ŞİA MOLLA REJİMİNİN DEĞİL,
MAZLUM İRAN HALKININ
TARAFINDAYIZ…
-İRAN’IN ŞİA MOLLA REJİMİ;TÜRK
DÜŞMANIDIR,
-İRAN’IN ŞİA MOLLA REJİMİ; İSLAM
DÜŞMANIDIR.
DÜŞEN İKİ İRAN FÜZELERİ İÇİN
DERİZ Kİ:
-CAMINIZA TAŞ ATILMASNI İSTEMİYORSANIZ, BAŞKASININ
CAMINA TAŞ ATMAYACAKSINIZ!

*Şİİ HİLALİ hayaliyle ABD ile anlaşıp Afganistan'a, Irak'a, Suriye'ye, Yemen'e, Lübnan'a çöken İRAN,
*Musul'u Felluce'yi Ramadi'yi, Bağdat'ı ABD ile bir olup talan eden İRAN,
*Halep'i, Hamayı, Humus'u, İdlib'i ABD'yle birlikte bombalayıp viran eden İRAN,
*”Esad düşerse İsrail'in güvenliği tehlikeye girer" diyen İRAN,
*ABD-Rusya ile bir olup yüzbinlerce müslümanı katleden İRAN,
*Obama’nın Şİİ HİLALİ planıyla “İslam alemine lider olup Türkiye’yi silme” sözü veren İRAN,
*Türkiye'ye karşı darbeci HAFTER'e destek veren İRAN,
*Yıllardır terör örgütü PKKya kol kanat geren İRAN,
*NÜKLEER görüşmelerinde ABDye karşı Brezilya ile birlikte büyük risk alan Türkiye'yi yüzüstü bırakan İRAN,
*KUDÜS için Erdoğan’ın ABD/İsrail’e karşı verdiği uluslarası mücadelede yalnız bırakan İRAN,
*AKDENİZ 'kuşatması'nda YEDİ DÜVELİN safında yer alan İRAN,
*Yakın tarihe kadar Mısır’da darbeci SİSİ’yle Türkiye aleyhinde çalışan İRAN,
*Libya'da…BAE-SİSİ-SUUD-İSRAİL- FRANSA-YUNANİSTAN-ABD-RUSYA ile bir olup karşımıza Kasım Süleymani ile dikilen İRAN,
*Tebriz'de Müslüman Hanefi Türkleri, Mahabad'ta Müslüman şafii kürtleri yıllardır ağır işkence ve idamlarla asimile uygulayan şia bozması İran,
*Suriye'de yaptığımız her harekata ABD'den önce karşı çıkan İRAN şimdi çıkmış, "ABD'nin küstah eylemlerine birlikte karşı koyalım” diyor..
Size tanıkların ağzından bir olay anlatayım…
Tarih 28 Ocak 2014…
Erdoğan, resmi temaslar için Tahran’da. Ziyaret kapsamında İran Cumhurbaşkanı Ruhani ile görüştü. Ama asıl kritik görüşme, Ayetullah Ali Hamaney’le yapılan uzun ve gergin oturumdu .
O görüşmede Erdoğan, yalnızca bir devlet adamı olarak değil, bir Müslüman lider sorumluluğuyla konuşuyordu. Ayetlerle, hadislerle, İslam tarihinden verdiği örneklerle Hamaney’i ikna etmeye çalışıyordu.
Cümleleri yürektendi. Suriye’de akan kanı durdurmak için sesleniyordu.
Ancak Hamaney’in yanıtı, bütün bu çağrıya, insanî hassasiyete ve İslam kardeşliğine karşılık vermekten çok uzaktı.
Donuk bir yüzle, tek kelime konuşmadan dinledi. Ardından sanki bir pazarlık masasına oturmuş gibi, hissiz, soğuk, donuk bir şekilde şöyle dedi:
“100 bin değil, isterse 5 milyon kişi ölsün. Suriye bizimdir. Tarihî olarak da Irak ve Suriye, İran’a aittir. Ben Irak’a gittim, orada Farsça konuşan binlerce insan var. Bu topraklar bizim kültürel mirasımızın parçasıdır.”
O an odadaki hava değişti. Erdoğan'ın yüz ifadesi sertleşti. Sesini yükseltti.
Artık diplomatik dil bir kenara bırakılmıştı. Karşısında acıdan, zulümden söz eden bir lider değil; gözünü mezhepçi yayılmacılık bürümüş bir rejim temsilcisi vardı.
Görüşme kısa sürede sona erdi.
Erdoğan, orada Suriye’deki savaşın artık sadece bir siyasi kriz değil, bir medeniyet kırılması, bir vicdan yarılması olduğunu açıkça görmüştü.
