Muhittin GÜMÜŞ / TANRI DAĞLARI'NDAN


Uzun ve ince bir yol; Birliğe giden yol...

Uzun ince bir yolda Türk milletinin hedeflerine ulaşması için "pâbend/ayakbağı" olanları tarih affetmez.


Yola uzun ve ince diye çıkabilirsiniz ama dik mi yokuş mu, düz mü, inişli çıkışlı mı olduğunu yürüdükçe görürsünüz... 

Deveye sormuşlar...."İnişi mi seversin, yokuşu mu?" 

“-Düze kıran mı girdi?” diye cevap vermiş. 

Düzü herkes sever ama zahmetsiz aşılan yolların ve dağların da kıymeti olmaz.

 

 

Bu yol, kimi zaman nefesin yetiyorsa Tanrı Dağlarına çıkmak gibidir... Konya ovasında dümdüz koşarak gitmek gibidir... Karadeniz'de ormanda kaybolmadan yürümek gibidir... Pasinler'de at sırtında cirit, Aydın'da zeybek oynamak gibidir... Trabzon'da horon tepmek, Kırşehir'de gönüldağını söylemek gibidir. 

Birliğe ve dirliğe giden yolda lezzetler, acılar ve tatlılar bir arada olabilir…

Ayva gibi, nar gibi, kayısı-şeftali gibi, daldaki elma gibi, kiraz gibi, bağdaki üzüm gibi... Dağdaki ahlat, çördük, yaban elması gibi de olabilir…

Mildüzü'nden, Hazar'dan geçip Karakum'a çölde yürümek gibidir.…

Türkistan'dan Taşkent'e, Fergana'dan Alay'a geçerken ya yanarsın ya donarsın…

Velhasıl bu yolda yürümek Ferhat gibi dağları delmek gibidir…

Oradan öteye Ötüken' e çok yol var... Yeter ki bu uğurda ve bu ülküde sabredelim. 

O yüce dağlarda güven veren yoldaşların olsun ki güvendiğin dağlara hep kar yağmasın... 

Seninle yola çıkanlar seninle hedefe ulaşırsa ebedî birlik işte o zaman olur.

Nefesinin yetmediği yerde kim elini uzatmış sana, dikkat et... Kardeşini ve dost elini unutma!

Bizim birliğimiz sizin de hayrınızadır... 
Bir olan Allah nasip edecektir inşallah...

Türk dünyasının birliğinden, gücünden ve geleceğinden rahatsız olan iç ve dış vampir ruhlu Türk düşmanları mağlubiyetlerini geciktirmekle meşguller. 

Gündemi takip eden değil gündemi bizzat oluşturan Türkiye ve kardeş ülkelerin aygınlıktan aydınlığa, ataletten adalete, cehaletten hakikate giden yolu açıktır. Bunu kimse engelleyemez. Çatlasın düşmanlarımız. Sevinsin dostlarımız.

12 Kasım 2021 İstanbul
Türk Devletleri Teşkilatı'nın kurulduğu anlamlı tarihi sık sık vurgulayarak hatırlatmak gerekir…

Çünkü....
Çünkü diye başlayan cümleler çok…

Zaman zaman gürültü yapanlar olur, bazen de karnı guruldayanlar olur ülkemde. 

Baş ağrısı olanlar veya ayak bağı olanlar da yok değildir.

Ziya Paşa'nın dediği gibi "İslâm imiş devlete pâbend-i terakki/ Evvel yoğ idi işbu rivayet yeni çıktı" 

Devletin gelişmesine ayak bağı olan İslâm değil, onu layıkıyla yaşamayan ve ciddi anlamda kavramaktan aciz bedhahlar vardır. 

Türk'e, İslâm'a dolaylı biçimde saldıran münafıkların esasen efendilerine gönül borçları vardır. 

Hırsızı savunmak, lüzumsuz çığırtkanlık yaparak millî üretim mallarına boykot çağrısı vs. sabrı zorlayan pespayelik değilse nedir? 

İşportacı zihniyet ile müstakil bakkalın farkı vardır. İşportacılar kapkaççı gibidir. Müşterisinin emeği ve değeri önemli değildir. 

"Müstemleke kafalılar" sözünü boşuna kullanamıyoruz. 

Kin ve nefret dilini bırakıp insanî değerler üzerinden hayata ve olaylara bakmak şart. Siyasi zekâsı yetersiz olunca, bağırtlak, böğürtlek ve  döne döne rüzgâr gülü olanların hükmü benim ülkemde geçmez. 

Uzun ince bir yolda Türk milletinin hedeflerine ulaşması için "pâbend/ayakbağı" olanları tarih affetmez. 
...
Tanrı Dağlarından...
Muhittin Gümüş 
02.04.2025

YAZARLAR