resmi Gazete’de yayımlandığına dair duyurular, hedeflerin “resmî çerçeve” olarak konumlandığını gösteriyor.
(Uygulamada kritik olan: hedeflerin bütçe disiplini, verimlilik ve sosyal denge ile desteklenmesi.)
3) Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi (2021-2025):
Resmî Gazete’de yayımlanan 2021/18 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi metni, “Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi (2021-2025)” başlığını doğrudan taşıyor.
Bu, teknolojinin artık “lüks” değil, ulusal strateji konusu olduğunun resmi işaretidir.
Peki umut nereden doğar?
Umut, “dışarısı düzelecek” beklentisinden doğmaz. Dünya Bankası’nın belirsizlik vurgusu, dış koşulların kolay olmayacağını söylüyor.
Bu yüzden umutlu gerçekçilik, içeride üç şeye dayanır:
1) Öngörülebilir ekonomi
IMF değerlendirmeleri, dezenflasyon sürecinin kademeli ilerlediğini ama yüksek enflasyonun yatırım/üretkenliği zorlayabileceğini belirtiyor.
Bu tablo, istikrarı “bir kez yakalanıp bırakılan” değil, sürekli üretilen bir kamu politikası hedefi haline getiriyor.
2) İnsan kaynağı ve verimlilik
Planın “nitelikli insan” ekseni, ekonomik hedeflerin sigortasıdır. Çünkü teknolojiye dayalı rekabet, işgücü kalitesini doğrudan fiyatlar.
3) İyi yönetişim ve hukuk güvenliği
Planın “adaleti esas alan demokratik iyi yönetişim” vurgusu, yalnız bir ideal değil; yatırım, inovasyon ve toplumsal huzur için pratik bir gerekliliktir.
Sonuç: Umut, programla birleşince ülke kapasitesine dönüşür
Türkiye’nin geleceği, “çok güçlü yanlarımız” ile “çok gerçek risklerimiz”in aynı anda yönetilebildiği ölçüde aydınlanır. Umutlu gerçekçilik, tam da bu yönetim becerisinin adıdır.
Bu haftayı burada kapatırken, gelecek hafta “Ekonomi: Rakamların Ötesi” başlığıyla; günlük hayatın ekonomisini, orta sınıfın dönüşümünü ve üretim–emek–adalet ilişkisini konuşacağız. Çünkü asıl soru, sayılardan çok hayatın kendisinde gizli.
Dr. Oğuz Poyrazoğlu
Milli Ses – Akıl Penceremden Köşe Yazarı
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi
E-posta: opoyrazoglu@gazi.edu.tr