Şimdi tekrar soralım:
Mezhepçi ve ırkçı İran rejimine üzülmeli miyiz? Zulümle kurulan bir düzenin altında kalmaya mahkûm olduğunu bilen ama yine de ısrarla o zulmü sürdüren bir rejime acınır mı?
Elbette İran halkıyla sorunumuz yok.
Ve bu yüzden İran rejiminin değil mazlum İran halkının tarafındayız. Vicdanın, adaletin tarafındayız.
Hele hele terör devleti katil İsrailin ve ABD’nin sonuna kadar karşısındayız! Çünkü biliyoruz ki TÜRK-İSLAM Dünyasın en büyük düşmanları:
ABD ve terörist devlet İSRAİL’dir!
Şimdi bu iki tıyneti bozuk millet İran’a karşı haksız, hukuksuz bir savaş yürütüyor.
Peki ben bir Müslüman olarak ne yapacağım, kimin tarafında yer alacağım? Elbette tıyneti bozuk zalimlerin karşısında ve İran’ın yanında yer alacağım…Aksi. düşünülemez.
Ancakkk…İslam dünyasını karşısına almış, düşmanlarıyla görüşmeyi bile İstanbul’da yapmayı kabul etmeyen İran’ın yanında yer almaktan içim rahat mı? Hayır.
İran’daki Molla rejiminin elbette savunulacak yanı yok. Bununla birlikte ABD-İsrail saldırganlığının da hiç bir meşru zemini yok.
Öte yandan halkının kendi gücüyle kurulmayan bir düzenin kalıcı olması da düşük ihtimal…
Artık herkesin görmesi gerekir ki İran'ın savunduğu ŞİA inancı aslen Yahudi olan Abdullah Bin Sebe tarafından İslamiyet'i bölme adına ortaya atılmış bir fitnedir.
Bugünkü İran rejimi de Hazreti Ali döneminde kurulan bu oyunun devamını sağlayacak şekilde bugüne kadar Hristiyan dünyası tarafından fonlanmıştır.
İran bugün İslam coğrafyasında süregelen mezhep kavgalarının tek mucididir, tek sebebidir ve halen de Haçlı Dünyasının kendisine yüklediği bu görevi sürdürmektedir.
İran… Gazze’nin başını yedi. Filistin’deki katliamın tek sorumlusu İran’dır! Terör devleti İsrail’e karşı koyacak gücün yoksa Lübnan ve Filistin’de ki güçlerini katliamcı İsrail’e karşı kullanmayacaktı.
Almayan akıllara bir kez daha söyleyelim;
-İRAN’IN ŞİA MOLLA REJİMİ TÜRK DÜŞMANIDIR,
-İRAN’IN ŞİA MOLLA REJİMİ İSLAM DÜŞMANIDIR.
Bu iki gerçeği görmeyenler artık görmeli, bu iki gerçeği göremeyenler İran'ın değirmenine dolayısıyla Amerika'nın, İsrail'in, batının değirmenine su taşıdıklarını bilmeli.
-Atalarımız Selçukluların İran'ı fethetmeleriyle ülkenin idaresinin Türklere geçmesi FARSLARI derinden sarsmış, gururlarını kırmış ve üzülmekten öte yüzyıllarca KİN beslemişlerdir.!
-Asırlar boyu içlerinde gizledikleri fanatik Fars ırkçılığını ve Türk nefretini hep canlı tutmuşlardır.!
-Pehleviler ve Humeyni yönetimlerinde İran Devletinin kritik mevkiilerine Farslar yerleştirilmiştir.
-Humeyni Hareketi, Şah yönetimini devirmek için çoğunluğunu Türklerin teşkil ettiği Halkın Mücahitleri örgütü ile güç birliği etmiş ancak devrim başarılı olduktan sonra hedef tahtasına koyduğu mücadele ortağına karşı acımasız bir kıyım gerçekleştirmiştir.
-Halihazırda da İran'da Türkler,
Fars yönetiminin bitmeyen baskısına maruz kalmaktadırlar.
-Ülkenin en büyük nüfusunu oluşturan Türklere karşı böylesine tarihi bir kin besleyen Farsların hem ülkedeki ERMENİ azınlığa hem de Ermenistan terör devletine karşı idari ve siyasi uygulamalarında sergilediği inanılmaz sempati, ırkçı Fars ruhunu yakından tanımayanları şaşırtabilir ama İran tarihini iyi bilenleri asla...
-İstisnalar kaideyi bozmaz, İran Fars Devleti milleti münafık, iki yüzlü bir millettir. Adını İslam devleti koymuş fakat İslam'a en az VAHHABİLER kadar ihanet eden bir devlet ve güruhtur. Takiyyenin din olduğu bir topluluktur.!
-Bir mezhep düşünün ki tüm inancını “SAHABELERE SÖVMEK” üzerine oturtmuş ve ümmetin başına büyük bela!.
Yavuz Sultan Selim Cihan İmparatorluğu kurmak için yola çıktığında:
-Önce bu sapıkları tepelemiş, sonra Halifeliği devralmak için Mısır yolunu tutmuştu…
Ya hu...Selçuklular Batinilerle ve Fatimilerle daha sonra ki yıllar ve yüzyıllarda Osmanlılar Haçlı Dünyası ile mücadele ederken bu “mıymıntı ve kalleş” Farsiler, Doğu Anadolu’ya girerek Türk Milletine her daim sinsice saldırmışlardır.
-Her defasında yenilmelerine rağmen yüzyıllardır Türk Milletine olan kinleri devam etmektedir.
Başta Prof.Dr. Bahaadin ÖGEL ve Prof.Dr.Mehmet Altay KÖYMEN olmak üzere Dil-Tarih’de ki Hocalarımız derslerde (anfiler) ve odalarında ki konuşmalarında derlerdi ki;
-Tarihimizi iyi bilmek zorundayız.
-Tarih şuuru bir milletin geçmişte yaşadığı olayların hatırlanması ve kavranması ile oluşur.
-Türk milleti; kaderi bir, kederi bir, kararı bir, kalbi beraber çarpan beşeri ve maşeri asaletin timsalidir.
-Türklüğün mukadderat gerçeğine sınırlar çizilemez, muvaffakiyet gayesine engel çıkarılamaz, mutlak varlığına kara çalınamaz.
Bizde deriz ki;
Türk beklenendir, özlenendir, övülendir.
Bugün dünya üzerinde 34 farklı ülkede 78 ayrı şehitliğimiz vardır.
Kıtalardan bir sedayla taşan ayak izlerimiz, yerkürenin her köşesine bir sevdayla tutunan anılarımız vardır.
Halep’e, Musul’a bakınca gördüğümüz yurttur, Kerkük’ten Kıbrıs’a varıncaya kadar duruş Türk bakışıdır.
Tarihten ibret almak gerekir…Tarih okumak siyasetin laboratuvarı olduğu bir gerçektir.
İbn Haldun’un:
“-Suyun suya benzediği gibi mâzi ve gelecek de birbirine benzer" tespiti bu hakikati pekiştirmektedir.
Milli Şairimiz M. Akif'in;
-Târîh”i “tekerrür” diye ta’rîf ediyorlar;
Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi? dizeleri bu düşüncelerimizi daha da anlamlı hâle getirmiştir.
Bu itibarla, Milletimizin cevher-i asliyesindeki iman aşkını okumak ve yaşatmak en büyük görevlerimizdendir.
Ne diyor Atalarımız;
“Ne tale gaflete hu, zale devlete hu.!”
{Gafleti uzun olanın devleti yok olur.!}
Sultan 3.Murat’ın Kürdî Hicazkâr makamındaki ilahisindeki sözü ne de güzel;
“Uyan ey gözlerim gafletten uyan.”
Sadi ŞİRAZİ’nin dediği gibi “uyumuş, uyumuşları uyandıramaz, birinizin uyanık olması lazım.”
TURAN Milletine her zaman ve her şartta karşı ve kindar olan İRANÎ MÜNAFIKLAR kâfirlerden daha tehlikelidirler.
-Kâfir, pirincin içindeki siyah taş gibi sırıtır…Onu hemen tanırsın.
-Münâfık ise pirincin içindeki beyaz taş gibidir. Onu anca pilavı yerken dişiniz kırılınca anlarsınız.
Cenab-ı Allah…Turan/Türk Milletini, Farsi/İrani münafıkların, takiyecilerin şerrinden korusun inşallah…
SÖZÜN ÖZÜ CANLAR…Türkiye artık eski Türkiye değildir. Başta takiyeci İran ve İTÖ (İsrail Terör Örgütü) olmak üzere…Herkes hesabını kitabını buna göre yapsın…
Önce Hatay/Dörtyol’a, dünde Gaziantep/Şahin Bey’e düşen İran füzeleri için deriz ki;
-Dünyada artık hiçbir şey gizlenemiyor. Sizde olan yetenekler başkasında da var.
-Dolayısıyla camınıza taş atılmasını istemiyorsanız başkasının camına
taş atmayacaksınız.!
Meram Bağları’ndan;
SEVGİ ve MUHABBETLE
🌹🇹🇷🌹
10 Mart 2026
Taş Medreseli Tarih Öğretmeni;
ALİ KUZENCİK
